Gavs-ı Âzam Şeyh Geylanî'nin tavuğu diriltmesi hadisesini nasıl yorumlarsınız?
Değerli Kardeşimiz;
"Bir zaman, Hazret-i Gavs-ı Âzam (k.s.) Şeyh Geylânî'nin terbiyesinde, nazdar ve ihtiyare bir hanımın bir tek evlâdı bulunuyormuş. O muhterem ihtiyare, gitmiş oğlunun hücresine, bakıyor ki, oğlu bir parça kuru ve siyah ekmek yiyor. O riyazattan zaafiyetiyle, validesinin şefkatini celb etmiş. Ona acımış. Sonra Hazret-i Gavs'ın yanına şekvâ için gitmiş. Bakmış ki, Hazret-i Gavs, kızartılmış bir tavuk yiyor. Nazdarlığından demiş:"
'Yâ Üstad! Benim oğlum açlıktan ölüyor; sen tavuk yersin!..'
"Hazret-i Gavs tavuğa demiş: 'Kum biiznillâh!..' O pişmiş tavuğun kemikleri toplanıp tavuk olarak yemek kabından dışarı atıldığını, mutemet ve mevsuk çok zatlardan, Hazret-i Gavs gibi kerâmât-ı harikaya mazhariyeti dünyaca meşhur bir zâtın bir kerameti olarak, mânevî tevatürle nakledilmiş. Hazret-i Gavs demiş: Ne vakit senin oğlun da bu dereceye gelirse, o zaman o da tavuk yesin." (Lem'alar, 19. Lem'a, Üçüncü Nükte)
Hz. Gavs-ı Âzam’ın (k.s.) göstermiş olduğu bu hadise keramettir. Ehl-i sünnet itikadında da Allah dostlarının keramet göstermesi haktır ve bunun binlerce misali vardır.
Keramet; değerli, üstün, güzel ve ikram manasına gelir. Salih kullardan zuhur eden harikulade hâller demektir.
Keramet, Cenab-ı Hakk’ın sevgili kullarına bir ikramıdır. Keramet-i evliyada tereddüt ve şüpheye mahal kalmayacağına ehl-i-sünnet müttefiktirler.
Cenab-ı Hak, peygamberlerine davalarını ispat etmek için “mucize” verdiği gibi, veli kullarına da “keramet” dediğimiz bazı harika haller ihsan etmiştir.
Kalp; zikir, fikir, riyazet gibi esaslarla şeffafiyet kazanır, letafet kesbeder, hakikatler âlemine parlak bir ayna hâline gelir. Böylece bir kısım hakikatler ve birçok sırlar o kalbe akseder.
Keramet haktır, ancak o da Cenab-ı Hakk’ın iradesine bağlıdır. Bunda kulun iradesinin ve kudretinin bir tesiri yoktur.
“Keramet, mu’cize gibi Allah’ın fiilidir. Ve o keramet sahibi de kerametin Allah’tan olduğunu bilir ve Allah’ın kendisine hâmi ve rakip olduğunu da bilir.” (Mesnevi-i Nuriye, Onuncu Risale)
Kaldı ki mucize ve keramet misalleri Kur’an'da çokça bahsedilmektedir. Bütün peygamberler mucize gösterirken, evliyalar da keramete mazhar olmuşlardır.
“İbrahim Rabbine: «Ey Rabbim, ölüyü nasıl dirilttiğini bana göster!» demişti. Rabbi O'na: «Yoksa inanmadın mı?» buyurdu. İbrahim: «Hayır! İnandım, fakat kalbimin mutmain olması için (görmek istedim.)» dedi. Bunun üzerine Allâh Teâlâ: «Öyleyse dört tane kuş yakala, onları kendine alıştır, sonra (onları kesip parçala), her dağın başına onlardan bir parça koy! Sonra da onları kendine çağır; (bak nasıl) koşarak sana geleceklerdir. Bil ki Allâh Azîz'dir, Hakîm'dir.» buyurdu." (Bakara, 2/260)
Bu ayette de ifade edildiği gibi, fiili yaratan Allah, mazhar veya sebep olan ise makbul kullardır.
Hz. Gavs-ı Âzam (k.s.) kendi gücü ve iktidarı ile tavuğu diriltmiyor, Allah’ın hususi bir ihsanı sayesinde buna mazhar oluyor.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar