Allahümme Salli ve Barik dualarında Peygamber Efendimiz'in Hz. İbrahim'e benzetilmesinin sebebi nedir acaba?
Değerli Kardeşimiz;
Aynı sual Altıncı Şua olan Teşehhüd bahsinde sorulmuş ve cevabı verilmiştir. Şöyle ki:
"Teşehhüd âhirinde اَللّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى اِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ اِبْرَاهِيمَ deki teşbih, teşbihlerin kaidesine uygun gelmiyor. Çünki Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm, İbrahim Aleyhisselâm'dan daha ziyade rahmete mazhardır ve daha büyüktür."
"Hazret-i İbrahim Aleyhisselâm, gerçi Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm'a yetişmiyor. Fakat onun âli, enbiyadırlar. Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm'ın âli, evliyadırlar. Evliya ise, enbiyaya yetişemezler. Âl hakkında olan bu duanın parlak bir surette kabul olduğuna delil şudur ki:"
"Üçyüzelli milyon içinde Âl-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm'dan yalnız iki zâtın; yani Hasan (R.A.) ve Hüseyin'in (R.A.) neslinden gelen evliya, -ekser-i mutlak- hakikat mesleklerinin ve tarîkatlarının pîrleri ve mürşidleri onlar olmaları, عُلَمَاءُ اُمَّتِى كَاَنْبِيَاءِ بَنِى اِسْرَائِيلَ hadîsinin mazharları olduklarıdır. Başta Cafer-i Sadık (R.A.) ve Gavs-ı Azam (R.A.) ve Şah-ı Nakşibend (R.A.) olarak herbiri, ümmetin bir kısm-ı azamını tarîk-ı hakikata ve hakikat-ı İslâmiyete irşad edenler, bu âl hakkındaki duanın makbuliyetinin meyveleridirler."(1)
Üstad Hazretlerinin bu ifadelerinden açıkça anlaşıldığı gibi, Salli-Barik dualarındaki teşbih Hz. Muhammed (asm)'ı, Hz. İbrahim (a.s.)'a değil, Hz. Muhammed (asm)'ın âlini, Hz. İbrahim (a.s.)'ın âline teşbih edilmesine bakıyor. Çünkü Hz. Muhammed (asm) Hz. İbrahim (a.s.)'dan üstün olduğu gibi; Hz. İbrahim (a.s.)'ın âli de, Hz. Muhammed (asm)'ın âlinden üstündür.
Hz. Muhammed (asm)'ın âli, Hz. Ali, Hz. Fatıma, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin (r. anhum) ve onların soyundan gelen evliyalardır. Hz. İbrahim (a.s.)'ın âli ise, Hz. İsmail (a.s.), Hz. İshak (a.s.), Hz. Yakub (a.s.), Hz. Yusuf (a.s.) gibi enbiyalardır. Evliya ise, enbiyaya yetişemez.
Bu duanın kabul olmasının delili de; Resul-i Ekrem Efendimiz (asm)'in “Ümmetimin alimleri Benî İsrail'in peygamberleri gibidir” hadisine mazhar olan tarikat pirlerinin ve mürşidlerin ekserisinin Âl-i beyt'ten olmalarıdır.
(1) bk. Şualar, Altıncı Şua.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
Yani bu duadan maksat hz peygamber s.a.v kendi ehlininde Hz ibrahimin ehli gibi bereket ve rahmete mazhar olmasını istemesi ve bu duanın kabul olacağı bildirildiği için taleb edip bu nurlu yolun ehliyle devam etmesimidir?
Bu sual, namazlardaki "Salli ve Barik" dualarında Hz. Muhammed (asm) için Hz. İbrahim (as) gibi bereket ve rahmet istenmesinin hikmetini sorgular. Risale-i Nur Külliyatı'ndaki Lem'alar eserinde (İkinci Nükte) bu durum şu şekilde izah edilir:
Temel Sır: Vesile ve Netice İlişkisi
Hz. Muhammed (asm), Hz. İbrahim’in (as) duasının bir neticesidir. Bir ağacın meyvesi, o ağacın kökündeki potansiyelin en mükemmel ve cami (kapsamlı) halidir. Hz. İbrahim (as) İslamiyet'in temellerini ve haniflik yolunu temsil ederken; Hz. Muhammed (asm) bu yolun en yüksek zirvesi, bütün esma-i ilahiyeye en azami derecede mazhar olan son halkasıdır.
İkinci Nükte'nin Kısa Özeti
Burada asıl anlatılan, makam farkı değil, bir davanın tekemmülüdür.
Hz. İbrahim (as), bir silsilenin piri ve ulu’l-azm bir peygamber olarak "rahmet" deryasının kapısını açmıştır.
Hz. Muhammed (asm) ise o rahmet deryasının içine girmiş, onu bütün alemlere yaymış ve "Rahmeten lil-Alemin" ünvanını almıştır.
Duanın "Hz. İbrahim'e yapıldığı gibi..." şeklinde gelmesi, o büyük zatın davasının ne denli bereketli sonuçlar verdiğini (yani Hz. Muhammed gibi bir nuru meyve verdiğini) ilan etmek ve bu büyük rahmetin devamını dilemek içindir.
Özetle; biri müjdecidir, diğeri o müjdenin bizzat kendisidir. Meyve, kökten daha mükemmel ve cami olduğu için Hz. Muhammed (asm) rahmete daha ziyade mazhardır.