"Ve bilhassa zihayattan insanın mahlukiyeti arkasında gayet aşikar bir tarzda o manevi teşahhus, o kudsi taayyün, sırr-ı tevhidle, imanla müşahede olunur." cümlesini nasıl anlamalıyız?
Değerli Kardeşimiz;
"Ve bilhassa zîhayattan insanın mahlûkiyeti arkasında gayet âşikâr bir tarzda o mânevî teşahhus, o kudsî taayyün, sırr-ı tevhidle, imanla müşahede olunur. Çünkü o teşahhus-u ehadiyetin esasları olan ilim ve kudret ve hayat ve sem' ve basar gibi mânâların hem numuneleri insanda var; o numunelerle onlara işaret eder. Çünkü mesela, gözü veren Zat, hem gözü görür, hem ince bir mânâ olan gözün gördüğünü görür, sonra verir."
"Evet, senin gözüne bir gözlük yapan gözlükçü usta, göze gözlüğün yakıştığını görür, sonra yapar. Hem kulağı veren Zat, elbette o kulağın işittiklerini işitir, sonra yapar, verir. Sair sıfatlar buna kıyas edilsin." (Şualar, İkinci Şua, Birinci Makam.)
Teşahhus; şahıslanma, tezahür etme, görünür hale gelme.
Taayyün; belli olma, ortaya çıkma.
Tahkikî iman ve hakiki tevhid sayesinde insan, her an Allah’ın murakabesi ve terbiyesi altında olduğunu asla unutmaz.
İşte insana bu hissi veren iman, tevhid ve ehadiyettir. Allah nasıl vahidiyet noktasından, her şeyin yanında hazır ve nâzır ise, ehadiyet noktasından da her ferdin yanında isim ve sıfatları ile hazır ve nâzırdır.
Ayet ve hadislerdeki teşbih de bu manaya işaret eder. İnsanın âleminde, Allah’ın rububiyet ve uluhiyeti, teşbihî ifadelerle müşahhas hale getiriliyor.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü