Şans, uğur, uğursuzluk, uğursuzluğa yorma hakkında, Risalelerde bilgi var mı?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İnsanın kalbinde ve aklında ne hükmedip yerleşmiş ise, hâdiseleri de o hükme göre yorumlayıp idrak etmesi, insan fıtratının değişmez bir prensibidir.

Mesela, pesimist (karamsar) bir filozof her şeyi karamsar olarak görür, okur ve anlar, hayatı da ona göre şekillenir.

Optimist (iyimser) bir filozof ise her şeyi iyimserlik penceresinden izler, hayatı da ona göre algılar. Kırmızı gözlük nasıl eşyayı kırmızı gösteriyor ise, siyah gözlükte eşyayı siyah gösterir.

Münkir, kâinatı manasız, işe yaramaz ve tesadüfün oyuncağı olarak gördüğü için, her şey ona azaplı ve sıkıntılı olarak yansır. Mümin ise, her şeyin çok manalı, faydalı, hikmetli ve Allah’ın tedbir ve idaresinde olduğunu bildiği için, her şey ona sevimli ve huzurlu olarak yansır.

Teşe’üm: Herhangi bir şeyden uğursuzluk mânâsı çıkarmak, ziyan geleceğini vehmetmek, kötülük ulaşacağını zannetmek. Evhamı büyütüp her türlü kötülüklere zemin hazırlayacağını iddia ederek korku ve endişe meydana getirmek, manalarına geliyor. Böyle bir düşünce hem caiz değildir hem de hiçbir şeyin yaratılışında böyle bir uğursuzluk ve kötülük söz konusu olmaz. Allah (cc) hiçbir şeyin içine uğursuzluk koyarak yaratmamıştır.

Üstad Hazretleri tefeülün teşe’üm kısmını tahkik mesleğine uygun görmüyor. Mesela, Kur’an’ın birçok ayetinde ehli küfre ağır ikaz ve tabirler var. Birisi tefeül şeklinde sayfa açsa, bu ayetlerden birisi tevafuk etse, kişi ümitsizliğe kapılabilir. Bu sebeple Kur’an üzerinden tefeül etmek tahkik mesleğine pek uygun değildir.

Rüyada da aynı mana hükmediyor. Rüyada görülen şeylerin hakiki tevil ve tabirini ancak asfiya mevkiindeki alimler yapabilir. İnsanların ekserisi bu tevil ve tabirden uzak oldukları için rüyayı kötüye yorup, ümitsizliğe düşebilirler. Bu sebeple rüya ile amel etmek, yani rüya ile düşüp kalkmak tahkik mesleğine uygun değildir.

Rüya yorumlanacaksa, hayra ve güzele yorumlanmalıdır, uğursuzluk manasına gelen su-i tevilde bulunulmamalıdır.

Uğursuzluğa yorma hakkında Risale-i Nurlarda dağınık olarak birçok ibare vardır. Biz bunlardan bazılarını takdim edelim:

"Bir vakit iki adam hem keyif, hem ticaret için seyahate giderler. Biri hodbin talihsiz bir tarafa, diğeri hüdâbin bahtiyar diğer tarafa sülûk eder, giderler.

Hodbin adam hem hodgâm, hem hodendiş, hem bedbin olduğundan, bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer. Bakar ki, her yerde âciz bîçâreler, zorba müthiş adamların ellerinden ve tahribatlarından vâveylâ ediyorlar. Bütün gezdiği yerlerde böyle hazin, elîm bir hali görür. Bütün memleket bir matemhane-i umumî şeklini almış. Kendisi şu elîm ve muzlim haleti hissetmemek için sarhoşluktan başka çare bulamaz. Çünkü herkes ona düşman ve ecnebî görünüyor. Ve ortalıkta dahi müthiş cenazeleri ve meyusâne ağlayan yetimleri görür. Vicdanı azap içinde kalır."

Diğeri hüdâbin, hüdâperest ve hak-endiş, güzel ahlâklı idi ki, nazarında pek güzel bir memlekete düştü. İşte bu iyi adam, girdiği memlekette bir umumî şenlik görüyor: her tarafta bir sürur, bir şehrâyin, bir cezbe ve neş'e içinde zikirhaneler... Herkes ona dost ve akraba görünür. Bütün memlekette yaşasınlar ve teşekkürler ile bir terhisât-ı umumiye şenliği görüyor. Hem tekbir ve tehlil ile mesrurâneahz-ı asker için bir davul, bir musiki sesi işitiyor. Evvelki bedbahtın hem kendi, hem umum halkın elemiyle müteellim olmasına bedel, şu bahtiyar, hem kendi, hem umum halkın süruruyla mesrur ve müferrah olur. Hem güzelce bir ticaret eline geçer, Allah'a şükreder."(1)

İki adam arasındaki fark, uğursuzluğa yormak ve yormamak üzeredir. Birisi her şeyi güzele ve imana uygun yorduğu için, onun nazarında her şey güzel ve talihli oluyor. Diğeri ise her şeyi kötüye ve inkâra uygun bir şekilde yorduğu için, onun âleminde her şey kötü ve talihsiz oluyor. Bedbinlik, bir cihetle uğursuz bakış ve kötüye yorum manasındadır.

"Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen güzel rüya görür. Güzel rüya gören hayatından lezzet alır."(2)

"Güzel gören güzel düşünür. Güzel düşünen, hayatından lezzet alır."(3)

Bu ibareler uğursuz ve çirkin bakmanın muhalif manalarını ifade eder ki, bu ibarelerin manayı muhalifinden uğursuz bakmanın ne denli çirkin olduğu çıkar. Yani "çirkin gören çirkin düşünür, çirkin düşünen de hayattan elem ve azap duyar" demektir.

Öyle ise hayata ve hâdiselere iman ve ibadet gözlüğü ile bakarsak, her şeyin sırrı ve hakikati çözülür. O hâdiseler arkasındaki güzellikler tezahür eder ve insan o güzellikler ile mutlu ve bahtiyar olur. Risale-i Nurlarda uğur bu şekilde ifade ediliyor, diyebiliriz. Uğursuzluk ise, küfür ve gafletli nazarın insana verdiği azap ve sıkıntı manasındadır.

Dipnotlar:

(1) bk. Sözler, İkinci Söz.

(2) bk. Münazarat

(3) bk. Mektubat, Hakikat Çekirdekleri: 50

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Ziyaretçi (doğrulanmadı)

İnsanın durumu neyse, kâinatı o halde görür; üzüntülü biri kâinatı üzgün görür, abid bir kul kâinatı ibadette görür. Neden böyle oluyor?

İman ve ibadet bir gözlüktür, onu takmayan mevcudatın yapmış oldukları fıtri ibadetleri göremezler ve okuyamazlar. Sağlam bir iman nasıl her şeyin ardında Allah’ın kudret elini ve tasarrufunu zahir bir şekilde gösteriyor ise, sağlam bir ibadet de mevcudatın hal ve kal dili yapmış oldukları ibadetleri zahir bir şekilde gösterip ilan eder. Bu, Allah’ın insanın âlemine koyduğu bir kanun ve mühim bir prensiptir. Bu kanun ve prensibin konulmasının sebebi de her şeyde Allah’a giden yolu görebilmek içindir.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...