Rabbisine müracaat ve muavenet ve ittifak ihtiyacını nasıl anlamalıyız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Allah, icraatını sebepler perdesi ile ortaya koyuyor. Sebeplere teşebbüs etmeyene neticeyi vermiyor.

Allah'a müracaat da iki şekilde olur. Birincisi, kişinin üzerine düşeni yapmadan, sebeplere müracaat etmeden ellerini açıp Allah'tan istemesidir. Tarlasını ekmeyen bir çiftçinin Allah'tan mahsulat istemesi buna benzer. İnsan, sebeplere riayet ettikten sonra Allah’a tevekkül eder ve neticeyi O’ndan bekler.

Şayet kuraklık ve sel baskını gibi durumlardan dolayı bir netice alınmazsa o zaman; tevekkül ile sabretmek ve takdire razı olmak gerekir. İnsan; dünyevî ve uhrevî maksatlara ulaşmak için gereken bütün tedbirleri aldıktan, sebeplere tam riayet ettikten, üzerine düşeni eksiksiz yaptıktan sonra kavlî duayı yapmalı, tesiri Allah’tan beklemeli, neticeye razı olup şükretmelidir. Tevekkülün esası budur.

Her kim sünnetullah kanunlarına uyar, üzerine düşeni yaparsa biiznillah maksuduna ulaşır. Muhtaç olmamak için çalışmak, hasta olunca ilaç kullanmak tevekkülün gereğidir.

“Allah her şeye kadir değil mi?” deyip üstüne düşeni yapmayan kişi, Hakîm ismine muhalif hareket ettiği için sefil bir duruma düşer.

Allah'a yalvarmanın ikinci şekli, hem lisan-ı hal ve hem de lisan-ı kal iledir.

İşte diğer cemaat ve tarikat mensubu kardeşlerimizle birlikte hareket etmek ve onlarla manevî birliğimizi sağlamlaştırmak, Allah'ın inayetine vesiledir. Zira Allah'ın yardımı cemaatın üzerinedir. İhtilaf ve rekabet, Allah'ın inayet ve rahmetinin kesilmesine sebeptir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...