"O'nun risalet hayatının şahsiyet-i mâneviyesi ve bütün dâvâlarının esası ve mahiyet-i nübüvveti, o altı rükündür." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Yani, "İmanın altı rükünlerinin hakikatleri ve tahakkukları ve hakkaniyetleri, Muhammed'in (a.s.m.) risaletine ve hakkaniyetine kat'î şehadet eder." Çünkü onun risalet hayatının şahsiyet-i mâneviyesi ve bütün dâvâlarının esası ve mahiyet-i nübüvveti, o altı rükündür. Öyleyse o rükünlerin tahakkuklarına delâlet eden bütün deliller, Muhammed'in (a.s.m.) risaletinin hak olduğuna ve Onun sadıkıyetine dahi delâlet ederler. Hem âhiretin tahakkukuna sair rükünlerinin delâletini Meyve Risalesi ve Onuncu Söz'ün zeyilleri beyan ettikleri gibi, öyle de herbir rükün, hüccetleriyle beraber onun risaletine bir hüccettir."(1)

İmanın altı rüknü bütün peygamberlerde olduğu gibi, Resulullah Efendimiz (asm)'in hayatında da en zahir bir şekilde durmaktadır. Yani Peygamber Efendimizi (asm) yüksek ve ulvi kılan şey imanın bu altı şartında fani olması ve her şeyini bu altı rüknün insanlık içinde tesis edilmesine sarf etmesinden dolayıdır. İmanın bu altı rüknü âdeta Peygamber Efendimiz (asm)'in mahiyeti ve şahsiyeti haline gelmiştir. Nasıl binayı ayakta tutan kolonları ise, risalet binasının kolonları da imanın bu altı şartıdır.

Şahsiyet-i manevî burada imanın altı rüknü ve bu rükünlerin müşahhas bir şekilde ön plana çıkmasıdır. Hazret-i Peygamber (asm) imanın bu altı rüknünde o kadar fani olmuş ki, âdeta bütün benliği ve mahiyeti iman ve rükünleri haline gelmiş. Bu sebeple imanın altı rüknünü ispat eden bütün deliller, onun risalet ve nübüvvetini de ispat eder, denilmiştir.

Resul-i Ekrem(asm), beşeriyet yönüyle bizim gibi bir insandır. O da yer, içer, sıcaktan soğuktan müteessir olur. Yarın ne olacak, ileride neler meydana gelecek, bilemez. Resul-i Ekrem(asm)’in beşerî yönü kendisi için bir noksanlık değil, aksine bir kemâldir. Yoksa bir beşer değil de, bir melek olsaydı, insanlara rehber olamazdı.

Beşeriyet yönüyle gaybı bilmeyen Resul-i Ekrem (asm), risalet yönüyle pek çok gaybî sırlara mazhar olmuştur.

Üstad Hazretleri, Resul-i Ekrem Efendimiz (asm)'in manevî şahsiyetini şöyle ifade etmektedir:

"Sath-ı arz bir mescid, Mekke bir mihrab, Medine bir minber; o bürhan-ı bâhir olan Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm bütün ehl-i imana imam, bütün insanlara hatip, bütün enbiyaya reis, bütün evliyaya seyyid, bütün enbiya ve evliyadan mürekkep bir halka-i zikrin serzâkiri; bütün enbiya hayattar kökleri, bütün evliya tarâvettar semereleri bir şecere-i nuraniyedir ki, herbir dâvâsını, mu’cizatlarına istinad eden bütün enbiya ve kerametlerine itimad eden bütün evliya tasdik edip imza ediyorlar."(19. Söz)

Resul-i Kibriya Efendimiz (asm.) için bütün dünya bir mescid hükmünde, Mekke bu mescidin mihrabı Medine ise minberidir. Peygamber Efendimiz (asm.) İslâm dinini insanlığa Medine’den talim ettirdi. O, (sav.) bütün iman ehline imamdır, önderdir. Dini ve hitabı bütün beşeriyetedir. Bütün peygamberlerin reisi, bütün evliyanın efendisidir. Peygamberlerden ve evliyadan müteşekkil zikir halkasının başıdır. Bütün peygamberler gösterdikleri binlerce mucizeleri ile ve bütün evliya kerametleriyle onun davasını tasdik ve ispat etmişlerdir.

(1) bk. Şualar, On Beşinci Şua.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...