"Sedd-i Zülkarneyn gibi şeriat-ı garranın hakikatine iltica ve tahassun edilmezse, bu fırak-ı fesadiye, onların âlem-i medeniyetlerini zîr ü zeber edeceklerdir." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Birçok müfessir Hazreti Zülkarneyn’in yaptığı seddin, Çin Seddi olduğunu ifade etmişlerdir. Kur’ân'ın ifadesiyle Ye'cûc ve Me'cûc olarak isimlendirilen Mançur, Moğol ve Kırgız kabileleri, Hindistan ve Çin bölgelerinde yaşayan mazlum ve masum insanlara defalarca saldırıp vahşi bir şekilde öldürüyorlardı. Bu bozguncu ve çapulcu millet, Himalaya dağlarının arka taraflarında yaşamaktaydılar. Girdikleri yerde âdeta taş üstünde taş bırakmıyorlardı.

Bu zalim ve gaddar milletlerin zulüm ve tecavüzlerinden, orada yaşayan masum insanları korumak için Hz. Zülkarneyn Çin Seddi’ni yapmıştır. Böylece zalimlerin önüne duvardan bir perde ve zulümlerine karşı da taştan bir bina dikilmiş oldu. Daha sonraları Çin hükümdarları bu seddi genişletip uzatmışlar, zamanla bakımını yaparak bugüne kadar gelmesine vesile olmuşlardır.

Sedd-i Zülkarneyn, terim olarak mazlumların zalimlerden korunup kollanması için yapılan bir set oluyor. Şayet medeniyet İslam’ın sağlam ipine sarılmaz şeriatın sağlam kalesine ve seddine sığınmaz ise, fesat şebekeleri medeniyeti yerle bir edecektir. Sedd-i Zülkarneyn yani İslam’ın ilke ve kuralları, burada medeniyet ile fesat şebekeleri arasında bir koruma duvarı bir set oluyor.

Yani Sedd-i Zülkarneyn burada İslam şeriatı oluyor. Kim bu şeriatın dairesine girerse hem dünyası hem ahireti kurtulur deniliyor. Medeniyet de fesat şebekelerinden kendini korumak istiyorsa Sedd-i Zülkarneyn olan İslam’ın ilke ve kurallarını benimseyip tatbik etmesi gerekir.

Netice: Ye'cüc ve Me'cüc, tarihin derinliklerinde fesadın ve bozgunculuğun temsilcileri olmuştur. O günün şartlarında bu fesat ve bozgunculuk barbarlıkla, kan dökerek ve o dönemin medeniyetlerini altüst ederek gerçekleştirilmiştir. Bu fesadı önlemek ve mazlum mü'minleri muhafaza etmek maksadıyla Hz. Zülkarneyn geçilmez bir set inşa ettirmişti.

Günümüz şartlarında ise, Ye'cüc ve Me'cüc'ün gerçekleştirdiği fesadın çok daha ileri boyutlardaki akisleri komünizm ve özellikle anarşizmin neticelerinde görülmektedir. En derin darbeler ise maddi açıdan değil manevi açıdan gelmektedir.

Dinsizlik ve isyan görüşleriyle asrımız insanının kalp ve inanç dünyası çok derin yaralar almaktadır. İnkârcılığın önünde bir set teşkil eden Kur'an ve hükümleri, anarşizm gibi bir takım fikir akımlarının sonucu büyük yaralar almış, insanlar imansızlık gibi büyük bir manevi tehlikeyle yüz yüze gelmişlerdir. İnsanlar imanlarını kaybetmekte, bu kayıp o insanların ebedî hayatlarının kaybıyla sonuçlanmaktadır.

Manevi cihetten gelen bu dehşetli saldırılara ve bozgunculuğa karşı yine manevi bir set teşkil etmek gerekmektedir. Tıpkı Ye'cüc ve Me'cüc'ün maddi fesadının önüne yine maddî bir set kurulması gibi.

“Sedd-i Zülkarneynin tahribiyle Ye'cüc ve Me'cüclerin dünyayı fesada vermesi gibi, şeriat-ı Muhammediye (a.s.m.) olan sedd-i Kur'ânî'nin tezelzülüyle ve Ye'cüc ve Me'cücden daha müthiş olarak ahlakta ve hayatta zulmetli bir anarşilik ve zulümlü bir dinsizlik fesada ve ifsada başlıyor.” (Kastamonu Lâhikası, 103. Mektup.)

“Hristiyan dinini mağlup eden ve anarşiliği yetiştiren şimalde (kuzeyde) çıkan dehşetli dinsizlik cereyanı, bu vatanı manevi istilasına karşı Risale-i Nur, sedd-i Zülkarneyn gibi bir sedd-i Kur'ânî vazifesini görebilir.” (Emirdağ Lahikası-I, 63. Mektup)

İlave bilgi için tıklayınız:

- BEDİÜZZAMAN'IN ANARŞİ YORUMU

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...