"Sizler baktınız, günahlardan başka ne kazandınız? Ben bakmadım, ne kaybettim?" İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Hem zındıka, nifak hasiyetiyle her tarafa döner. Senin dostunu kendine dost edip sana düşman eder. Senin taraftarlık cihetiyle kazandığın günahlar, faydasız boynunda kalır. Risale-i Nur şakirtlerinin vazifeleri iman olduğundan, hayat meseleleri onları çok alakadar etmez ve merakla baktırmaz. İşte bu hakikate binaen, değil on üç ay, belki on üç seneHAŞİYE dahi bakmasam hakkım var. Sizler baktınız, günahlardan başka ne kazandınız? Ben bakmadım, ne kaybettim?"

HAŞİYE: Hem tam yedi senedir aynı hal devam etti. Ne merak etti ve ne de sordu ve ne de bildi.(Kastamonu Lahikası, 129. Mektup)

"Sizler baktınız, günahlardan başka ne kazandınız? Ben bakmadım, ne kaybettim?"

Bu ifade, Üstad'ımızın günlük, geçici ve malayani olan şeylerle ve bilgilerle uğraşmamasının ve merak etmemesinin garipsenmesi üzerine yazdığı bir mektuptan bir parçadır.

Evet, geçmişte dünyanın malayani, günahlı, boş işleri ile meşgul olanlar günahtan başka ne kazandılar. Takvadan ve ehemmiyetli işlerine mâni olmaması için bunlara bakmayanlar ne kaybettiler?!. Aksine kazandılar, çünkü onların günahlarından uzak durmakla ebedî hayatlarını kurtardılar.

O TV kanalı senin, bu kanal benim ömrümüzü dünya boğuşmaları içinde zayi edip gidiyoruz. Bütün dünyadan haberimiz var, ama evimizden haberimiz yok! Çoluk çocuğumuz hangi sefahat ve sefalet sahilerine vurmuş; bilmiyoruz! Oğlumuz nerede, kızımız nerede, haberimiz yok! Ahirette bizi kurtaracak eserlerin peşinden koşmadıkça, bu fâni dünyanın fâni ve elem izi bırakan şeylerle uğraşmamız bizi ebediyen mesul eder.

Risale-i Nur şakirtlerinin vazifeleri iman olduğundan, hayat meseleleri yani dünyanın siyasi ve geçici işleri onları çok alakadar etmez ve merakla baktırmaz.

"Cevaben dedim ki:

Ömür sermayesi pek azdır; lüzumlu işler pek çoktur. Birbiri içinde mütedâhil daireler gibi, her insanın kalp ve mide dairesinden ve ceset ve hane dairesinden, mahalle ve şehir dairesinden ve vatan ve memleket dairesinden ve küre-i arz ve nev-i beşer dairesinden tut, ta zihayat ve dünya dairesine kadar, birbiri içinde daireler var. Her bir dairede, her bir insanın bir nevi vazifesi bulunabilir..." (Şualar, On Birinci Şua, Dördüncü Mesele)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...