"Ruhun vücud-u haricisi" ve vücud-u hissiyesi, beden-i misali, gılaf-ı latif,gibi kavramların izahını yapabilir misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Ruhun vücudu haricisi: Böyle denilmesinin sebebi, ruhun vücud-u haricisinin kudretten gelmesine yani yaratılmasına nisbetendir. Halk âlemindendir. Bu cihetle ruhun harici vücudu denir. Ruh, bu vücud-u hariciye ilk yaratılmasından itibaren her zaman sahiptir. Cismani beden içinde bile bu vücud-u haricinin içindedir. Ama bilindiği üzere, ruhun bizzat kendisi ise (özü itibariyle), irade sıfatından olup emir âlemindendir. Bu cihetle Sad-ı Taftazani gibi bazı zatlara göre yaratılmamıştır, mec'uldür.

Ruhun vücud-u hissiyesi: Ruhun zişuur olması vücud-u haricisi iledir. Şuur ve latifeler, vücud-u haricisinde kodlanmıştır. Bu cihetle aşağıdaki ifadede Üstadımız "vücud-u hissi" tabirini kullanır.

"Kudret vücud-u hissî giydirir, şuuru başına takar, bir seyyale-i latîfeyi o cevhere sadef eder."(1)

Ruhun gılaf-ı latifi: Diğer bir tabir ile "Seyyale-i latif"dir. Bu tabirlerin sebebi, ruhun su gibi olmasına işarettir. Nasıl ki su, hangi çeşit kaba girince o kabın şeklini alır. Öyle de ruhta, vücudu haricisiyle bulunduğu kabın yani gılaf-ı latifin şeklini alır. Yoksa ruh, vücud-u haricisi olmadan hiçbir kayıt altına alınamazdı. Gaz ile tüp misali gibi... Gılafı yani kabı ise beden-i misaliyesidir.

Ruhun bedeni misalisi: Beden-i misaliyi iyi anlamak gerekir. Evvela beden-i misali, görünen bedenin aksine manevi ve misali bir bedendir. Vücud-u haricisinden başka ikinci bir vücudu olup ruhun elbisesi, kabı ve bedenidir. İnsan, bu elbiseyi ve misali bedeni ölümünden sonra giyer. Üstadımızın tabiriyle;

"Belki ceset ruhun hanesi ve yuvasıdır, libası değil. Belki ruhun libası bir derece sabit ve letafetçe ruha münasib bir gılaf-ı latîfi ve bir beden-i misalîsi vardır. Öyle ise, mevt hengâmında bütün bütün çıplak olmaz, yuvasından çıkar, beden-i misalîsini giyer."(2)

Beden-i misalinin en önemli hâsiyeti ise kişinin ahlakına, itikadına, fıtratına, amellerine göre şekil almasıdır. İnsanın mesh-i manevisi, manen zayıflama veya kuvvetlenmesi bedeni misalisiyledir. Eski keşif ve mütekellimin zatlar, ehli dalalet için "hayvan-i ruh" diye kısmen keşf ve hads ettikleri mana bu olsa gerektir. Ama peygamberlerin ve müttakilerin beden-i misaliyesi ise "melek-i ruh" gibidir, hatta daha nurani ve ulvidir.

"O heva ise şe'ni, insaniyeti derece-i melekiyeden dereke-i kelbiyete indirmektir, insanın mesh-i manevîsine sebeb olmaktır. Bu medenîlerden çoğu, eğer içi dışına çevrilse kurt, ayı, yılan, hınzır, maymun postu görülecek gibi hayale gelir."(3)

"Ey küfür ve küfranı dağıtıp neşreden bedbaht ruh!.."(4)

Dipnotlar:

1) bk. Sözler, Lemeat.

2) bk. age., Yirmi Dokuzuncu Söz, İkinci Maksat.

3) bk. Sünuhat.

4) bk. Lem'alar, On Yedinci Lem'a.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

SORULARLARİSALE 2024 ANKETİ
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

şehrayin

peki bu gılafı latif yani ruhun giysisi kişilerin amelleri ne göre mi şekilleniyor yani salih bi insanın ruh giysisi ile kafir birinin ruh giysisi farklıdır amellerine göre şekillenmiştir diyebilirmiyiz

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Denilebilir çünkü cehennem ehlinin bedeni de azaba göre olacaktır bir dişinin uhud dağı kadar olması gibi. 
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...