"Kâh Kur'ân hikmetine, kâh felsefe hikmetine aklını bindirip..." Kur'an hikmeti her şeye kâfi iken, neden felsefe hikmetine akıl bindiriliyor?
Değerli Kardeşimiz;
"Birinci âyet-i nur, Birinci Şua'da ispat edilmiş ki, on işaretle Risale-i Nur'a bakıyor; mucizâne, Kur'ân'ın o tefsirinden gaybî haber veriyor. Ve Risale-i Nur'a Nur namı verilmesine en birinci sebep olmasından, Yirmi Dokuzuncu Mektubun bir kısmında bir seyahat-i hayaliye temsilinde, bu acip âyetin nur kelimesinde, nun'u na'büdü mucizesi gibi bir mânevî mucizesinin beyanına binaen, Âyetü'l-Kübrâ risalesinde dünya seyyahı, Hâlıkını aramak, bulmak, tanımak için bütün kâinattan ve envâ-ı mevcudatından sorduğu ve otuz üç yolla ve kat'î burhanlarla Hâlıkını ilmelyakîn ve aynelyakîn bildiği gibi; o aynı seyyah, asırlarda ve arz ve semavat tabakalarında aklıyla, kalbiyle, hayaliyle gezen yorulmaz, tok olmaz, bütün dünyayı bir şehir gibi görüp teftiş ederek, kâh Kur'ân hikmetine, kâh felsefe hikmetine aklını bindirip geniş hayal dürbünüyle en uzak tabakalara bakarak, hakikatleri vâkide olduğu gibi görmüş, bizlere Âyetü'l-Kübrâ'da kısmen haber vermiş."(1)
Burada Kur’an ile felsefenin bir mukayesesi. Üstadımız Kur’an hikmetinin azametini göstermek adına, felsefeyi de tasvir ediyor ki, okuyanlar ikisi arasındaki farkı görebilsin. Yoksa sizin de ifade ettiğiniz gibi, Kur’an hikmeti tek başına kâfi ve vafidir.
Zaten Risale-i Nur'un en büyük usulü iman ve küfür muvazeneleridir. Yani Risale-i Nur iman ile küfrün mukayesesini birçok yerde yapıyor. Burada yapılan; bir seyahat-i hayaliye temsilidir. Yani Üstadımız hayalî bir temsil ile her iki mesleği etraflıca tasvir ediyor, ta ki iki meslek arasındaki azim fark idrak edilebilsin.
(1) bk. Şualar, On Beşinci Şua.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü