Block title
Block content

"Rızık, hayat kadar kudret nazarında ehemmiyetlidir. Kudret çıkarıyor, kader giydiriyor, inâyet besliyor. Hayat, muhassal-ı mazbuttur, görünür. Rızık, gayr-ı muhassal, tedricî münteşirdir, düşündürür. Açlıktan ölmek yoktur!" izah?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Rızık, hayat kadar kudret nazarında ehemmiyetlidir. Kudret çıkarıyor, kader giydiriyor, inâyet besliyor. Hayat, muhassal-ı mazbuttur, görünür. Rızık, gayr-ı muhassal, tedricî münteşirdir, düşündürür."

"Açlıktan ölmek yoktur. Zira bedende şahm ve saire suretinde iddihar olunan gıda bitmeden evvel ölüyor. Demek, terk-i âdetten neş'et eden maraz öldürür; rızıksızlık değil." (1)

Rızık, hayat kadar kudret nazarında ehemmiyetlidir derken, rızık ve hayatın Cenab-ı Hakk'ın indinde önemini ifade etmekte, Rabbimizin gücü ve kuvvetiyle ortaya çıkarıldığını nazara vermektedir. Kudretten çıkan manalara kader tarafından elbise giydiriliyor. Cenab-ı Hakk'ın inayet ve yardımıyla da rızık artırılıyor.

Hayat ve rızık ikisi de kudretin nazarında denktir eşittir. Ancak hayat bir anda, adeta zamansız vücuda gelmektedir. Hayattar olan şeylerin tümünde bu kanun caridir, geçerlidir. Hayatta tekamül denen tedricilik söz konusu değil, ama rızıkta tedricilik, yani yavaş yavaş rızkın gönderilmesi söz konusudur.

Hayatı Cenab-ı Hak, direkt olarak, sebebsiz yaratırken; rızkı ise sebeblere, duaya, tazarruya, acziyete vb. şeylere bağlamış durumda. "Hayat muhassalı mazbuttur" derken, hayatın desti kudrette olduğunu ve bir anda yarattığını ve bununda bakabilenlerce gayet net bir şekilde görülebileceğini; rızık ise yine kudretin elinde olmakla birlikte bir anda, hayat safhasına çıkartmaktan ziyade, peyderpey mahlukata gönderildiği ifade edilmektedir.

Kainatın merkezinde hayat, hayatın merkezinde rızık, rızkın merkezinde de şükür vardır. Şayet rızık da zamansız ve sebepsiz gibi ani vücut bulsa idi, insanın en önemli vazifesi olan şükrü ifa etmesi zorlaşırdı. Sebeplere takılması kolay olurdu, ya da manasını iyi düşünemezdi .

Hayat ile rızkın yaratılmasına şöyle bir misal ile bakabiliriz: Hüneri ve mahareti çok olan bir usta, bir bina yaparak bütün hüner ve maharetini seyrettirmek ve göstermek ister. Bu usta, binayı iki şekilde yapabilir. Biri defi, ani, sebepsiz; diğeri ise, tedrici ve münteşirdir. Yani yavaş yavaş yayılıp, tertip ve sıra ile yapmaktır.

Zaten eserini, yani, binasını halkın huzurunda defi ve ani bir şekilde sebepsiz  inşa ettiğinden herkes onu görebilir. Sebeplerde boğulma olmaz. Rızıkta da  yavaş yavaş, tertip ile  eze eze yaptığı ve sebeplerde aracılık ettiği için, yani temelden tavana doğru tedrici bir yol izlediği için, herkes onun sanatını ve hünerini takdir ile tahsin eder.  Ve maksat hasıl olmuş olur.

Özet olarak, hayat sebepler açısından şeffaf olmasından,  zaten kendini gösteriyor.  Ama rızıkta ise aynı durum olmadığından düşünme ve tefekkür gerekiyor. Onun için de tedricilik, intişar ile  göstermek  lazım geliyor.

(1) bk. Mektubat, Hakikat Çekirdekleri: 85.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

helena

Hayatın direkt sebepsiz yaratılmasına örnek verir misiniz ? Yani canlıyı meydana getirecek hücrelerin vs. "kün" emri ile bir araya gelmesi mi? Bişeyler muallakda kaldı, yardımcı olur musunuz ?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (editor)

Hayatı, daha ziyade canlılık anlamında kullanmamız lazımdır. Anne karnındaki bebeğe belli bir tarihten sonra ruh girmektedir. İşte, ruhun girişi bir sebebe bağlı olarak meydana gelmiyor. Bu olay sebepsiz vuku bulmaktadır.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...