"Demek, nizamı nizam eden, saadet-i ebediyedir. Öyle ise, nizam-ı âlem, saadet-i ebediyeye işaret ediyor." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İnsan, ebed için yaratılmıştır. Onun hakiki lezzetleri, ancak marifetullah, muhabbetullah, ilim gibi umur-u ebediyededir."(1)

Kâinat ağacının meyvesi olan insan bu dünya için yaratılmış olamaz. Çünkü meyve, ağaç ötesi içindir. Ahiret olmasa, bu insan meyvesi, kendi ağacı içinde defnedilmiş gibi olur.

İnsanın kalbini, aklını ve vicdanını dünya hayatı doyurmaz. Onun hakiki lezzetleri “ancak marifetullah, muhabbetullah, ilim gibi umur-u ebediyededir.” İnsan bu ulvi değerlerde terakki etmekle Üstadımızın ifadesiyle “cennete layık bir kıymet” almış olur.

Kısacası, kâinattaki nizam insanı netice vermekte ve insanın cennete layık bir kıymet almasıyla da kâinat bir mana kazanmaktadır. Aksi halde; kâinattaki nizam, esassız ve manasız olur.

“Öyle ise, nizam-ı âlem, saadet-i ebediyeye işaret ediyor."

1) bk. İşârâtü’l- İ'caz, Bakara Suresi 25. Ayet Tefsiri.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

vazifedarbiryolcuyum

Nizamı nizam eden, saadet-i ebediyedir kısmını nasılsın anlamalıyız? Nizam-ı alem nasıl saadet-i ebediyeye işaret etmiş oluyor? Nizamı nasıl anlamalıyız yani burada?

1
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale

1. "Nizamı nizam eden, saadet-i ebediyedir" ne demektir?

Buradaki nizam, kainatta atomlardan galaksilere, insan vücudundaki hücrelerden ekosistemlere kadar her şeyin birbiriyle uyum içinde, gayeli ve hikmetli bir şekilde işlemesidir.

Düzenin gayesi: Bir fabrikada çok karmaşık makineler, kusursuz bir çark sistemi ve mühendislik harikası bir nizam kurulmuşsa, o nizamın tek bir amacı vardır: Ürün üretmek ve bir netice elde etmek.

Eğer o devasa fabrika hiçbir ürün vermeyecek, hiçbir netice doğurmayacak ve sonunda hepsi hurdaya çıkıp yok olacaksa, o ortadaki düzensizlik değil belki "yalancı ve manasız bir karmaşa" olur.

Kainattaki nizam da öyledir; bu kadar hikmetli, kusursuz ve sanatlı işleyen bir düzen, sadece geçici ve fani bir dünya hayatı için kurulmuş olamaz. Çünkü dünya hayatı çok kısa, eksik ve acılarla doludur. Eğer ölümle her şey yok olsaydı, bu kadar muazzam bir nizam manasız, haksız ve zulümleşirdi. Demek ki bu nizamı gerçek anlamda bir nizam (anlamlı ve adaletli bir sistem) yapan, arkasındaki saadet-i ebediye (ebedi mutluluk ve ahiret yurdu) hakikatidir. Ahiret olmasaydı bu düzenin bir anlamı kalmazdı; bu yüzden nizamı manalandıran ve ayakta tutan saadet-i ebediyedir.

2. Nizamı burada nasıl anlamalıyız?

Buradaki nizamı sadece fiziksel kurallar (yerçekimi, matematiksel oranlar vb.) olarak düşünmemek gerekir; onu "ahlaki, mantıki ve gayeli bir adalet sistemi" olarak anlamalıyız.

Kainatta hiçbir şey zayi olmuyor. Enerji yok olmuyor, tohumlar sümbülleniyor, adalet duygusu vicdanlarda yankı buluyor.

İnsandaki adalet arayışı, ebediyet arzusu ve vicdanın yüksek kanunları da bu nizamın birer parçasıdır.

Dolayısıyla nizam; "Hiçbir suçun cezasız, hiçbir iyiliğin karşılıksız kalmayacağı, her şeyin bir hikmete bağlandığı mükemmel bir hakikatler bütünü"dür.

3. Nizam-ı alem, saadet-i ebediyeye nasıl işaret ediyor?

Kainattaki nizam, bizi doğrudan ebedi bir hayata ve adalete işaret yoluyla (delil olarak) götürür. Bunu birkaç delille görebiliriz:

Hakimiyet ve Adalet Delili: Dünyada zalim ile mazlum, hak eden ile etmeyen çoğu zaman eşit şartlarda ölüp gidiyor. Eğer ebedi bir hayat (saadet-i ebediye) olmasaydı, bu kâinattaki adalete ve hikmete aykırı düşerdi. Kainatta adaletsizlik olamayacağına göre, bu nizam bize mutlaka başka bir mahkemenin ve ebeî bir saadet yurdunun varlığını haber verir.

İnsanın Sonsuz İstidatları: İnsanda ebedi yaşama arzusu, sınırsız ilim ve lezzet alma istekleri vardır. Fani bir dünya bu istekleri tatmin edemez. Kainat ağacının en mükerrrem meyvesi olan insan bu kadar büyük arzularla donatılmışken, onun bir günde solup gitmesi bu nizamın hikmetiyle çelişir. Demek ki bu nizam, insanın ebediyete namzet olduğuna işaret eder.

Sanatkarın İsmi: Kainattaki her bir eser, sonsuz bir rahmetin ve hikmetin ürünüdür. Sonsuz bir merhamet sahibi, sevdiği kullarını hiçliğe ve yokluğa atmaz. Bu düzen, bizi sonsuz bir rahmetin sahibine ve dolayısıyla ebedi bir aleme ulaştırır.

Özetle; şu an içinde yaşadığımız kusursuz düzen, ölümle yok olup gidecek geçici bir oyun sahnesi olamayacak kadar kıymetlidir. O nizam, bize "Burası bir misafirhane, asıl daimi ve muhteşem saray ahirettir" diye bağırır.

1
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...