Risale-i Nur Hizmeti, Türkiye'yi Cihan Harbine sokmadı deniyor, ne demektir? 2.Dünya Savaşı'na girmeyişimizin asıl nedeni nedir?
Değerli Kardeşimiz;
Kâinatta olan biten bütün hâdiselerin iki yüzü vardır. Biri zahiri, yani sureti, dış görünüşü; diğeri ise, batini, yani içyüzü olan gerçek yüzüdür.
Kâinatta asıl ve gerçek olan, hâdiselerin içyüzüdür. Yani, Allah’a bakan ve O’nun emir ve iradesinde takip ettiği gaye ve maksatlar, işlerin asıl yüzüdür ve hükümler de buna göre icra edilir. Diğer sebepler ise, işin bahanesi ve teferruatıdır.
Bu zamanda insanların aklı, kalbi, madde ile çok hemhal olduğundan, manevî sebepleri kabullenmekte zorlanıyorlar.
Meselâ; ucu bucağı görünmeyen kâinatın ve bütün âlemlerin, bir tek zatın duası veya kulluğu hürmetine yaratıldığını, maddî cepheden bakarsan abartı gibi gelir, kabullenmekte zorlanırız. Ama manevî, yani, içyüzünün penceresi ile bakarsan, gayet mutabık olduğu anlaşılır. Nitekim,
“Sen olmasaydın ben âlemleri yaratmazdım.” (Ali el-Kâri, Şerhü’ş-Şifâ, I/6; Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ, II/164.)
Hadis-i kudsisi de bu manayı teyit etmektedir.
Allah katında, değil dünya harbi, bütün kâinatın madde boyutu ve Allah’a bakmayan yönü ile hiçbir ehemmiyeti yoktur.
“Dünyanın benim yanımda bir sinek kanadı kadar kıymeti yoktur.” (Tirmizi, Zühd: 13; el-Hâkim, el-Müstedrek, IV/306.)
Hadis-i kudsisi, varlığın Allah’a bakmayan yönünü nazara vererek ifade edilmiştir.
Cenab-ı Hakk’ın katında en mühim iş, kulluktur. Kulluk olmasa, varlığın hiçbir manası kalmayacak ve kıyamet kopacaktır. Bizim harbimiz, dünya boğuşmalarımızın, onun katında değeri, sinek kanadı kadar yer tutmaz. Bir beldede veya vilayette veya ülkede kulluk varsa, her şey onun hürmeti üzere planlanır. Ve ona göre şekillenir. Bu işin hakikati böyle ulvi işlerdir.
O dönemde, yani İkinci Dünya Harbinde, Anadolu'da, İslam’ın üstünde müthiş bir zorbalık ve baskı vardı. Ve şartlar çok ağır, kulluk azalmış, Allah’a kulluğu gaye edenler takip altında ve kulluğa teşvik edenler ise mahkemelerde soluk almaktaydılar. Bir avuç insanın dışındaki Müslümanlar ya susmuş ya susturulmuş ya da perde altında kalmışlardı.
Böyle olunca, işin manevî dengelerini koruyan ve kadere fetva verdiren konumunda olan Nur Hizmetleri olduğu çok açıktır. Bu yüzden, Allah, şu hizmetin hürmetine, şu belayı dense, gayet dense, gayet mutabık bir mana olur.
Bazen, Allah, bir kulun hürmetine, kavimleri helak ediyor ya da kavimleri ihya ediyor. Bunun misalleri Kur’an'da çokça zikredilmiştir. Her şeyi sebeplerde aramak ve görmek, esbapperestliğin başka bir boyutudur. Dönemin idarecilerinin tedbiri ve dikkatleri ile memleketin harpten kurtulması, sebepler noktasında doğru olsa bile, hakikat noktasında, milyonlarca talebesi olan Nur Hizmetinin bereketi ve duası ile harpten kurtulduğumuz ifade edilmiştir.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü