Sevaplar günahlardan çok ise, direkt cennete girileceği söyleniyor. Öyle ise; "İnsan her amelinden sual" olunmayacak? Günahların hesabı nasıl olacak?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bu ve benzeri soruların en kestirme cevabını, Allah'ın adaletine olan sağlam bir iman ve itimat neticesinde anlamak mümkündür. Allah, hiçbir kuluna zulmetmeyeceği gibi, hiçbir kulunu da suçlu olduğu halde kayırmayacaktır. Rahmet edecekse hak eden herkese, ceza verecek ise hak eden herkese verecektir.

Ahiret hayatı ile alakalı bildiklerimiz parça parça olduğu için, manzarayı tam göremiyoruz. Dolayısı ile anlamakta zorluk çekiyoruz. Her şeyi bilseydik ve görseydik bir mesele kalmazdı. En iyisi biz bilemesek de sonsuz adalet sahibi olan Rabbimiz biliyor deyip, istikametli bir hayat yaşamaya çalışalım.

Kaldı ki, azap yalnız cehennem azabı değildir. Hadisin ifadesi ile “Kabir, ya cennet bahçelerinden bir bahçe veya cehennem çukurlarında bir çukurdur.” Mükâfat ve ceza kabir hayatı ile başlayacak; mahşerde ve sıratta devam edecektir. Buradaki azaplarla günahları temizlenenler artık cehenneme gitmeyeceklerdir. Yoksa cehenneme gidecek, sonra cennete gideceklerdir diye anlamak daha doğru olsa gerek.

Gaybı bilen Allah olduğu gibi, adalet edecek olan da odur.

Mahşer günü herkesin amel defteri eline verilecek, herkes hayatı boyunca işlediği her amelini okuyacak, işlediği zerre kadar hayır ve şerri görecektir. Bazı kimseler “görecektir” ifadesini “Cezasını çekecektir” şeklinde anlamaktadırlar. Görmek başka onun cezasını çekmek başka. Ayette “cezasını çeker” değil, “görür” ifadesi kullanılmış. Zerre kadar günah işleyen cehenneme gidecekse, o zaman peygamberler müstesna oraya girmeyen kişi kalmaz. Bir yerde yangın olsa biz onu görürüz ve içimiz ürperir ama biz onun içinde olmadığımız için yanmayız. Cehennemi görmek başka, içine girmek başkadır. Nitekim bütün insanlar Sırattan geçecek ve onun altında olan o dehşetli cehennemi göreceklerdir. Rabbim ayağımız kaydırmasın inşallah…

Yüce Allah sevapları günahlarına ağır gelen kullarını cennete koyacağını şöyle ifade buyurmaktadır: “O gün kimin tartıları ağır basarsa o, hoşnut olacağı bir hayat içindedir. (Karia Suresi, 101/6-7)

Kalb çekirdeği günahlarla, isyanlarla kararır. Eğer insan samimi bir tövbe ile bu yanlış ve karanlık yoldan dönerse ve salih amellerini artırmaya devam ederse kalbi yeniden nurlanır. Aksi halde bu nurlanma işi ahirete kalır. Cehennem azabını tattıkça isyan lekeleri ve zulmetleri ortadan kalkar ve sonunda nura inkılap etmekle cennete girmeye liyakat kazanmış olur. Bu ise, ancak imanla göçen, fakat mîzanda günahları sevaplarından bir mümin için söz konusudur. İşlediği günahlar onun iman nurunu söndürmediği ve kabre imanlı göçtüğü için sonunda yine cennete varır.

Cennete girmenin vesikası iman olduğu için, kabre imanla göçtüğü halde mahşerde günahları sevaplarından fazla olan insanlar, cehennem hapsine atılacak ve azaplarını çektikten sonra tekrar cennete gireceklerdir.

Ancak, bozulmuş çekirdek gibi asliyetini kaybeden ve kabre imansız göçen kalbler için böyle bir akıbet söz konusu değildir.

Şirk ve küfür ehli ile günahları ağır gelenler ise; “Ey mücrimler (suçlular)! Ayrılın bugün!” nidası ile sarsılacak ve cehenneme girecekler ve orada ebedi olarak azap çekeceklerdir.

Cennete girmek imanın karşılığıdır, oradaki dereceler ise salih amele göre olacaktır. Cennet ehlinin dereceleri ve alacakları lezzetler birbirinden farklı olacağı gibi, cehenneme giren ehl-i küfrün azapları da aynı seviyede olmayacaktır. Kendine ilah diyecek kadar haddini aşan Firavun’un, küfrü dava edinen kâfirlerin azabı ile sıradan bir kâfirin azabı elbette ki bir değildir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Okunma sayısı : 7.369
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...