"O iki kardeşten biri ruh-u mü’min ve kalb-i salihdir, diğeri ise ruh-u kâfir ve kalb-i fasıktır." cümlelerinde iman ve küfrü ruhla, salahat ve fıskı kalble münasebetlendiriyor. Biraz açar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Ruh insanın öz varlığıdır. Hayat ruhun temel sıfatıdır ve onunla kâimdir. İnsandaki bütün duygular ve latifeler ruhla mâna kazanır, varlıklarını onunla devam ettirirler.

İnsanın ruhunda iman yerleşmiş ise insan mü’min, küfür yerleşmiş ise kâfir oluyor. “Ruh-u kâfir" ifadesi bu inceliğe işaret ediyor.

"Kalb-i fasık" ifadesi, daha çok iman edip de günahlarla, fısk ve sefahetle yaralanmış kalb mânasını ifade eder. Burada zikredilen “fısk” küfür mânasında değil, günah ya da haktan sapmak mânasında kullanılmıştır.

Kalb için, “Latife-i Rabbaniye” tabiri kullanılıyor. İnsan, aklıyla anlar, kalbiyle iman eder. Sevgi, korku, merhamet gibi hisler kalble alâkalıdır. Mü’minin ruhu iman ile nurlanır. Yine salih bir kulun kalbi güzel ahlâkın bütün şubelerine sahip olur. İnsan böylece manen terakki eder ve ebedî saadete nail olur.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...