Allah'ın vardır ve birdir. Fakat her şeyi bir anda nasıl idare ediyor? En ufak işlerimize bile nasıl yetişiyor?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Allah'ın, bir ve tek olmasına mukabil, milyarlarca işleri ve fiilleri bir anda ve şaşırmadan yapabilmesini akla yaklaştırmak için Üstad Hazretleri iki temsil getiriyor.

Bu temsillerden birisi ağaç örneğidir.

Mahlûkatın en aşağı derecelerinde olan ağacın binlerce meyve ve yaprağının Allah’ın bir kanunu, iradesinin bir cilvesinin bulunduğu bir merkezden tedbir ve idare edilmesi ve bir meyvenin idaresi, diğer meyvenin idaresine mâni olmaması, nasıl müşahhas olarak gözümüz önünde cereyan ediyor ise, aynı şekilde madde ve mahlûkattan münezzeh olan bir tek Allah, bir anda milyarlarca işi şaşırmadan ve yanılmadan yapabilir ve görebilir.

Ağacın merkezindeki ukde-i hayat ve Emr-i Rabbani olarak tarif edilen manadan maksat, ağacın tedbir ve idare edildiği ağacın ruhu hükmünde olan bir kanundur. Yani ağacın bütün tedbir ve sistemi bu bir merkezde bulunan kanun tarafından sağlanıyor. Bu kanun ve merkez aynı anda her bir meyvenin yanında hazır ve nazır gibi durabiliyor. O meyve ve yaprakların bütün ihtiyaçlarını bu merkezdeki kanun eli ile sevk ediliyor. Bu kanunun o meyveler ile irtibatı maddi ve yayılma yolu ile olmuyor. Adeta bu ağacın ruhu hükmünde olan merkezdeki kanun, her bir meyve ve yaprak yanında zamansız ve mekânsız bulunuyor. Bir tek kanun bir cüzi iken binlerce meyve ve yaprağın yanında hazır ve nazır bulanabiliyor.

Demek mahlûkat içinde basit bir ağacın merkezindeki basit bir kanun, şu harika işlere mazhar olabiliyor ise, mekândan ve zamandan münezzeh olan Allah, bir ve yekta olmasına rağmen, milyarlarca işleri ve icraatları aynı anda şaşırmadan yapması neden akıldan uzak olsun; neden makul sayılmasın.

İkinci temsil ise ruhtur.

Ruh bir ve tek olmasına rağmen, vücudun binlerce hücre ve azasını bir anda tedbir ve idare ediyor. Ruhun bu tedbir ve idaresinde karışıklık, yanılma, şaşırma olmuyor. Allah’ın mahlûku olan ruh bu manaya mazhar olabilirse, mahlûkattan münezzeh ve mukaddes olan Allah, elbette bir anda sayısız ve sonsuz işleri yapabilir, diye akla yaklaştırılıyor.

Lafız ile mana, madde ile maneviyat, ruh ile ceset, kesafet ile letafet, nur ile zulmet, bunlar hem birbirinin zıddı hem de birbirinin manasının inceliklerini gösteren aynalar gibidir. Madde, varlık mertebeleri içinde en hantal ve kayıtlara maruz varlıktır. Bu yüzden, maddî kayıtlara mahkûm olan bir şeyle, bu kayıtlardan azade olan şey arasında çok farklar olabiliyor.

Meselâ; ruh latif, nuranî ve maddî kayıtlardan azade olduğu için, bir anda milyonlarca işi tedbir edip idare edebiliyor. Bedenin her bir hücre ve azası ile aynı anda münasebet kurabiliyor. Yine, mana çok ince ve latif olduğu için, kalbin çok derinliğinden kaynayıp gelirken, maddeye, yani lafza yaklaştıkça, incelik ve letafetini kaybeder. Bunun için lisan, kalbe tam tercüman olamıyor. Mana latif iken, lafız, daha çok maddeye yakın, kesif bir şeydir.

Yine, latif olan bir ışık veya röntgen şuaı, zahmetsiz ve engelsiz, cisimden geçer ve alta nüfuz ederek ne var ne yok, keşfeder. Ama katı bir madde, ya da cisim ise çarpar, geçemez. Ya kırar ya dağıtır. Bu iki zıtlardan biri kuvvet kazandıkça, diğeri zayıflar, kuvvet kazanan şeyin kayıt ve vasıfları hâkim olur. Diğeri tamamen kaybolmasa bile, kaybolmuş gibi eserlerini gösteremez. Madde kuvvet kazandıkça, mana zayıflar. Ruh inceldikçe, ceset kalınlaşır. Nuraniyet gittikçe, yerine zulmet gelir. Letafet azalınca, yerine kesafet gelir.

Meselâ; Hz. Peygamber Efendimiz (asv)'de mana, nuraniyet, ruh, letafet, hayat, tamamen hükmettiği için, adeta madde onda kaybolmuş, her bir aza ve cihazı letafet kazanmış ve her bir azası ve hücresi maddî kayıt ve hantallıklarından arınarak tam nuraniyet kazanmıştır. Bu yüzden, onun mübarek cesedi de aynen ruh ve mana gibi letafet ve nuraniyet kazandığından, her bir azası ile görebilir, her bir azası ile işitebilirdi.

Yani, onda madde öyle incelmişti ki, artık maddî hantallık ve kayıtlardan tamamen sıyrılmış ve ruh, hayat, şuur gibi şeyler onda çok şiddetli tecelli eder hale gelmiştir. Bu kapı derecesine göre herkese de açıktır.

Bu izahlar ışığında meseleye baktığımız zaman, Allah, sonsuz bir letafet ve nuraniyet sahibi olup maddeden ve zamandan münezzeh olduğu için, maddî kayıtlar onun bir anda sonsuz işleri icra etmesine engel teşkil edemiyor. Bir anda sayısız işleri görmek ona gayet basit ve kolay oluyor.

Detaylı bilgi için On Altıncı Söz'ü okumanızı tavsiye ederiz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 5.932
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...