Her insana neden faklı farklı kabiliyetler verildiğini merak ediyorum? Risaleler ışığında cevaplar mısınız?
Değerli Kardeşimiz;
Üstat Hazretleri “İnsanın bir ferdi, sair hayvanatın bir nevi hükmündedir.”(1) buyurur. Bu hakikate bir misal:
Allah’ın bir ismi Rezzak’tır ve bu isim birbirinden farklı nice rızıkların yaratılmasıyla kendini göstermiştir. Allah, tek cins rızık yaratmadığı gibi tek tip insan da yaratmamıştır. Her insanı ayrı bir alem, müstakil bir nev’ olarak yaratmıştır. Bu ise onun sıfatlarının kemalinden, zenginliğinden ileri gelmektedir. Dünya ahiretin tarlası olduğundan (bk. Aclûnî, Keşfu’l- Hafa, I/412), insan nevindeki bu farklılık cennette birbirinden farklı nice mertebelerin bulunmasını netice vermektedir.
Bununla birlikte şu nokta çok önemlidir:
İnsanlar zekâca, kabiliyetçe çok farkılık arz etmekle birlikte, cennete layık bir kıymet alma konusunda hepsi birbirine eşit şartlara sahiptir. Yani, her insan zengin olamaz ama her insan cennet ehli olabilir.
İnsanların simaları farklı olduğu gibi, zekâ ve istidatları da farklıdır.
İnsanların mesleklerinin farklı olması insan istidadının ve kabiliyetlerinin zenginliğini gösterir. Her biri birer çekirdek mesabesinde olan bu kabiliyetleri inkişaf ettirip ağaç haline getirmek veya söndürmek insanın elindedir. Fen ve ilim sahasında meydana gelen harika eserler, maneviyat sahasında yetişen sayısız mürşid, müçtehid ve âlimler bu istidat ve kabiliyetlerin neticesi ve meyvesidir.
Allah’ın isim ve sıfatlarının birbirinden farklı nihâyetsiz tecellileri vardır. Eşyadaki ve mevcudattaki ihtilaf ve farklılıklar, isim ve sıfatların tecellisinden meydana gelmektedir. Böyle olunca, her bir insan şahsiyet açısından diğer insanlardan tamamen farklı bir mahiyete sahip oluyor. Bütün mahlukat içinde insanın çok hususi bir mevkii vardır. Her bir insan duygu ve istidatları cihetiyle farklı bir âlemdir, kâinatın küçük bir misalidir. İnsanlardaki ihtilaf-ı istidat, ihtilaf-ı esmadan geliyor.
Üstad Hazretleri bu hususa şu şekilde işaret ediyor:
"Fakat, çendan insan bütün esmaya mazhardır; fakat kâinatın tenevvüünü ve melâikenin ihtilâf-ı ibâdâtını intaç eden tenevvü-ü esma, insanların dahi bir derece tenevvüüne sebep olmuştur. Enbiyanın ayrı ayrı şeriatleri, evliyanın başka başka tarikatleri, asfiyanın çeşit çeşit meşrepleri şu sırdan neş'et etmiştir. Mesela, İsâ Aleyhisselâm, sair esmâ ile beraber, Kadir ismi onda daha galiptir. Ehl-i aşkta Vedûd ismi ve ehl-i tefekkürde Hakîm ismi daha ziyade hâkimdir."(2)
Dipnotlar:
1) bk. Lem'alar, On Yedinci Lem'a.
2) bk. Sözler, Yirmi Dördüncü Söz.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü