Otuz Üçüncü Söz'ün başında "Şu iki ayet-i camianın ifade ettiği" denilen yerde bir ayet görünüyor, ne dersiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
سَنُرِيهِمْ اٰيَاتِنَا فِى اْلاٰفَاقِ وَفِىۤ اَنْفُسِهِمْ حَتّٰى يَتَبَيَّنَ لَهُمْ اَنَّهُ الْحَقُّ اَوَلَمْ يَكْفِ بِرَبِّكَ اَنَّهُ عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ شَهِيدٌ

"SUAL: Şu iki âyet-i câmianın ifade ettiği vücub ve vahdâniyet-i İlâhiye ve evsâf ve şuûnât-ı Rabbâniyeye, âlem-i asgar ve ekber olan insan ve kâinatın vech-i delâletlerini, mücmel ve kısa bir surette beyanlarını isteriz. Çünkü münkirler pek ileri gittiler. 'Ne vakte kadar وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ deyip elimizi kaldıracağız?' diyorlar." (Sözler, Otuz Üçüncü Söz)

Risale-i Nur Külliyatı'ndan 33. Söz'ün girişinde geçen "şu iki ayet-i camianın..." ifadesiyle kastedilenin, metinde daha sonra açıklanan ve genellikle birbirini tefsir eden iki ana fikre veya iki ana delile işaret etmesindendir.

Birincisi, Sure-i Fussilet'in 53. ayeti:

"Biz onlara hem âfâkta (dış dünyada), hem de kendi nefislerinde (iç dünyalarında) ayetlerimizi (delillerimizi) göstereceğiz ki, Kur'an'ın hak olduğu onlara iyice belli olsun."

İkincisi ise, metnin devamında, bu ayetin bir nevi açıklaması ve sonucu olarak ele alınan, kâinatın yaratıcısını ispat eden ve bu ilk ayetin işaret ettiği iki ana delil (Âfâk ve Enfüs) veya bazı yorumculara göre, Kur'an'daki diğer bir ayetle birlikte bu fikrin pekiştirilmesi kastedilmiştir.

"Şu iki âyet-i câmianın" ifadesinin vermek istediği mesajları -ihtimal olarak- maddeler halinde izah etmeye çalışalım:

1. Ayet bize hem içimizde ve enfüsi alemimizde Allah'ın varlığına ve birliğine deliller olduğunu ve bizden hariç olan afaki alemde de delil ve ayetler olduğunu ilan eder. Bunlar da kastedilmiş olabilir.

2. Kur'an ayetlerine de delil anlamında ayet denildiği gibi, kâinatta Allah'ın varlığına ve birliğine şehadet eden her şeye de "ayet" denilmektedir. Dolayısıyla Fussilet suresinin 53. Ayeti bir ayet, içinde de Allah'ın varlığına delil ve ayet olan iki müthiş delil de bir ayet olarak kastedilmiş olabilir. Yani hem lafzi ayet hem de kevni ayet içiçe girmiştir.

3. Burada sadece Fussilet 53. ayet görünse de Besmele ayetiyle beraber iki ayet mevcuttur. Bunlar kastedilmiş olabilir.

Özetle; başta zikredilen Fussilet 53. ayet, aslında her şeyi içine alan cami bir ayet olmakla beraber, metin içindeki ifade, bu ayetin işaret ettiği ve eserin tamamında ispatlanacak olan "âfâk" (dış âlem) ve "enfüs" (iç âlem / insan) olmak üzere iki büyük delil ve bu delillerin izah edildiği iki kısma ve iki ana konuya atıfta bulunmak için iki ayet-i camia şeklinde kullanılmıştır. Bu, bir ayetin taşıdığı iki temel manaya vurgu yapmaktır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 465
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

muratkul

SUAL: Şu iki âyet-i câmianın ifade ettiği vücub ve vahdâniyet-i İlâhiye ve evsâf ve şuûnât-ı Rabbâniyeye Buradaki vücub ve şuunatı rabbaniye ne demektir 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale

1. Vücub (Vücub-u Vücud)

Vücub, "zorunluluk" demektir. Allah için kullanıldığında, O’nun varlığının kendinden olduğu, hiçbir sebebe bağlı olmadığı ve yokluğunun imkânsız olduğu anlamına gelir.

Özeti: Allah vardır ve var olması mutlak bir zorunluluktur; O, "Vâcip" olan varlıktır.

2. Şuûnât-ı Rabbâniye

Şuûnât, "şân" kelimesinin çoğuludur; kabiliyetler, özellikler veya işler manasına gelir. Rabbâniye ise Allah'a ait demektir.

Özeti: Allah’ın zâtında bulunan ve sıfatlarının (ilim, kudret vb.) kaynağı olan kutsal vasıflar ve faaliyetlerdir. İnsandaki "yazma kabiliyeti" ile "yazma fiili" arasındaki o gizli yetenek gibi, Allah’ın da kâinatta icraat yapmasını dileyen ve sevdiren mukaddes halleridir.

Bu iki kavram birleştiğinde; evrenin her köşesinde Allah’ın varlığının zorunluluğu (vücub) ve O’nun her an yaratma halindeki o muazzam faaliyetleri (şuûnât) kastedilmektedir.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...