Nur talebelerinde "Def Çalarak İlahi Söylemek" neden yaygın değil? Herhangi bir mahsuru var mı?
- Genelde tarikatlarda yaygın olarak görülen İlahi neden Nur Hizmetinde yoktur? Var aslındada neden yaygın değildir.?
- İkinci olarak ve en önemli husus, (islama uygun şekilde) Def ile Risale-i Nur veya Üstadımız hakkında ilahi söylemek "Hizmet Düsturlarına" ters düşermi?
- Yalnız üstadımız değil halis talebeleri bu konu hakkında bişeyler söylemişler midir?
Değerli Kardeşimiz;
Def çalmak ve ilahi söylemek, daha çok tasavvuf mesleğinde olanların kullandıkları bir muhabbet ve aşk vesileleridir. Zikir meclislerinde bu gibi vesile ve vasıtalarla bir muhabbet havasına girilir. Fakat bu def çalma veya sair şeriatça helal sayılan aletlerin Nur hizmetinde ve cemaatinde kullanılmasına fazla sıcak bakılmamakta ve hatta bunu cemaat içinde yapanlar kabul görmemektedirler. Bununla beraber insana şevk veren hizmet ile alakalı marş ve ilahiler, aşk ve heyecan açısından çokça söylenmiştir. Bu bir meşrep ve meslek yansımasıdır.
Bazı şeyler var ki dinen caiz olduğu halde, ilim meclislerine sokulmaz; def v.s helal çalgı aletleri bunlardandır. Tasavvuf mesleğinde bunlar çokça kullanılmaktadır. Bu da yine meslek ve meşrepten kaynaklanmaktadır.
Def; kadınların düğün ve bayram gibi sevinç günlerinde, toplu bulundukları sırada çaldıkları, yuvarlak kasnağa gerilmiş deriden ibaret bir eğlence âletidir.
İslâm'ın cihanşümul mesajı, insan hayatının bütün merhalelerini kapsar. Doğum öncesi, çocukluk, gençlik, evlenme, aile yuvası içinde sevinçli veya üzüntülü bütün devreleri hakkında İslâm'ın kaideleri vardır. Üzüntülü ve kara günlerde kadere teslimiyetle teselli olan Müslüman, sevinç günlerinde de bunun tezâhürü olan nezih ve meşru eğlenceye meyillidir. İnsan hayatında sevincin sembolü olan iki vakit çok mühimdir: Evlenme merasimi ve bayramlar. Sahabe devrinde de bu iki sevinç zamanında önceki alışkanlıkların görüntüsü olarak def çalınması üzerine, konuyla alakalı hadîsler vârid olmuştur:
"Nikâhı ilân edin. Onu mescidlerde kıyın ve onun üzerine defler çalınız."(1).
Hz. Âişe, Es'ad b. Zürâre’nin (ö. 1/622) yetim kalmış kızı Fâriga'yı himayesine alıp büyütmüştü. Büyüdüğünde onu Ensar'dan Nebît b. Câbir ile evlendirdi. Gelini, koca evine götürenler arasında bulunan Hz. Âişe şöyle der: "Döndüğümüzde Rasûlullah (s.a.s.) bize şöyle dedi: Ya Âişe damad evine gidince neler konuştunuz? Âişe dedi: Selam verdik ve evliliğin hayırlı olmasını diledik. Allah Rasûlü buyurdu: Ya Âişe, sizin çalgınız yok mu? Ensar, çalgıdan cidden hoşlanır." Başka bir rivâyette:
"Def çalacak, şarkı söyleyecek bir câriye gönderdiniz mi?" buyurdu. Hz. Âişe, "Ey Allah'ın Rasûlü o ne söyleyecek?" dedi. Hz. Peygamber: 'Size geldik, size geldik. Bize selâm verin, biz de size selam verelim.' desin. " buyurdu.(2)
Rubeyye binti Muavviz'den şöyle dediği nakledilmiştir: Düğünümüz olduğu sabah, Hz. Peygamber (sav.) evimize teşrif etmişti. O sırada küçük kız çocukları deflerini çalıyorlar ve Bedir harbinde şehit düşen atalarımızı dile getiriyorlardı. Onlardan biri,
"Aramızda yarını bilen Peygamber vardır, susalım" deyince, Allah Rasûlü, ona şöyle buyurdu: "Bu gibi sözler söyleme. Daha önce söylediklerine devam et."(3)
Başka bir hadis-i şerifte ise şöyle buyurulur: "Helâl ile haramın arasını def ve ses ayırır."(4)
Diğer yandan bayram günü şarkı söyleyen câriyelere Hz. Peygamber (sav.) ile birlikte bulunan Hz. Ebû Bekir (r.a.)'in: Mescid-i Nebevî'de mızrak oyunu oynayan Habeşlilere de Hz. Ömer'in engel olmaya kalkışması üzerine, Hz. Peygamber (s.a.s.) buna gerek olmadığını bildirmiş ve kendisi de mesciddeki Habeşlileri seyretmiştir.(5). Kız çocuklarının defle şarkı söylemesi Kurban Bayramı günlerinde olmuş ve Allah Rasûlü, Ebu Bekir'e şöyle demiştir: "Ey Ebû Bekir, her kavmin bayramı vardır. Bu da bizim bayramımızdır. Onları bırak." (6).
Yukarıda zikredilen hadisler ve benzerleri, Müslümanların sevinç günlerini, bazı meşrû müzik aletleri ve müstehcen olmayan türkü ve şarkılarla kutlayabileceklerini gösterir. Ancak bu, nefsi tahrik eden ve beraberinde içki gibi meşru olmayan şeyleri getiren bir tarzda olmamalıdır. Ayrıca, çalınacak defler, zilsiz olmalıdır.
Dipnotlar:
(1) bk. Tirmizî, Nikah, 6.
(2) bk. et-Tâc, II, 275.
(3) bk. Tirmizi, Şerhi Tuhfetü'l-Ahvezî, Kahire 1967, IV, 211-212.
(4) bk. Tirmizî, Nikâh, 6; Nesâi, Nikâh, 72; İbn Mâce, Nikâh, 20: Ahmed b. Hanbel, III, 418.
(5) bk. Tecrid-i Sarih Tercemesi, III, 203, 204.
(6) bk. Tecrîd-i Sarîh Tercümesi, III, 151-157.
(Sorularla İslamiyet web sayfasından alınmıştır: DEF ÇALMAK.)
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
Hızlı ve açıklayıcı zcevabınız için Allah razı olsun.
Burdan çıkan sonuca göre; Nur medreselerinde def değil normal ilahiyle bile karşılaşmadım hayatımda :) orlarda çalınmasının bende mesleğimize karşı olduğunu düşünüyorum..
Sadece (erkekler arası) arkadaş çevremizde çalmakta ve birbirimizi şevke getirmekte sakınca yoktur umarım :)
Allah azze ve celle sizi ve bizi Nur Dairesinden ayırmasın aminn..
fıkhi olarak, nefsi heyecana getiren, tahrik eden şehevi kadın şarkılarını haramdır. Eğer kadının şarkısı böyle tahrik ediyorsa, kadının bedeninin açık fotoğraflarına bakmak veya iç çamaşırı dışında bir şey giyilmeyen vb. görüntülerini görmek, zaten nefsi fazlasıyla tahrik ediyor zaten haram bunları görmek.
Açık saçık görüntülere bakmanın günahı, kadın şarkısını dinlemeye göre günahından kat kat daha büyük günah olmalı. (Bilmiyorum, size soruyorum aslında?İki günahı büyüklük küçüklük olarak kıyaslıyorum.) Çünkü direkt insanın cinselliğini uyarıyor.
Ses fitneye sebep oluyorsa mahrem görüntü çok çok daha fazla fitneye sebep olur. O zaman diğerinden daha büyük günah olur.
Ne dersiniz?