"Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm´ın Sünnet-i Seniyyesinin menbaı üçtür... Bahtiyar odur ki, bu ittiba-ı Sünnette hissesi ziyade ola." ifadesinde üçü de mi kastedilmiştir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Hasaret-i azime ile işaret edilen sünnet, farz ve vacip kısmı değil nafile mesabesindeki sünnetlerdir. Yoksa farz ve vacip mesabesindeki sünnetlerin terki azap ve ateştir. Üstad Hazretleri bu hakikati şu şekilde ifade ediyor:

"Farz ve vâcip kısmında ittibâa mecburiyet var; terkinde azap ve ikab vardır. Herkes ona ittibâa mükelleftir."

"Nevâfil kısmında, emr-i istihbâbî ile, yine ehl-i iman mükelleftir; fakat terkinde azap ve ikab yoktur. Fiilinde ve ittibâında azîm sevaplar var. Ve tağyir ve tebdili bid'a ve dalâlettir ve büyük hatadır."(1)

Bu meseleyi somut bir şekilde ifade etmek için şöyle bir örnek verelim: Beş vakit namazı kılmak farz olan bir sünnettir, terki azap ve ateştir.

Namazın ta'dili erkanına riayet etmek vaciptir. Yani ayakta iken dosdoğru, rükûda dümdüz olmak, (kadınlar biraz meyilli dururlar) rükûdan kalkınca iyice doğrulmak ve iki secde arasında tam oturmak. Bu vacibin kasdi bir şekilde terk edilmeside ikap ve azaba sebebiyet verir.

Beş vakit namaz ile cuma namazı için ezan ve kamet getirilmesi sünnettir. Cemaatle kılınacak kaza namazları için de ezan ve kamet okunması sünnettir. Bu sünnetin terk edilmesi belki azap ve ateş değildir, lakin büyük bir ziyan ve zarardır ve büyük bir sevaptan mahrumiyettir. Hasaret-i azîme tabiri ile işaret edilen bu üçüncü kısım sünnettir. Diğer ikisini terk etmek zaten azap ve ateş olduğu için onlara ayrıca bu tabirle işaret etmeye lüzum yoktur.

(1) bk. Lem'alar, On Birinci Lem'a.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...