"Pürşer beşer şirkten şükre girmezse ve Kur’ân’a tarziye vermezse" Ne demektir, izah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
"Evet, bu tokattan, pürşer beşer şirkten şükre girmezse ve Kur’ân’a tarziye vermezse, melâike elleriyle de ahcâr-ı semaviye başlarına yağacağını bu sûre bir mâna-yı işarî ile tehdit ediyor." (Kastamonu Lahikası, 142. Mektup)
"Pür-şer beşer şirkten şükre girmezse ve Kur’ân’a tarziye vermezse”
“Pür-şer Beşer” kelime anlamıyla tamamen şer dolu, kötülükle dolu insan demektir. Bu, insanın nefsani ve şeytani etkilere açık hâlini, manevi hastalıklara ve günahlara düşebilme potansiyelini ifade eder.
Bu ifade, insanların şirkten (Allah'a ortak koşmaktan) tevhide ve şükre yönelmesi ile Kur'an'ın getirdiği hakikatleri tasdik edip, ona rıza ve hürmet etmezse...
Şirkten Şükre Girmemek:
Şirk: En başta Allah'ın mutlak birliğini (tevhid) inkâr edip, onun varlık, kudret ve rububiyetine başkalarını ortak koşmaktır.
Şükür: Yaratıcının sayısız nimetlerini görüp, bunları ondan (c.c) bilmek, ona minnettar olmak ve bu nimetleri onun emrettiği yolda kullanmaktır.
İnsan, tevhid inancına sıkıca sarılıp, bütün nimetleri Allah'tan bilip ona hakiki bir şükür ile yönelmedikçe, yani kötü hâlinden (şirk, gaflet, nankörlük) sıyrılıp iyi hâle (tevhid, şükür) geçmedikçe, manevi bir kurtuluşa erişemez.
Kur’ân’a Tarziye Vermemek:
Tarziye: Kur'an'dan özür dileyip, yoluna hizmetkâr olmak, Kur'ana ve hükümlerine rıza gösterme, hoşnutluk bildirme, tasdik etme ve memnuniyetini ifade etme anlamına gelir.
Tarziye, Kur'an-ı Kerim'in Allah'ın kelamı olduğunu tasdik etmemekten meydana gelen hatasından dolayı özür dilememek, onun getirdiği hükümlere ve hakikatlere gönülden boyun eğip rıza göstermemek demektir.
Özetle, bu ifade, insanın manevi kurtuluşunun iki temel şartına işaret eder: Tevhid ve şükür ekseninde yaşamak ve Kur'anın ruhaniyetinden özür dileyip Kur'an'ı tam bir kabul ve hürmetle tasdik etmek.
Tarziye Vermenin Şekli Nasıl Olmalı?
Kur’an’a tarziye vermek, sadece dille "inandım" demekle değil kalp, dil ve amel birliği ile gerçekleşir. Tarziye vermek, Kur'an'a karşı duyulan imanın, sevginin ve teslimiyetin eyleme dönüşmüş halidir. Özetle onu hayatımızın merkezine alıp ona hizmetkâr olmaktır.
Kalp ile Tasdik: Kur'an'ın her harfinin, her ayetinin Allah'ın kelamı olduğuna şüphesiz bir imanla inanmak. Kur'an'ın getirdiği tüm iman esaslarını (Allah'a, meleklere, kitaplara, peygamberlere, ahiret gününe, kadere) gönülden kabul etmek.
Dil ile İkrar ve Hürmet: Kur'an'ı okurken veya dinlerken büyük bir hürmet ve edep göstermek. Onun emir ve yasaklarını tasdik eden sözler söylemek.
Fiil ve Amel ile İtaat (Hayata Geçirmek): Kur'an'ın getirdiği emirleri yerine getirip, yasaklarından kaçınmak. Örneğin, namaz, oruç gibi ibadetleri yapmak, dürüstlük, adalet, güzel ahlak gibi Kur'an'ın övdüğü vasıfları yaşantının merkezine koyarak Kur'an'ın ruhunu fiilen tasdik etmektir.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü