"Habib’in gözünde yerleşen bir zerrenin, unsur-u havadan veya unsur-u türabdan o garip, acip tavırlarda, inkılâplarda yaptığı muntazam hareket"i izah eder misiniz, burada kimden bahsediliyor?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İşte bütün bu nizamlar, bu kanunlar, bu intizamlar, hep bir kast, bir irade, bir hikmetten çıkıyor. Evet, meselâ Habib'in gözünde yerleşen bir zerrenin, unsur-u havadan veya unsur-u türabdan o garip, acip tavırlarda, inkılâplarda yaptığı muntazam hareketinden anlaşılır ki, o zerre, toprakta iken Habib'in gözüne tayin edilmiş ve bir memur gibi mahall-i memuriyetine muntazaman i'zam kılınmıştır (yükseltilmiştir)."(1)

Allah, kâinata terakki ve tekemmül verdiğinden, hiçbir şey yeknesak, hareketsiz ve sabit olarak yerinde kalmıyor; devamlı hareket ve terakki içinde kâinatı çalkalıyor. Her şey için bir kemal noktası tayin etmiş, oraya varana dek zerreler tahrik ediliyor.

Hareket ve kemal ise, basitten mükemmele doğru olduğundan, her şey basitten mükemmele doğru gidiyor ve ilerliyor. Mesela bir çocuk, ilk olarak ilkokulda nurlanır, sonra ortaokul, lise, yüksek okul ve hakeza mükemmele doğru ilerleyip gider.

Aynen misaldeki gibi, zerre de basitten mükemmele doğru nurlanarak gider. Başlangıçta, camid bir varlık bünyesinde talim eder, sonra hayatlı bir vücuda girer, sonra ruhlu bir mertebeye çıkar. En nihayetinde, şuurlu bir mevkiye ulaşır. Yani insan vücuduna nefer olur. Ve oradan da beyin, kalp gibi yukarılara doğru ilerler. Bedene giren zerreler iman ve ibadet ile nuraniyet kazanmış ise, her bir zerre ile görür, her bir zerre ile işitir. Bu manaya işaret eden Peygamber Efendimiz (asm), arka tarafını, ön taraf gibi gördüğüne dair rivayetler mevcuttur.(2)

Hulasa; zerrelerin bu terakki yolculuğu ve serüveni, tesadüfün bir oyuncağı olarak değil, kaderin bir planı olarak devam ediyor. Kader bu zerrelere bir yol ve kalıp tayin ediyor, zerreler de kaderin bu çizdiği yola ve kalıba uygun harekete ediyor.

İkinci sualinize cevap: Molla Habib Üstad Bediüzzaman’ın Van’daki talebelerindendi ve ilk kâtibiydi. Ta’likât isimli risalenin kâtibiydi. Pasinler Cephesinde Ruslara karşı savaşırken, Üstad Hazretleri, kendisine kâtiplik yapan Molla Habib’e "Defteri çıkar!" diyerek at üstünde İşârâtü’l-İ’câz isimli eserini yazdırmıştı.(3)

Dipnotlar:

(1) bk. İşârâtü'l-İ'câz, Bakara Sûresi, 4. Ayet Tefsiri.
(2) bk. Buhari, Ezan, 71-72; Müslim, Salat, 125 (434); Nesaî, İmamet, 27.
(3) bk. Emirdağ Lahikası-II, 151. Mektup (En Son Ders).

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 4.108
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...