"Onlar bilmeyerek kader-i İlâhînin sırlarına, derin tecellîlerine akıl erdiremeyerek bizim dâvâmıza, hakikat-i imaniyenin inkişafına hizmet ettiler..." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Benimle beraber çok talebelerim de türlü türlü musibetlere, ezâ ve cefâlara mâruz kaldılar, ağır imtihanlar geçirdiler. Benim gibi onlar da bütün haksızlıklara ve haksız hareket edenlere karşı bütün haklarını helâl etmelerini isterim. Çünkü onlar bilmeyerek kader-i İlâhînin sırlarına, derin tecellîlerine akıl erdiremeyerek bizim dâvâmıza, hakikat-i imaniyenin inkişafına hizmet ettiler. Bizim vazifemiz onlar için yalnız hidayet temennisinden ibarettir. Bize ezâ ve cefâ edenlere karşı hiçbir talebemin kalbinde zerre kadar intikam emeli beslememesini ve onlara mukabil Risale-i Nur'a sadakat ve sebatla çalışmalarını tavsiye ederim."(1)

Kader; bir hâdisenin bütün inceliklerini hesap ederek takdir eder. Bu yüzden, bir hâdise bir cihetle zulüm ve çirkin gibi görünse de birçok cihetten güzel ve adalet olabilir.

Mesela, Üstad Hazretlerine musallat olan zalimlerin akıl almaz zulümleri zahiren çirkin iken; insanların dikkatlerinin Risalelere çevrilmesi, mahkeme salonlarının bir tebliğ salonu yapılması, hapishanelerin adeta bir üniversiteye dönüşmesine vesile olmuştur. Ayrıca Üstad’ın ve Risale-i Nurların sık sık medyada yer alması, nazarların ona çevrilmesine ve insanların teveccühüne sebep olmuştur. Bu noktadan baktığınızda, bunun hakikatte büyük bir rahmet ve adalet olduğu anlaşılır. Bunun gibi daha bizim bilmediğimiz nice latif noktalar ve derin hikmetler vardır. Kaderin, bilmediğimiz bu derin hikmetlerini dikkate almadan, zahiri birkaç cihet ile hareket etmemek gerekir.

Şeytan kendi iradesi ile şeytanlığı tercih ettiği ve netice itibarı ile de manevî terakkiyatımızın zembereği olduğu gibi, Üstad'a zulmeden zalimler de kendi iradelerini Üstad'a ve dine zulümde kullanmışlar, ama kader onlara müsaade ederek hizmete sebep kılmıştır ve adalet etmiştir.

Üstad Hazretleri kaderin bu cihetlerini de hesaba katarak, o zalimlere karşı yalnız adavet ve intikam beslememeliyiz ve hidayetleri için de dua etmeliyiz, diyerek yüksek ruh halini de aksetmiş oluyor.

(1) bk. Emirdağ Lâhikası-II, 69. Mektup: Konuşan Yalnız Hakikattır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 3.518
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

artiha

Herhangi bir mesele esbap veya itikat boyutu ile formülize edilir. Aslında esbaptan pek bir şey çıkmaz fakat bilmediğimiz için, acaba onların elinde hakikat var mı diye, olaya o yönlü bakıyor ve hayır vechesi arıyoruz. Kendilerince, biz oyunu onların kurallarına göre oynar ve o minvalde hareket edersek olayın çıkışı yok. Zira bugüne kadar olmamış. Biz ise imkan dairesinde bakıyoruz ve Risale-i Nur ile işin içinden çıkıyoruz. Zira onlar bütün kuvvetiyle dünyaya çalıştığı halde dünyanın işini de bilmiyor. Onların şer maksatlı yaptığı hayra inkılap ediyor ve lehimize dönüyor. Öldürmeyen yara, güce neden olur. Altından kalkınca, daha az imkan ile yapmış oluyor ki, evla olan budur. Çocuğunuz, renkleri sayıları ve şekilleri zaten öğrenecek. Ona kanaat etmeyi, azla da yetinmeyi ve empatiyi telkin etmek gerek. Burada asıl olan kabiliyet kavramıdır. Tevilin mecali varsa, eserlerin hasiyeti kifayet eder her şeye

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...