"Şükrün mikyâsı kanaattir ve iktisattır ve rızadır ve memnuniyettir. Şükürsüzlüğün mizanı hırstır ve israftır, hürmetsizliktir, haram-helâl demeyip rast geleni yemektir." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Cenab-ı Hakk’ın ihsan ettiği nimetlere, neden daha fazla verilmedi demeden kanaat etmek, şükrün esasıdır.

Yine nimetleri israf etmeden iktisadlı bir şekilde kullanmak da şükrün ikinci bir esasıdır.

Taksim edilen nimetlere rıza gösterip, memnun olmak, Allah’a karşı bir minnet hissetmek de şükrün üçüncü bir esasıdır.

Nimetleri Allah’ın haram-helal çizgisini gözeterek kullanmak, O’nun emrettiği namaz ve ibadetle taçlandırmak da şükrün dördüncü esasıdır.

Şükürsüzlüğün ölçüsü ise, yukarıdaki zikredilen hususlara riayet etmemek; hırs göstermek, israf ve hürmetsizlik etmek, haram-helâl demeyip rast geleni yemektir.

Şunu da ifade edelim ki, kanaat; sebeplere değil, neticeye olur. İnsan kendisine verilmiş olan maddî ve manevî cihazlarını, zahirî ve batınî duygularını, fıtratına konulan istidadını inkişaf ettirmesi, çalışıp çabalaması kanaatsizlik değildir. Ama Allah, hikmeti icabı çalışıp çabalayan, sebeplere teşebbüs eden kişiyi de arzusuna nail etmeyebilir. İşte o zaman tam teslimiyet ile kanaat etmek gerekir. Şayet "Bu benim hakkımdı, neden vermedi" diye sızlanılır, hakkına rıza gösterilmezse, bu kanaatsizliktir. O şey onun hakkı imiş gibi hak dava etmek, şikâyet tarzında itiraz etmek ve Allah’ın verdiğini beğenmemek; kanaatsizliktir, takdire razı olmamaktır ve kaderi tenkittir.

Sebeplere uymak, çok çalışmak ve çabalamak, ama buna rağmen verilen neticeye de tam teslim olmak Allah’a iman ve tevekkülün, kanaat ve himmetin muktezasıdır. Kanaat ile himmet birbirinin zıddı ve rakibi değil, kardeştirler. Kanaat ve himmetin zıddı ve rakibi hırs ve tembelliktir.

Üzerine düşeni yapıp neticeye kanaat eden kişi; "Allah neden az verdi, ya da neden vermedi?" deyip şikâyet etmez. “Demek ki hakkımda hayırlı olan bu imiş” der ve neticeye rıza gösterir. İnsanın arzu ve hedeflerine kavuşmak için çalışıp çabalaması kanaat ve teslimiyete zıt değildir. Hırsın ve kanaat etmemenin de çalışma ve çabalama ile bir alâkası yoktur. Öyle ise kanaat, istememek değil, sebeplere müracaat ettikten sonra neticeye teslim olmak demektir.

Dünya malını kanaat ile talep etmek, sünnetullah kanunlarına riayet ettikten sonra neticeye rıza ve teslimiyet göstermektir. Dünya malını hırs ile talep etmek ise kâinattaki tertip ve kaideleri hiçe sayıp, doğrudan neticeyi talep etmektir ki, bu asla mümkün ve makbul değildir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...