"Biz, hayalimizle o muhaverelerden o hakikatleri alamayız; belki kalbimizle heyecanlı bir zevk-i imani ve nurani bir neşe-i ruhani alabiliriz." cümlesini izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"ÜÇÜNCÜ NÜKTE"

"Miraciyedeki maceralar, malumumuz olan manalarla, o kudsî ve nezih hakikatleri ifade edemiyor. Belki o muhavereler birer ünvan-ı mülâhazadır, birer mirsad-ı tefekkürdür ve ulvî ve derin hakaike birer işarettir ve imanın bir kısım hakaikine birer ihtardır ve kabil-i tabir olmayan bazı manalara birer kinayedir. Yoksa, malumumuz olan manalarla bir macera değil. Biz, hayalimizle o muhaverelerden o hakikatleri alamayız; belki kalbimizle heyecanlı bir zevk-i imanî ve nuranî bir neş'e-i ruhanî alabiliriz. Çünkü nasıl Cenâb-ı Hakkın zat ve sıfatında nazir ve şebih ve misli yoktur; öyle de şuûnât-ı rububiyetinde misli yoktur. Sıfatı nasıl mahlukat sıfatına benzemiyor; muhabbeti dahi benzemez."

"Öyleyse, şu tabiratı müteşabihat nevinden tutup deriz ki: Zat-ı Vacibü'l-Vücud'un vücub-u vücuduna ve kudsiyetine münasip bir tarzda ve istiğna-yı zâtîsine ve kemal-i mutlakına muvafık bir surette, muhabbeti gibi bazı şuûnâtı var ki, miraciye macerasıyla onu ihtar ediyor. Mirac-ı Nebeviyeye dair Otuz Birinci Söz, hakaik-i miraciyeyi usul-ü imaniye dairesinde izah etmiştir. Ona iktifâen burada ihtisar ediyoruz." (Mektubat, Yirmi Dördüncü Mektup, İkinci Zeyl.)

Hadis kaynaklarında miraç ile alakalı anlatılan macera ve muhaverelerin birçoğu derin ve anlaşılması zor hakikatlerin üzerinde birer temsil ve birer teşbihtirler. Bu yüzden insandaki hayal kuvvesi, o teşbihlerin derinliğine inip o ince ve latif hakikatlere nüfuz edemez.

Yalnız temsil ve teşbih olan bu macera ve muhavereler, insanın kalbine ve ruhuna ulvi ve yüksek bir neşe ve haz verebilir, manevi şevkini coşturabilir.

Mesela, miraçta Hazret-i Musa (as) ile Hazret-i Peygamber Efendimiz (asm)'in namazın elli vakit meselesindeki muhaveresi Rabbimizin insana olan şefkatini ve Peygamber Efendimiz (asm)'in ümmetine olan düşkünlüğünü gösteren güzel ve tatlı bir maceradır. Yoksa bir defada gidip gelmesi kâfi iken beş defa gidip gelmesini hikmet ve akıl mizanıyla ile ölçmeye kalkarsak o tatlılık ve letafet kaybolur. Hatta vehim sahiplerini inkâra sevk eder. Bu yüzden miraçtaki o uzun macera ve konuşmalara bu nazarla bakmak icab ediyor.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...