Block title
Block content

“Ruh ise, tahrip ve inhilâle maruz değil. Çünkü basittir; vahdeti var. Tahrip ve inhilâl ve bozulmak ise, kesret ve terkip edilmiş şeylerin şe’nidir." İzah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Burada ruhun bekası, çok önemli bir yönüyle nazara veriliyor. Bu yön, ruhun basit olmasıdır. Basit; terkip olmayan demektir. Hepimizin bildiği gibi su bir terkiptir, ama onu meydana getiren oksijen ve hidrojen basittirler.

Ruhun sahip olduğu akıl, hayal, hafıza, vicdan, sevgi, korku gibi duygular ve latifeler bedenin hücreleri, yahut o hücrelerin atomları gibi değillerdir. Yani, ruh onların bir araya gelmesiyle ortaya çıkmamıştır. Ruhta bütün bunlar mevcuttur, ama basit olarak, yani terkip şeklinde değil.

Bedenimizden misâl verecek olursak, organlarımızın bir araya gelmesiyle bedenimizin varlığı tahakkuk eder. Bu organlardan birisini meselâ, böbreği, safra kesesini çıkarsanız veya insan  kaza geçirerek bir kolunu veya ayağını kaybetse, o noksanlıklarla birlikte varlığı yine devam eder. Ama ruh böyle değildir, ruhtan meselâ, hafızayı, sevgiyi, korkuyu çekip alamazsınız. Bunlar ruhun bölümleri veya organları gibi değillerdir; hepsi bir şeydir.

Bazen “Akıl, kalb ve ruh aynı şey midir?" şeklindeki bir soruyu cevaplandırırken şöyle basit bir örnek veriyoruz: Bir dosya kağıdı düşünelim. Onda üç özellik birleşmiştir, ama terkib şeklinde değil. Biz ona maddesi itibariyle kağıt deriz, şekli itibariyle dikdörtgen deriz, rengi itibariyle de beyaz deriz. Bunların hepsi aynı şeydir, terkib değillerdir.

Burada Üstadımızın İşârâtü’l-İ’caz’daki kalb tarifini hatırlayalım:

“...  bir lâtife-i Rabbaniyedir ki, mazhar-ı hissiyatı vicdan, mâkes -i efkârı dimağdır."

Buna göre, ruh, kalb, akıl aynı şeylerdir. Kalbin hissiyat cihetine vicdan, fikir cihetine akıl denilmektedir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...