"Risaletü’n-Nur, en evvel tercümanının nefsini iknaa çalışır, sonra başkalara bakar. Elbette nefs-i emmaresini tam ikna eden..." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Risaletü’n-Nur, en evvel tercümanının nefsini iknaa çalışır, sonra başkalara bakar. Elbette nefs-i emmaresini tam ikna eden ve vesvesesini tamamen izale eden bir ders, gayet kuvvetli ve hâlistir." (Kastamonu Lâhikası, 5. Mektup)

Bu vecize, Risale-i Nur’un hem yazılış metodolojisini hem de dillerden düşmeyen o muazzam tesirinin ve samimiyetinin sırrını açıklar. Metni derinlemesine incelediğimizde karşımıza çıkan temel hakikatler şunlardır:

1. Önce Kendi Nefsini İkna Etmek (Tercümanın Durumu)

Klasik eser yazma usullerinde genellikle yazar, bildiği bir konuyu başkalarına öğretmek, onları irşad etmek niyetiyle kalemi eline alır. Fakat Bedîüzzaman Hazretleri, Risale-i Nur’un yazılışında tam tersi bir yöntem izlendiğini söyler. Eser, en başta onun kendi nefsini, kendi şüphe ve vesveselerini susturmak için bir arayış ve nüzul sürecidir. "Tercüman" ifadesi de önemlidir; Üstad kendisini ilmin kaynağı değil, Kur'an'dan kalbine ihtar edilen hakikatlerin sadece bir aktarıcısı, tercümanı olarak görür.

2. Nefs-i Emmareyi ve Vesveseleri Tamamen İzale Etmek

Nefs-i emmare, insana sürekli kötülüğü emreden, bencil ve şüpheye açık yönüdür. Bir fikrin, bir delilin insanın en inatçı, en ikna olmaz parçası olan kendi nefsini tam anlamıyla susturabilmesi, o delilin ne kadar sarsılmaz olduğunu gösterir. Eğer bir ders, yazarın kendi içindeki en derin vesveseleri ve şüpheleri kökünden söküp atabiliyorsa, laboratuvarda test edilmiş ve başarısı kanıtlanmış bir ilaç gibidir.

3. "Gayet Kuvvetli ve Hâlis" Olmasının Sırrı

Kuvvetlidir: Çünkü dışarıdan bir teoriden ibaret değildir; bizzat ruh dünyasında yaşanmış, tecrübe edilmiş, nefsin bütün itiraz barajlarını yıkmış bir bürhan yani kesin delildir.

İhlaslıdır: İçinde başkalarına hocalık pozisyonuna girme, mürşitlik yapma veya alimlik taslama gibi gizli riya ve enaniyet mikropları barınamaz. Yazar, başkalarını kurtarma havasıyla değil, kendi yangınını söndürme telaşıyla yazmıştır. Kendi nefsine hitap eden bir feryat olduğu için yapaylıktan tamamen uzaktır.

Özetle: Risale-i Nur’un okuyanların kalbine bu denli nüfuz etmesinin sebebi, yazarının da o reçeteyi ilk kullanan ve onunla şifa bulan ilk hasta olmasıdır. Reçete önce doktorun kendisini iyileştirmiştir, bu yüzden başkalarına da şüphe duymadan tavsiye edilir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
5
Okunma sayısı : 36
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...