Block title
Block content

“...Nur-u vücudun nuru olan zîhayat ve zîhayatın ziyası olan zîşuur ve zevil-idrak mahluklar” ifadesini açıklar mısınız? Ayrıca zîhayat için nur ve zîhayatın ziyası için şuur ve idrak ifadelerinin zikredilmesinin bir hikmeti var mıdır?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Nur-u vücudun nuru olan zîhayat: Nur Külliyatında vücudun (varlığın) nur, ademin yani yokluğun ise zulmet olduğu önemle nazara verilir. Yani var olan şey, cansız da olsa bir nura kavuşmuştur. Bu nur vücud, yani varlık nurudur. Ancak bir varlık hayat sahibi olmuşsa, o hayat, vücud nurunun nuru gibidir. Yani o canlı varlık, cansızlar arasında nur gibi parlar.

 Canlı olma yanında, şuur ve idrak sahibi olmak da ayrı bir ziyadır. Bu nimete kavuşmuş bir canlı da hayvanlar âlemi içinde ziya gibi parlar.

Ziya ve nur kelimeleri bize Yunus Suresinin 5. âyet-i kerîmesinde güneş için “ziya” (ışık kaynağı), ay için ise “nur” (aydınlık) denilmesini hatırlatıyor. Işığı kendinden olanlar için ziya, başkasının ışığını aksettirenler için ise nur kelimesi kullanılmaktadır. Böylece âyet-i kerîmelerde ayın ışığının kendine ait olmayıp güneşten geldiği ders verilmiş oluyor. Şuur ve idrak da hayat sahiplerinin ziyasıdır.

Allah, Vacibü’l-Vücuddur. Varlığı zâtındandır, ezelî ve ebedîdir. Bütün varlıklar O’nun var etmesiyle var olmuşlardır. Bu yönleriyle her varlık O Şems-i Ezelî’nin ziyasından aldığı bir nur ile kendini göstermektedir. O halde, nur-u vücud, Allah’ın vacib varlığına dayanmaktadır. Hayat sahibi varlıklar, o varlık nuru yanında ayrı ve hususi bir hisseye daha sahip olmuşlardır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Mukaddime | Yazar: Alaaddin BAŞAR (Prof. Dr.) | Okunma Sayısı: 264 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...