"... Nurani şeylere ve ruhaniyata dahi, hava ve esir ve âlem-i misalin bazı mevcudatı, âyineler hükmünde,.." cümlesini, devamıyla izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Evet, nasıl cismanî şeylere cam ve su gibi maddeler âyine olup, cismanî birtek şey o âyinelerde bir külliyet kesb eder. Öyle de nuranî şeylere ve ruhaniyata dahi, hava ve esir ve âlem-i misalin bazı mevcudatı, âyineler hükmünde ve berk ve hayal sür’atinde birer vasıta-i seyir ve seyahat suretine geçerler ki, o nuranîler ve o ruhanîler, hayal sür’atiyle o merâyâ-yı nazifede ve o menâzil-i lâtifede gezerler. Bir anda binler yerlere girerler."(1)

Ruhlar ve ruhaniyet latif ve şeffaf varlıklar olup, madde ve kesafetten uzak ve azadedirler. Bu yüzden ruhani varlıklar maddi varlıklar içinde şeffaf ve latif olan varlıklara benzerler ve onlar ile kıyaslanırlar. Hava ve esir maddesi, maddi varlıklar içinde letafete ve şeffafiyete en yakın olan varlıklar ve unsurlardırlar. Dolayısı ile ruhaniyet ile hava arasında kurulan irtibat gayet manidardır. Taş, toprak gibi kesif varlıklar ile ruhaniler arasında bir yansıma bir kıyas kurulsa bu abes olurdu.

Alem-i misal; maddi alem ile ahiret alemi arasında bulunan ve bir yönü ile maddiyata diğer yönü ile ahirete benzeyen bir ara alemdir.

Alem-i misal, tıpkı hava ve esir unsurları gibi latif ve nurani bir alemdir. Bu ciheti ile ruhanilere benziyor. Alem-i misalde maddi alemin izleri de bulunduğu için, her yönü ile ruhaniyete makes ve ayna olamıyor.

Hava ve esir maddesinde nurani ve latif oldukları için, ses ve görüntü rahatlıkla nakledilebilir, ama toprak ve suda bu kolay değildir, çünkü kesife daha yakındırlar.

Görüldüğü üzere hava, esir ve alem-i misalin ortak paydası, latif ve nurani olmaları ve bu cihetleri ile ruha güzel bir misal ve ayna olmalarıdır.

İnsanın aslı topraktan geliyor lakin insan olduktan sonra toprakla eş değer olmuyor hatta cismani açıdan toprak ile hiçbir münasebeti kalmıyor. Toprak, kuru, cansız ve hareketsiz iken insan bedeni canlı, hareketli ve nemli bir özelliğe sahiptir.

Ruhani şeylerin esir gibi latif maddelerden yaratılmaları esir gibi latif maddelerin ruhanilere binek ve ayna olmasına engel değildir. Allah’ın insanı topraktan yaratıp sonra toprağı ona hadim ve hizmetçi yapması nasıl makul ise ruhanileri esirden yaratıp esiri ruhanilere binek ve ayna yapması da o kadar makuldür.

(1) bk. Sözler, Otuz İkinci Söz, İkinci Mevkıf.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...