"Vücud-u harici gibi, o vücud-u ilmi dahi, hayat-ı umumiyenin manevi bir cilvesine mazhardır ki, mukadderat-ı hayatiye, o manidar ve canlı elvah-ı kaderiyeden alınır." İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
Bir insanın haricî vücudundaki bütün organların şekilleri, büyüklükleri, özellikleri, bedende bulundukları yer ve sair bütün halleri, ilahi kader ile tayin ve tespit edilmiştir.
Bu insanın ana rahminde geçirdiği dokuz aylık dönemin bütün safhaları, dünyaya geldiğinde annesinin sinesinde sütünü hazır bulması, bebeklik dönemini geçip çocuk olması, daha sonra genç olması, ihtiyarlaması, ölmesi de yine kader ile tayin edilmiştir. Bu safhaların her birini her dakika resmederek yan yana koysak, bunların tümünden hasıl olan bir “vücud-u ilmî” karşımıza çıkar. İnsanın mukadderat-ı hayatiyesi bu ilmî vücutların tamamından ortaya çıkar. Bu vücutlar, ölümden sonra da ebede kadar devam eder.
Bu ilmî vücutlar, “hayat-ı umumiyenin manevi bir cilvesine mazhardır.” Yani insanın büyümesi diğer insanlardan ayrı ve müstakil olarak tamamlanmakla birlikte, onun dünya hayatı boyunca karşılaşacağı bütün hadiseler, uğrayacağı imtihanlar, tanışacağı insanlar, onlardan göreceği yardımlar ve ihanetler ve daha böyle nice hadiselerin tamamı “hayat-ı umumiye”yi teşkil eder. Güneş'in her bir aynada bir tecellisi, bir cilvesi bulunması gibi, her insanın hayatına da bu umumi hayatın bir cilvesi akseder. İnsanın şahsi hayatı bu umumi hayat içinde şekillenir. İşte, “mukadderat-ı hayatiye”, bu canlı levhaların tümünden meydana gelir.
"Kader, ilmin bir nevidir ki, her şeyin manevi ve mahsus kalıbı hükmünde bir mikdar tayin eder. Ve o mikdar-ı kaderî, o şeyin vücuduna bir plân, bir model hükmüne geçer. Kudret icad ettiği vakit; gayet sühuletle o kaderî mikdar üstünde icad eder." (Lem’alar, Yirmi Üçüncü Lem’a, Hatime.)
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar