"Sünnet-i Seniyyenin her bir nevine tamamen bilfiil ittibâ etmek, ehass-ı havassa dahi ancak müyesser olur. Ona bilfiil olmasa da binniyet, bilkast, taraftarane ve iltizamkârane talip olmak, herkesin elinden gelir." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Sünnet-i Seniyyenin her bir nevine tamamen bilfiil ittibâ etmek, ehass-ı havassa dahi ancak müyesser olur. Ona bilfiil olmasa da binniyet, bilkast, taraftarane ve iltizamkârane talip olmak, herkesin elinden gelir. Farz ve vacip kısımlara zaten ittibâa mecburiyet var. Ve ubudiyetteki müstehap olan sünnet-i seniyyenin terkinde, günah olmasa dahi, büyük sevabın zayiatı var. Tağyirinde ise büyük hata vardır. Âdat ve muamelattaki sünnet-i seniyye ise, ittibâ ettikçe, o âdat ibadet olur. Etmese itab yok; fakat Habibullah'ın adab-ı hayatiyesinin nurundan istifadesi azalır." (Lem'alar, On Birinci Lem´a, Dokuzuncu Nükte.)

"Ehass-ül Havas", halisin en halisi demektir. Diğer bir manası ise, şuhudi iman sahipleri olan evliyalar demektir. Yani Cenab-ı Hakk'a kurbiyet kesbeden en halisi olan enbiya ve evliya, efdallerin efdali, salihlerin salihidir.

Sünnetin tamamına riayet edenler elbette vardır, lakin bunların kimler olduğu hakkında teker teker isim vermemiz mümkün değildir. Sahabe, tabiin, tebe-i tabiinin sünnete riayet etme hususunda çok titiz ve dikkatli olduklarını biliyoruz. Sünnete riayet etme hususunda en meşhur sahabe ise Abdullah İbni Ömer (ra)’dır.

Peygamber Efendimiz (asm)'in bütün sünnetlerini eksiksiz yerine getirmeğe, avam insanların güç yetirmesi pek mümkün değildir. Lakin onlar da bu sünnetlerin hepsini hayatlarına tatbik edemeseler de o niyeti taşıyabilir ve taraftarlık gösterebilirler. Bu herkesin elinden gelebilecek bir şeydir. Demek her Müslüman sünnete niyet, fikir ve rehberlik noktasından tam taraftar ve iltizam etmek zorundadır.

Resul-i Ekrem Efendimizi (asm.) sevmeden Allah’ı sevmek, onu (asm) razı etmeden Mevla’yı razı etmek ve ona vasıl olmak mümkün değildir. Allah Resulünün sünnetlerini rehber edinmeden saadeti bulmak, istikamet çizgisinde yürümek mümkün değildir.

Sünnet, Kur’ân’ın yoludur, rıza yoludur, cennetin yoludur. Habib-i Kibriya Efendimizin (asm) her hareketinde, her tavrında ve her sözünde nice hikmetler ve alınacak dersler vardır. Her mümin Habib-i Edip Efendimizin (asm.) güzel ahlakını örnek almalı, sünnetlerini hayatına tatbik etmelidir. Bu, ona ümmet olmanın ve onu sevmenin icabıdır.

Resul-i Ekrem Efendimiz (asm.), bütün insanlık için her hususta en güzel bir model en mükemmel bir rehber, eşsiz bir mürşit ve numune-i imtisaldir. Kurtuluş reçetemiz;

“Rahmetin en parlak bir misâli ve mümessili ve o rahmetin en beliğ bir lisânı ve dellâlı olan ve Rahmeten li’l-âlemîn ünvânıyla Kur’ân’da tesmiye edilen Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın sünnetidir ve tebâiyetidir.” (Lem'alar, On Dördüncü Lem'a, İkinci Makam)

Habib-i Kibriya Efendimiz (asm.)’in sünnetlerini hayatlarına tatbik edenler, dünyevî ve uhrevî saadete nail olurlar. Peygamber Efendimiz (asm)'in sünnetlerin büyük bir kısmı beş vakit namaz, zekât, oruç, vitir ve bayram namazları gibi farz ve vacip ibadetler olduğu için, buna uymaya zaten bütün Müslümanlar mecburdur. İslâm’ın beş temel esası Allah emrettiği için farz, Resulullah Efendimiz (asm.) yaptığı için de sünnettir. Bu farzları ifa ettiğimiz zaman hem farz hem de sünnet sevabı kazanmış oluyoruz.

Peygamber Efendimiz (asm)'in farzların dışında yapmış olduğu nafile ibadetlere uymak müstehaptır. Müstehap, yapana büyük bir sevap kazandıran sünnetlerdir. Duha ve evvabin namazları gibi. Yalnız bu gibi ibadetlerin tercihi insana bırakıldığı için, terkinde günah yoktur, lakin azim bir sevaptan mahrum kalınır.

Resul-i Ekrem Efendimizin (asm.) “Gözümün nuru!..” diye tavsif ettiği namaz, onun sürur ve sefası olmuştur. Habib-i Kibriya Efendimiz (asm.) miraç mucizesine mazhar olduğu hâlde, sadece farz namazlarla iktifa etmemiş, başta kendisine farz olan teheccüd namazı olmak üzere, her vesileyle nafile namaz kılarak bu ibadeti olabildiğince artırma yoluna gitmiş, geceleri ayakları şişinceye kadar namaz kılmıştır.

Ebu Hureyre’den (ra.) nakledilen bir hadis-i şerifte şöyle buyrulur:

“Kim akşam namazından sonra aralarında dünyevi kötü bir şey konuşmaksızın altı rekât namaz kılarsa, kıldığı bu altı rekâtlık namaz, onun için on iki senelik ibadete denk kılınır.” (Tirmizi, Mevakit 204; Salat 431)

Resul-i Ekrem Efendimiz (asm.) kuşluk namazının ehemmiyetini de şöyle ifade etmişlerdir:

“Kim kuşluk vaktinde namaz kılmaya devam ederse, (kul hakkı hariç) günahları denizköpüğü kadar dahi olsa mağfiret olunur.” (Tirmizi, Vitr 15)

Bu gibi sünnetleri tağyir etmek yani değiştirip yerine başka bir şey ihdas etmek de büyük bidattır ve cezası da ateştir.

Habib-i Kibriya Efendimiz (asm)'in ibadetlerin dışındaki hayat tarzına yani yeme, içme, uyuma gibi günlük olarak yaptığı fiillerinde ona uymak ve taklit etmek ise, âdetleri ibadete çeviren nurlu bir iksirdir. Bu gibi fiillerde Allah Resulü (asm)'a uymayan günaha girmez ama onun bereket ve nurundan ve azîm bir sevaptan mahrum kalmış olur.

Bidat -haşa- sünneti eksik ya da yanlış görüp onun yerine başka şeyleri koymak demektir ki, bu hareket şu ayetin manasını ve hükmünü red ve incitmek demektir:

"İşte bugün sizin dininizi kemale erdirdim ve üzerinizdeki nimetimi tamamladım. Sizin için din olarak İslamı beğendim." (Maide, 5/3)

Kur’an ve sünnet, ayetin de ifade ettiği gibi, mutlak kemalde olduğu için ona sonradan bir şey ilave etmek veya ondan bir şeyi eksiltmek, hıyanet ve sapkınlıktan başka bir şey değildir. Allah’ın beğendiği ve ikmal ettiği bir din, elbette en mükemmeldir ve bütün insanlığın rehberidir. Bu bakımdan, İslam dini, kıyamete kadar gelecek bütün insanların maddi ve manevi ihtiyaçlarını, huzur ve refahını temin, ruhlarını ve akıllarını tatmin eder.

Tasavvuf ve tarikatlar ve onların birtakım vird ve zikirleri Kur’an ve sünnetten istihraç edildikleri için bidat değildir. Peygamber Efendimiz (asm)'in sünnetine muhalefet etmemek ve onları değiştirmemek kaydı ile evrat ve virdler edinmekte hiçbir sakınca olmaz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

SORULARLARİSALE 2024 ANKETİ
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

karolin
Ona bilfiil olmasa da, binniyet, bilkast, taraftarâne ve iltizamkârâne talip olmak, herkesin elinden gelir. Sünnete bizim gibi avam insanların niyetle sahiplenmesi nasıl oluyor,anlayamadım?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Sünneti sevmek ve ona taraftar olmak ve yapanları takdir etmekte bir cihetle niyet ile sahip olmak anlamı taşır.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...