"Sahabeler Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselamı gördüler, sonra iman ettiler. Biz ise görmeden iman ettik. Öyle ise imanımız daha kavidir." Bu ifadeler mantıklı değil mi?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Güneşi görerek kabul eden kişinin, Güneş'in varlığına, büyüklüğüne, haşmetine olan inancı ile Güneşi görmeden, anlatılanlarla veya Ay'a olan tecellisine bakarak Güneşi kabul eden kişinin durumunun nasıl farklı olacağı malumdur.

Bu açıdan bakılınca, sahabelerin imanı Güneşi bizzat görmek gibidir.

Demek ki, görerek iman etmek görmeden iman etmekten daima üstündür. Bunu başka bir temsil ile akla yaklaştırmaya çalışalım.

Bir araba alacağız ve arabayı tanıtma konusunda önümüze üç seçenek konuluyor.

Birisi, satış elamanının arabayı sözlü bir şekilde tarif etmesi.

Diğeri, bir broşür üzerinden resimlerle tarif etmesi.

Üçüncüsü ise, bizzat arabayı gösterip test ettirmesi.

Elbette arabayı bizzat görüp test etmek sözlü ve broşür üzerinden tarif etmekten daha üstün daha etkili olacaktır.

Tabiri yerinde ise sahabe efendilerimiz Peygamber Efendimiz (asm)'in bütün özelliklerine bizzat ve canlı olarak şahit oluyor ve ondan sonra iliklerine kadar iman ediyorlar. Bu hususta sahabeyi geçmek imkânsız bir durumdur.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 2.689
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Kullanıcı

"Sahâbeler, o zamanda, efkâr-ı âmme-i âlem hakaik-ı İslâmiyeye muârız ve muhalif iken, Sahâbeler yalnız suret-i insaniyede Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmı görüp, bazan mu’cizesiz olarak, öyle bir iman getirmişler ki, bütün efkâr-ı âmme-i âlem, onların imanlarını sarsmıyordu. Şüphe değil, bazısına vesvese de vermezdi."

Bu pasajda sahabelerin Peygamber Efendimizi yalnız insan suretinde görmesi hem bazen mucizesiz iman etmesi, buna mukabil bizim bütün efkâr-ı âmme, hem Peygamberimizin cismaniyetine mukabil, umum envar-I Kuraniye ve hakaik-i Kur’âniye ve onun muhteşem şahsi mânevîsini akıl gözüyle gördüğünüz halde... diyor.

Üstadın bu deyiminden, sanki biz Efendimizi görmediğimiz halde, sahâbelerden daha fazla imansal imkana sahip olduğumuz halde, onlar gibi iman edemiyoruz.

Halbuki siz bu pasajda güneşi görenle, görmeyen bir olur mu diyerek, sahabelerin Efendimizi görmesinden dolayı daha yüksek iman sahibi oluyor diyorsunuz(zaten öyle ama yazdığım pasajlar, sanki bizim imanımızın onlardan daha güçlü olması için elimizde daha fazla delil var, anlamı çıkıyor gibi muhteşem şahsı mânevî, hakaik-ı Kuraniye, umum envar-İslâmiye vs) 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale
İlk etapta ilk imanla karşılaşmada sahabelerin tutumuna kimse yetişemez. Sonra iman sürekli inkişaf ediyor yani ilk zorluk atladıldıktan sonra iman sürekli güçleniyor onlar zorluğuda imanın çokluğunuda yaşamışlar bizde bu yok. 
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Kullanıcı

"Sahâbeler, o zamanda, efkâr-ı âmme-i âlem hakaik-ı İslâmiyeye muârız ve muhalif iken, Sahâbeler yalnız suret-i insaniyede Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmı görüp, bazan mu’cizesiz olarak, öyle bir iman getirmişler ki, bütün efkâr-ı âmme-i âlem, onların imanlarını sarsmıyordu. Şüphe değil, bazısına vesvese de vermezdi."

Onlara vesvese gelmemesi direkt nasıl güçlü imanla bağlantılı olabilir. Büyük zatlara ( Mevlana vs) daha çok evham geldiği söylenir. Hem evham şeytandan olan birşey, insanın kendi durduk yere direkt evham üretmezki. Buradaki vesveseyi nasıl anlamalıyız? 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale
İstanbulu hiç görmemiş birisinde vehim olur ama gördükten sonra vehim kalmaz sahabede iman öyle bir seviyeye çıkmış ki vehim bile kalmıyor. 
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...