"Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, Hazret-i Ali'nin (r.a.) hilafetini arzu etmiş. Fakat... Murad-ı İlahi başkadır. O da arzusunu bırakıp murad-ı İlahiye tabi olmuş." İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
Bu ifadeler sadece Üstad'ın kendi şahsi fikri değildir; Ehl-i sünnetin görüşünün bir özetidir:
“Ehl-i Sünnet ve Cemaat der ki: 'Hazret-i Ali (r.a.) Hulefâ-i Erbaanın dördüncüsüdür. Hazret-i Sıddık (r.a.) daha efdaldir ve hilafete daha müstehak idi ki, en evvel o geçti.'" (Lem'alar, Dördüncü Lem'a)
Şu ifade de bir nakildir:
"Âl-i Beytten bir kutb-u âzam demiş ki: 'Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, Hazret-i Ali'nin (r.a.) hilâfetini arzu etmiş. Fakat gaipten ona bildirilmiş ki, murad-ı İlahi başkadır. O da arzusunu bırakıp murad-ı İlahiye tabi olmuş.'" (Mektubat, On Dokuzuncu Mektup, Beşinci Nükteli İşaret)
Hz. Ali’ye iki cihetten bakmak lazım: Bir ciheti kendi şahsî kemalatı; diğer ciheti ise Âl-i Beyt denilen nurlu kafilenin kemalatının temsilcisi olmasıdır. Şahsi kemalat açısından “Bütün ehl-i hakikat, Hazret-i Ebu Bekir ve Hazret-i Ömer'i (r.a.) takdim ediyorlar (daha önde buluyorlar). Hizmet-i İslâmiyet'te ve kurbiyet-i İlâhiyede makamlarını daha yüksek görüyorlar.”
"İkinci nokta cihetinde, Hazret-i Ali (r.a.) şahs-ı mânevî-i Âl-i Beytin mümessili ve şahs-ı mânevî-i Âl-i Beyt bir hakikat-i Muhammediyeyi (a.s.m.) temsil ettiği cihetle, muvazeneye gelmez." (Lem'alar, Dördüncü Lem'a)
Peygamber Efendimizin (asm.) Hz. Ali’ye olan muhabbeti ve ilgisi Hz. Ali’nin sırf şahsi kemalatı açısından değil, aynı zamanda temsil ettiği Âl-i Beyt adınadır.
Habib-i Kibriya Efendimizin (asm) Hz. Ali’nin halife olmasını arzu etmesi sadece kan bağından dolayı değildir. Zira bu, "Allah katında en şerefliniz, en ziyade takva sahibi olanınızdır." (Hucurat, 49/13) hakikatine zıttır.
Üstad Hazretleri bunu sebebini de şöyle izah ediyor:
"Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, gayb-âşinâ nazarıyla görmüş ki, Âl-i Beyti, âlem-i İslâm içinde bir şecere-i nuraniye hükmüne geçecek. Âlem-i İslâmın bütün tabakatında, kemâlât-ı insaniye dersinde rehberlik ve mürşidlik vazifesini görecek zatlar, ekseriyet-i mutlaka ile Âl-i Beytten çıkacak." (Lem'alar, Dördüncü Lem'a)
Bu yüzden Al-i Beytin başı olan Hz. Ali’ye ilgi göstermiş. Bu hakikati teyid eden mükerrer rivayetlerde ferman etmiş:
"Size iki şey bırakıyorum; onlara temessük etseniz necat bulursunuz: biri Kitabullah, biri Âl-i Beytim." (Tirmizî, Menâkıb: 31; Müsned, 3/14, 17, 26)
Çünkü Sünnet-i Seniyyenin menbaı ve muhafızı ve her cihetle iltizam etmesiyle mükellef olan, Âl-i Beyttir.
İlave bilgi için tıklayınız:
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
İmamı rabbani hazretlerinin mektubatinda Abdülkadiri Geylaniden böyle bir rivayet nakledilmektedir. Allah'u a'lem bu kutbu azam Abdülkadir Geylani hazretleridir.
Hz. Ali (ra), hilafete eş değerde liyakat kesbetse, feragat ederdi. Makam meraklısı olmadığı için şahsi fedakarlık yapar. Eğer daha iyi ise, hilafeti terk etmek, vazifeden kaçmak anlamına gelir. Halifelik vazifesine nakise gelecek olsa, hilafet iddia ederdi. Tâbi olması, en büyük gösterge
Âl-i Beytten bir kutb-u âzam demiş ki: Bu kimdir ayrıca nerede geçiyor kaynak olarak
açıklarmısınız
1. Bu Zat Kimdir?
Risale-i Nur külliyatında bu tür ifadelerle işaret edilen ve "Âl-i Beytten bir kutb-u âzam" vasfıyla anılan zatın Seyyid Şerif Cürcani olduğu kabul edilir.
Seyyid Şerif Cürcani, İslam düşünce tarihinde hem derin bir alim (kelam, dil, mantık) hem de Ehli Beyt neslinden gelen büyük bir veli olarak tanınır. Kendisi meşhur eseri Şerhu’l-Mevâkıf’ta ve diğer bazı teliflerinde Sahabe dönemi meselelerine ve hilafet konusuna ilmi ve manevi bir perspektif getirmiştir.
2. Kaynak ve Bağlam
Söz konusu ifade, sorunuzda da belirttiğiniz üzere On Dokuzuncu Mektup (Mucizat-ı Ahmediye), Beşinci Nükteli İşaret içerisinde yer alır.
Bu bölümün temel konusu, Hz. Peygamber’in (a.s.m.) gayba dair verdiği haberler ve İslam tarihindeki bazı siyasi olayların hikmetleridir. Metnin bağlamı şu noktaları açıklar:
Arzu ve Takdir: Resul-i Ekrem'in (a.s.m.) Hz. Ali'ye olan derin muhabbeti sebebiyle onun hilafetini arzu etmesi insani ve şefkat eksenli bir eğilimdir.
Murad-ı İlahi: Ancak vahiyle veya ilhamla, ümmetin o günkü sosyal yapısı ve gelecekteki maslahatı için ilk üç halifenin (Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman) öne geçmesinin takdir edildiği bildirilmiştir.
Teslimiyet: Bu bilgi üzerine Peygamber Efendimiz kendi arzusunu bırakıp tamamen Allah’ın iradesine tabi olmuştur.
3. Neden Seyyid Şerif Cürcani?
Üstad, eserlerinde genellikle "bir ehli tahkik", "bir kutbu azam" gibi ifadeler kullanarak isim zikretmekten ziyade hakikate odaklanır. Ancak Risale-i Nur talebelerinin sorduğu benzer sorulara verilen şerhlerde ve Nur müellifinin diğer atıflarında, bu perspektifin Seyyid Şerif Cürcani’nin meşhur eserlerindeki izahlarla örtüştüğü belirtilir.
Özetle; bu ifade, Hz. Ali’nin manevi makamının yüceliği ile kaderin hükmü arasındaki o ince dengeyi açıklamak için kullanılır.
Ayrıca Şunu demek istedim bu metin bir ali beytten bir kutbu Azam bu metin hangi kaynakta geçmektedir
seyyid Şerif cürcaninin şerhul mevakıfındamı
yer kaynak olarak neresidir