Nur talebelerine tavsiye edilen tesbihat, uzun olan mı? Eksik yapmanın sakıncası var mı; şirket-i maneviye dâhil olur muyuz?

Nur talebelerine tavsiye edilen tesbihat, uzun olan mı? Eksik yapmanın sakıncası var mı; şirket-i maneviye dâhil olur muyuz?
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Üstad Hazretleri Risale-i Nur'a talebe olmanın vasıflarını açıkça belirtmiştir. Biz bu vasıfları hayatımıza tatbik edersek, talebeliği ve şirket-i maneviyeye iştiraki kuvvetle umut edebiliriz. Ama gurur ve enaniyete düşmemek için daima talebe namzedi gibi hareket etmek en güzelidir.

Talebelik vasıflarını haiz olan birisi zaten şirket-i maneviyeye tabidir. Yalnız mühim bir husus, cemaatle irtibatı koparmamaktır. Zira bu zamanda insanın şahsi bir gayret ve çaba ile hizmet edip kendisini muhafaza etmesi çok zordur. Cemaat bu hususta fitili koruyan cam bir fanus gibidir. Fanus olmazda fitilin ateşi çabuk söner. İnsanın şahsi ilmi ve gayreti ne kadar sağlam da olsa cemaatin kuvvetine yetişemez ve bu yüzden cemaate muhtaçtır. Şirket-i maneviye zaten cemaat ile olan bir şeydir, cemaati terk eden şirketi de terk etmiş olur.

Talebeliğin, dolayısı ile manevî şirkete tabi olmanın şartlarını Üstad Hazretleri şu şekilde beyan etmiştir:

"Talebeliğin hâssası şudur ki: Yazılan Sözlere kendi malı gibi sahip olmalıdır. Kendisi telif etmiş ve yazmış nazarıyla bakıp neşrine ve ehil olanlara iblâğına çalışmaktır."(Barla Lâhikası, 252.Mektup)

Üstad Bediüzzaman Hazretleri çeşitli sohbetlerinde (meal olarak) şöyle demiştir:

"Tesbihatta, ´Sübhanallah, Elhamdülillah, Allahu Ekber' derken kalbi hüşyar bir mü'min o vakitte namaz kılan, ´tesbihat eden milyonlar mü'minler cemaatı arasına manen girer, onlarla beraber söyler. Hatta daha ileri gitse bütün zaman ve mekânlardaki mü'minlerle beraber olarak, ortada Resûl-i Ekrem (a.s.m.) sağında enbiyalar, solunda evliyalar ve bütün müminler beraber tesbihat edebilir."(Son Şahitler, Mustafa SUNGUR Ağabeyin Hatıraları, IV/15-91)

Bu kadar sevablı bir ibadeti kaçırılmaması ve şirketi maneviyede yer alabilmek için farz namazlarından sonra bu tesbihatların yapılması çok mühimdir.

“Kardeşlerimizden birinin namaz tesbihatında tekasül göstermesine binaen dedim; Namazdan sonraki tesbihatlar tarikat-i Muhammediyedir (asm) ve velâyet-i Ahmediye (asm) diyenin bir evradıdır. O noktadan ehemmiyeti büyüktür. Demek tesbihat-ı salâtiyenin çok ehemmiyeti var.” (Kastamonu Lahikası, 70. Mektup)

Bu ifadeler meydanda iken "Tesbihatın bir kısmını yapmasanız da olur" diye bir beyanda bulunmak ağır bir vebal olur.

"Şu kısa tarîkın evrâdı, ittibâ-ı sünnettir; ferâizi işlemek, kebâiri terk etmektir. Ve bilhassa, namazı tâdil-i erkân ile kılmak, namazın arkasındaki tesbihâtı yapmaktır." (Sözler, Yirmi Altıncı Söz, Zeyl.)

Bunun yanında beş vakit namazı kılmak ve ardından tesbihatı yapmak ve büyük günahları işlememek talebeliğin zaruri şartlarıdır. Bu şartları yaparsak inşallah Nur talebesi vasfını kazandığımız gibi, şirket-i maneviye de iştirak etmiş oluruz.

Tesbihatları vakit yok diyerek terk etmek Nur talebesine yakışmaz. Vakit namazlarının arkasından yapılan uzun tesbihatlar en fazla beş dakikamızı alır. Dünyanın adi ve basit işlerine vakit ayırırken, ebedî saadetin vesikaları hükmünde olan böyle mübarek ve bereketli ibadetleri terk etmek ciddiyet ve sadakat ile bağdaşmaz.

Kaldı ki, cemaatin şahsı manevisi ile tesbihat vasıtası ile irtibat kuruyor ve manevî desteklerini bu kanal üzerinden elde etmiş oluyoruz. Zira tesbihat içinde geçen isimler intisabımızı ve bağlığımızı adeta bildiriyor ve beni unutmayın, ben buradayım hatırlatmasını yapıyor denebilir.

Diğer yandan, bizim cemaate olan manevî desteğimiz yine bu tesbihat üzerinden sağlandığı içindir ki, Üstadımız tesbihatı şart koşmuştur.

Burada anlatılan namazın arkasındaki tesbihat, kısa tesbihat olabileceği gibi "uzun tesbih" da olabilir. Ama uzun tesbihat olması daha muvafıktır. Çünkü bu tesbihatta şahs-ı manevinin duaları mevcuttur. Karşılıklı olarak yapılacak manevî dualar bu sayede tahakkuk etmektedir.

Gerek Üstad'ımıza ve gerekse birbirimize bu vesileyle dua kapıları açılmış olmaktadır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Okunma sayısı : 36.154
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Ziyaretçi (doğrulanmadı)
Zaten uzun dediğimiz tesbihatta Sünnet-i Seniyye esaslıdır. Efendimiz'in.a.s.m. yaptığı dualardır. Üstadımız r.a. bunları tanzim etmiştir.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
nnezih

uzun tespihat peygamber efendimizin a.s.m. sünneti seniyyesidir. sonradan kısalmış kısa tespihat olarak günümüze gelmiş olabilir.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
hadice
tesbihatta anlatılan ifadeleri anlayabilen için uzun yada kısa değil aslında hiçbirşey kafi gelmiyor.İnşallah Allah bizlere layıkı ile tesbihat ve zikirlerimizi nasip eder.Maneviyatı yaşama temennisi ile.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
sami
9. Sözde; Demek tesbih ve tekbir ve hamd, namazın çekirdekleri hükmündedirler. Ondandır ki, namazın harekât ve ezkârında, bu üç şey, her tarafında bulunuyorlar. Hem, ondandır ki, namazdan sonra, namazın mânâsını te'kid ve takviye için şu kelimât-ı mübâreke, otuz üç defa tekrar edilir. Namazın mânâsı, şu mücmel hulâsalarla te'kid edilir. deniliyor. Yani mümkün olduğu kadar uzun tesbihatı yapmaya çalışmak gerekiyor ama çok sıkışık zamanlarda da en azından kısa tesbihatı terk etmemek gerekiyor. diye anlıyorum. Bir abimiz uzun tesbihat için; çok sıkışıksanız bir saat sonra yapın demişti.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
kusburnu29
Nur talebeleri için uzun tesbihat olduğu şeklinde anlıyorum.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
mg34

Kısa tesbihat dediğimiz olay bizzat hadiste geçer. Bunu yapan sünneti yerine getirmiş olur. Vakti olan uzun tesbihatı da yapar.

İlla da uzun yapılması gerekir diye bir şart koymak doğru değildir.

Vakti olmayana kısası da makbuldür. Diye düşünüyorum

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
mg34

Camilerde yaptığımız kısa tesbihat yetmez mi ? Böyle yapmakla sünnet yerine zaten gelmiş olmuyor mu ? Üatad ben şafiyim onun için tesbihatı uzun yapıyorum diyor. Halbuki biz hanefiyiz. Camilerde yaptğımız tesbihat nur talebeliği için yeterli değil mi ?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale
Biz uzun tesbihat olarak anlıyoruz. 
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
mg34

Üstad tarikat viirdlerine karşı sünnete daha esas tutarken hatta lemalarda bu konu ile alakalı "Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'dan mervî olan kelimat nurludur, sünnet-i seniye şuâı ile parlıyor." diyor. 

namaz sonrası 33 er defa zikrermek ve 100. De la ilahe illaahu vahdehu la şerikeleh...ilaahir

Demek resulden mervi olan kelimattır.

Bunu yapınca sünnet yerine gelmiş olur.

Üsttad da sünneti esas ittaz ediyorsa . Nur talebeliği esasları olarak yani o 4 hatve içinde uzun illaki uzın tesbihat olarak anlamak isbetli bir yaklaşım değildir.

Sünnetin yerine gelmesi üstadın davası için kafi değil midir. ? 

Merak ettim açıkçası

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale
Burası yoruma açık olduğu için kesin bir şey söylemek zor bu yüzden biz kendi şahsi kanaatimizi ifade ettik. 
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
artiha

Tespihata dikkat etmeyen bir nur talebesinden umulmadık hâlât südur edebilir

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...