"Şu âleme karşı açılan âlem-i suver ve misalin bir penceresi olan ecsam-ı şeffafeden ayineler, ecsam-ı kesifenin hassasız şeklini alır." İzah eder misiniz?

Soru Detayı

- Tuluat'ın sonunda Üstad,
 "Şu âleme karşı açılan âlem-i suver ve misâlin bir penceresi olan ecsam-ı şeffafeden âyineler, ecsam-ı kesifenin hâssasız şeklini alır." diyor.
- Alem-i suver ve alem-i misalin farkı nedir?
- Bir de burada bahsini ettiği "ecsam-ı şeffafeden âyineler"den kasdı nedir?
- İçinde bulunduğumuz alem-i şehadette, bu aynaların karşılığı nedir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Bir nurânînin timsali, onun hâsiyetine maliktir; hem gayrı değildir. Şu âleme karşı açılan âlem-i suver ve misâlin bir penceresi olan ecsam-ı şeffafeden âyineler, ecsam-ı kesifenin hâssasız şeklini alır; fakat, nurânînin timsaliyle beraber hâssa-i zâtiyesini de alır." (Tulûât)

Mertebe-i Şehâdet de denilen ve İbnü’l-Arabî’nin “suver-i âlem, âlem-i kevn ü fesâd, âlem-i ecsâm” gibi isimlerle andığı bu mertebe, bir üst mertebedeki mürekkep cevher-i latîfin zahire doğru bir adım daha ilerleyerek mürekkep cevher-i kesîf hâline gelmesidir. Bu artık gözle görülebilen eflâk, erkân ve müvelledât âlemidir.

Yani alem-i suver şu içinde yaşadığımız cismani ve maddi alem oluyor. Alem-i misal ise bu cismani alemlerin imajının ve fotoğrafının alındığı ve bir cihetle maddi aleme bir cihetle de gaybi aleme benzeyen latif bir alemdir.

Ecsam-ı şeffafe ise şeffaf, latif ve saydam cisimler demektir. Ayna, damla ve yüzeyi parlak cisimler gibi. Bu şeffaf cisimler alem-i misale açılan pencereler gibidir. Bir aynaya baktığımızda kendi suretimiz ve imajımız aynada tezahür eder. Bu yönü ile alem-i misal gibidir. Kainatın tamamı alem-i misal aynasında temessül eder, yani imajı aynen yansır. Ayna sanki küçük bir alem-i misal gibi oluyor ve insanlara bu alem hakkında ipucu veriyor.

Fakat unutulmamalıdır ki ecsam-ı kesifenin hâssasız şeklini alır; ifadesinde verilen mesaj çok değerlidir. Şeffaf aynalarda görülen görüntüler şayet cismani varlıkların yansıması ise, onlarda aslının hiçbir özelliği olmaz. sadece hüviyet dediğimiz görüntü vardır. Şayet onlarda görülen görüntüler, güneş gibi nurani olan varlıkların yansıması ise, onlar da aslının özellikleri de bulunur.

İlave bilgi için tıklayınız:

- "Âlem-i Misâl" ne demektir?

- "Cam, su, hava, âlem-i misal, ruh, akıl, hayal, zaman ve saire gibi, tecellî-i timsal akislere mahal ve mazhar olan çok şeyler vardır..." Bu i'lemi açar mısınız?

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...