Risalelerde Türk kavimleri için "Vahşi" tabiri kullanılmış mıdır, varsa eğer kısaca izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Risale-i Nur'da Türkler için değil, Mançur, Moğol ve Tatarlar için "vahşi" ifadesi şu şekilde geçmektedir:

"Ve anarşistlik fikrinin tam yeri ise, hem mazlum kalabalıklı, hem medeniyette ve hâkimiyette geri kalan çapulcu kabileler olacak. Ve o şeraite muvafık insanlar ise, Çin-i Maçin'de kırk günlük bir mesafede yapılan ve Acaib-i Seb'a-i Âlemden birisi bulunan Sedd-i Çinînin binasına sebebiyet veren Mançur ve Moğol ve bir kısım Kırgız kabileleridir ki, Kur'ân'ın mücmel haberini tefsir eden Zât-ı Ahmediye (Aleyhissalâtü Vesselâm) mucizâne ve muhakkikane haber vermiş." (Şualar, Beşinci Şua)

"Hattâ rû-yi zeminin en meşhur seddi ve kaç günlük uzak bir mesafe tutan Sedd-i Çin'i, Kur'ân lisanıyla Ye'cüc ve Me'cücün ve tabir-i diğerle tarih lisanında Mançur ve Moğol denilen ve âlem-i beşeriyeti kaç defa zîrüzeber eden ve Himalaya Dağlarının arkasından çıkan ve şarktan garba kadar harap eden akvâm-ı vahşiye ve garetkâr milletlerin Hint ve Çin'deki akvâm-ı mazlumeye tecavüzlerini durdurmak için, o Himalaya silsilelerine yakın iki dağ ortasında uzun bir sed yaptığı ve o akvâm-ı vahşiyenin kesretle hücumlarına çok zaman mâni olduğu gibi, Kafkas dağlarında, Derbent cihetinde yine çapulcu, garetgîr akvâm-ı Tatariyenin hücumunu durdurmak için, Zülkarneyn-misal eski İran padişahlarının himmetiyle sedler yapılmıştır. Bu neviden çok sedler var. Kur'ân-ı Hakîm, umum nev-i beşerle konuştuğu için, zâhiren bir hadise-i cüz'iyeyi zikredip, umum o hadiseye benzer hâdisâtı ihtar ederek konuşuyor. İşte bu nokta-i nazardandır ki, Sedde ve Ye'cüc ve Me'cüce dair rivayetler ve akvâl-i müfessirîn ayrı ayrı gidiyor." (Lem'alar, On Altıncı Lem'a)

Üstad Hazretlerinin ifade ettiği gibi Moğollar, Tatarlar, Kırgızlar o zamanda vahşi ve yağmacı bir kavimdi. Bu vahşi ve yağmacı kavimlerin siyasi liderleri Cengiz Han ve Hülagu idi. Bu iki şahıs altıncı asrın deccallarıdır.

Tarihi hâdiseler, zamanın şartları içinde değerlendirilir. Bugünün kafası ve şartları ile tarihi hâdiseleri değerlendirmek, insanı yanlışa ve hataya götürür. Tarihte bazı kavimlerin zulüm ve çirkin işler yapması şimdiki kavimleri bağlamaz. Zira İslam hukukunda suçun şahsiliği esastır. Meselâ; geçmişte Hun Türklerinin yaptığı bir suç ya da hata sonraki ve şimdiki Türkleri zalim ve suçlu yapmaz.

Eski dönemlerde Özbek, Tatar ve Kırgız kavimleri Moğol istilasında mühim bir rol almışlar ve insanlık tarihinde büyük bir zulüm ve çirkinliğe imza atmışlarıdır. Şimdiki Özbek, Tatar ve Kırgız kavimlerini tenzih ederiz, zira eskide yapılmış bir hatayı şimdikilere yüklemek yanlış olur. Üstad Hazretlerinin böyle bir fikri de yoktur. Sadece tarihin naklettiği hâdiseler ve malumatlar ışığında bir yorumda bulunuyor, o kadar.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...