"Kâinatın mecmuunda ve erkânında ve eczasında ve her mevcudunda bir intizam-ı ekmelin bulunması ve o memleket-i vâsianın tedvir ve idaresine medar olan..." İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
“BEŞİNCİ HAKİKAT: Kâinatın mecmuunda ve erkânında ve eczasında ve her mevcudunda bir intizam-ı ekmelin bulunması ve o memleket-i vâsianın tedvir ve idaresine medar olan ve heyet-i umumiyesine taalluk eden maddeler ve vazifedarlar birer vâhid olması ve o haşmetli şehir ve meşherde tasarruf eden isimler ve fiiller, birbiri içinde ve birer ve bir mahiyet ve vâhid ve her yerde aynı isim ve aynı fiil olmakla beraber, her şeyi veya ekser eşyayı ihataları ve şümulleri ve o ziynetli sarayın tedbirine ve şenlenmesine ve binasına medar olan unsurlar ve neviler, birbiri içinde ve birer ve bir mahiyet-i vâhide ve her yerde aynı unsur ve aynı nevi bulunmakla beraber zeminin yüzünü ve ekserisini intişar ile ihata etmeleri elbette bedahetle ve zaruretle iktiza eder ve delâlet eder ve şehadet eder ve gösterir ki:
"Bu kâinatın sâni’i ve müdebbiri ve bu memleketin sultanı ve mürebbisi ve bu sarayın sahibi ve bânisi birdir, tektir, vâhiddir, ehaddir. Misli ve naziri olamaz ve veziri ve muîni yoktur. Şeriki ve zıddı olamaz, aczi ve kusuru yoktur.”(1)
Bu paragrafı şöyle bir temsil ile izah etmeye çalışalım:
Harika bir nizamı, güzel kanunları, tedbir ve idaresi olan bir devlet düşünelim: Bu devletin her yerinde ve her köşesinde kanunları tatbik edecek polis ve jandarmaları bulunuyor. Bu polis ve jandarmaların üzerinde devleti temsil eden üniformaları, ülkenin her yerinde devletin birliğini ve tek hâkim olduğunu temsil ediyor.
Şayet ülke içinde farklı üniformalı polis ve jandarmalar başka kanunlarla halka hükmetmeye çalışsa, bir anarşi, karışıklık ve keşmekeş meydana gelir ve devletin kudret ve sultası tamamen kaybolur. Hiçbir irade yani devlet, yabanî ellerin idaresine karışmasını istemez ve kabul etmez, hatta bunu bir savaş sebebi sayar.
Devleti temsil eden bütün resmî müesseseler, devletin kudretinin bir nişanesi ve bir temsilidir. Mesela, devletin her bir yerinde adliye saraylarının olması ve aynı kanunlar ile idare edilmesi devletin "Adl isminin bir tecellisi" oluyor. Bunu diğer isimlere de tatbik edebiliriz.
Kâinat bir devlet, onda hükmeden yerçekimi, suyun kaldırma kuvveti gibi küllî kanunlar da devletin mükemmel nizamıdır. Bu da Cenab-ı Hakk’ın tedbir ve idaresini, terbiye ve mutlak hâkimiyetini, her şeyin dizgininin O’nun elinde olduğunu ilan ve ispat ediyor. Allah isim ve sıfatları ile her yerde ve her mahlûkun yanında hazır ve nazırdır, her şey O’nun dest-i kudretindedir.
Bir çiçeği, bir ağacı, bir böceği, bir insanı, bir kuşu; aynı güneş ile ısıtması, aynı bulut ile sulaması, aynı toprak ile beslemesi, aynı hava ile nefeslendirmesi, aynı kanunlarla tedbir ve idare etmesi, bütün isim ve sıfatlarının kâinatın her yerini kuşatması; Allah’ın mutlak hâkimiyetini, tek ve yekta İlah olduğunu kör gözlere dahi ilan etmektedir.
Bir çiçeğin mevzun ve mizanlı yaratılması ile bir yıldızın mevzun ve mizanlı bir şekilde gökyüzünde seyran etmesi de aynı ilahî tasarrufun altında olduklarını ilan ediyor.
(1) bk. Şualar, Yedinci Şua (Ayetü'l-Kübra).
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
Kâinatın erkânı nelerdir? İzah eder misiniz?
"Kâinatın erkânı" tabiri, varlık aleminin temel direkleri, esasları ve rükünleri anlamına gelmektedir.
"Erkân" kelimesi, Arapça kökenli olup "rükün" kelimesinin çoğuludur ve bir şeyin varlığının kendisine bağlı olduğu temel unsurlar, direkler manasına gelir. Risale-i Nur'da bu tabir, kainatı ayakta tutan ve tüm varlıkların kendisinden teşekkül ettiği ana maddeler ve temel yapıtaşları için kullanılır.
Risale-i Nura göre "kâinatın erkânı" denildiğinde başlıca şu unsurlar kastedilir: Anasır-ı Erbaa (Dört Unsur) yani hava, su, toprak ve ateştir. Bu dört unsur, canlı ve cansız tüm varlıkların terkibinde bulunan ve onların farklı özellikler kazanmasını sağlayan temel maddeler olarak görülmüştür.
Modern bilimin gelişmesiyle birlikte bu temel unsurların da kendilerinden daha küçük parçacıklardan oluştuğu anlaşılmıştır. Bu bağlamda, "kâinatın erkânı" kavramını daha geniş bir perspektifte ele almak mümkündür.
Risale-i Nur'da da "esir maddesi" gibi o dönemin bilimsel teorilerine atıflar bulunmakla birlikte, günümüz anlayışıyla bu erkân arasına şunlar da dahil edilebilir: Atomlar, elementler, temel parçacıklar (elektron, proton, nötron vb.)
"Beşinci Hakikat"te, kainatın sadece genelinde (mecmuunda) değil, aynı zamanda en küçük parçasında (eczasında) ve bu temel direklerinde (erkânında) dahi kusursuz bir düzenin var olduğuna dikkat çekiliyor. Yani, kainatı oluşturan temel unsurlar olan hava, su, toprak ve ateşten, onları meydana getiren atomlara kadar her seviyede mükemmel bir nizam ve intizam vardır. Mükemmel bir nizam ve düzende mükemmel bir nizam koyucu Allah’a işaret ediyor.