"Şimdi, şu hadsiz pencerelerden, elbette haddimizin fevkinde olarak bahse girişemeyeceğiz." Devamıyla izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

“Haddimizin fevkinde” ifadesi hem bir tevazu nişanesi, hem de vücud ve vahdaniyet delillerinin sonsuzluğuna işaret olarak anlaşılabilir.

“Namazdan sonraki tesbihatın otuz üç aded-i mübarekine muvafık olmak için” ifadesinin Üstad Hazretlerinin şu dersiyle yakın alakası olduğunu düşünebiliriz:

"Dördüncü kelime-i kudsiye: اَلطَّيِّبَاتُ ِللّٰهِ’dir. Risale-i Nur'un çok hakikatleri namaz tesbihatında ihtar edilmesi hikmetiyle, hem Fâtiha'nın, hem teşehhüdün kelimelerinin hakikatlerini kısa işaretlerle beyan etmeye, âdeta ihtiyarsız sevk edildim." (Şualar, On Beşinci Şua, İkinci Makam Tahiyyat Bahsi)

Üstad'ın bu ifadeleri Otuz Üç Pencere’nin yazılmasında da tahakkuk etmiş olabilir. Zaten bir başka dersinde Nurların “ekseriyet itibariyle sünuhat” olduğunu beyan etmiş bulunuyor.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 4.597
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Kullanıcı

Bediüzzaman Said Nursî, Sözler adlı eserinde özellikle **“Otuz Üç Pencere”**yi (Otuz Üçüncü Söz, Otuz Üçüncü Mektup içinde) namazdan sonraki tesbihatın 33’lü yapısı ile ilişkilendiriyor.

Namaz tesbihatında:

33 defa Subhanallah,

33 defa Elhamdülillah,

33 defa Allahu Ekber deniliyor.

Bediüzzaman, bu 99’luk zikrin “mübarek adedine muvafık” olacak şekilde Sözler’deki pencereleri de 33 olarak tertip ediyor. Böylece Kur’ân’ın hakikatlerini akıl ve kalbe pencere açan bu bahisler, zikrin sayı düzeniyle de bir manevî uyum oluşturuyor.

Yani:

Otuz üç adet Sözlerin sayısı (33) sadece rastgele bir tercih değil, namaz tesbihatıyla bilinçli bir irtibat kurularak seçilmiş.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...