Block title
Block content

Şu'le

İçerikler

  1. "Bütün Esmâ-i Hüsnânın ifâde ettiği mânâlar ile bütün sıfât-ı kemâliyeye, Lâfza-i Celâl olan Allah bil’iltizam delâlet eder. Sair ism-i haslar yalnız müsemmâlarına delâlet eder, sıfatlara delâletleri yoktur..." izahı?

  2. "Çünkü sıfatlar müsemmâlarına cüz olmadığı gibi, aralarında lüzum-u beyyin de yoktur." cümlesini izah eder misiniz?

  3. "Eğer heva sahibi, bu esbab-ı zahiriyeyi görüp, Müsebbibü´l-Esbabdan gaflet etmese, itirazlarını tamamen Allah´a tevcih eder." cümlesiniz izah eder misiniz?

  4. "Mademki her şeyin Allah'tan olduğunu bilirsin ve ona iz'anın vardır; zararlı, menfaatli her şeyi tahsin ve hüsn-ü rıza ile kabul etmek lazımdır." Biraz açar mısınız?

  5. "Ve keza, ulûhiyet ünvanı sıfât-ı kemâliyeyi istilzam etmesi, ism-i has olan Allah’ın da o sıfâtı istilzam ettiğini istilzam ediyor. Ve keza, Allah kelimesi de, nefiyden sonra sıfatlarla beraber düşünülür." cümlelerini açıklar mısınız?

  6. "İ'lem Eyyühel-Aziz! Çekirdek ağaç olmazdan evvel, yumurta kuş olmazdan evvel, habbe başak vermezden evvel binlerce imkân ve ihtimaller içerisinde ve binlerce suret ve şekillere girmek kabiliyetinde iken,.." Devamıyla izah eder misiniz?

  7. "Kâfir ise, mana-yı ismiyle, yani müstakil bir "Ağa" nazarıyla âleme bakıyor,.." cümlesindeki “Ağa” ne anlama gelmektedir?

  8. "Mana-yı harfi, kasdi hükümlere mahkûm-u aleyh olamaz ve o mana-yı harfinin inceliklerinde tedkikat yapılamaz. Fakat mana-yı ismi, sıdk, kazib, her hükme mahal olur." izah eder misiniz? (Mesnevi-i Nuriyeden)

  9. "Mânâ-yı harfî, kasdî hükümlere mahkûm-u aleyh olamaz. Ve o mânâ-yı harfînin inceliklerine tedkikat yapılamaz. Fakat mânâ-yı ismî, sadık, kâzib her hükme mahal olur..." cümlelerini izah eder misiniz?

  10. "Mana-yı harfi, kasti hükümlere mahküm-u aleyh olamaz. Ve o mana-yı harfinin inceliklerine tetkikat yapılamaz. Fakat mana-yı ismi, sadık, kazip her hükme mahal olur." cümlesinin geçtiği yeri izah eder misiniz?

  11. "Mana-yı ismiyle kainata bakan felasifenin kitaplarında kainata ait hükümler, nefsülemirde örümceğin nescinden zayıf ise de, zahire göre daha muhkem görünüyor." cümlesini örneklerle açıklar mısınız?

  12. Hattâ ehl-i kelâmın reyleri, hiss-i umumîye ve tearüf-ü âmme mutabık olduktan sonra,.. diye devam eden paragrafı açıklar mısınız?

  13. Mânâ-yı harfî, kastî hükümlere mahkûm-u aleyh olamaz. Ve o mânâ-yı harfînin inceliklerine tetkikat yapılamaz. Fakat mânâ-yı ismi, sâdık, kâzip her hükme mahal olur.. Cümlesini açar mısınız?

  14. Zira, bir harf kendi zâtına bir harf miktarı—o da bir vecihle—delâlet eder. Kâtibine çok vecihlerle delâlet eder. Ve kâtibini, bakanlara tarif ve tavsif eder. Bu cümlenin izahını yapar mısınız?

  15. "Evet dâll olan kimse, bir iş ve bir ibadet teklifinde başını havaya kaldırarak firavunlaşır." cümlesini devamıyla izah eder misiniz?

  16. "İnsan, nisyandan alındığı için nisyana müptelâdır." cümlesini izah eder misiniz?

  17. "İ’lem eyyühe’l-aziz! Cenâb-ı Hakkın günahkârları affetmesi fazldır, tâzip etmesi adldir..." bu paragrafı devamıyla açar mısınız?

  18. Hizmet, sa'y, tefekkür zamanlarında nefsin unutulması, yani nefse bir iş verilmemesi dalalettir. Cümlesini biraz açar mısınız?

  19. İnsan Nisyandan Alındığı İçin Nisyana Müpteladır.. Cümlesini açıklar mısınız?

  20. “Nisyanın en de kötüsü nefsin unutulmasıdır.” buyrulur. İnsan kendi nefsini nasıl unutur?

  21. "Bir şeyden uzak olan bir kimse, yakın olan adam kadar o şeyi göremez." Bu cümleyi devamıyla izah eder misiniz; neye binaen söylenmiş bu ifade?

  22. "Cenab-ı Hak o latifeye hürmeten o matlubu yerine getirir. O latife pek uzaktan bana göründü ise de, teşhis edemedim." Latife nedir, Üstadımız teşhis edemedim demesine rağman o latifenin ehemmiyetini nasıl biliyor?

  23. "İnsanda öyle bir latife, öyle bir halet vardır ki, o latife lisanıyla her ne sual edilirse -velev ki fasık da olsun- Cenab-ı Hak o latifeye hürmeten o matlubu yerine getirir. O latife pek uzaktan bana göründü ise de, teşhis edemedim." bu hangi latifedir?

  24. "İnsanda öyle bir lâtife, öyle bir hâlet vardır ki, o lâtife lisanıyla her ne sual edilirse—velev ki fâsık da olsun—Cenâb-ı Hak o lâtifeye hürmeten o matlubu yerine getirir. O lâtife pek uzaktan bana göründü ise de, teşhis edemedim.'' izah?

  25. Fakat insanda öyle bir latife, öyle bir halet vardır ki, o latife lisanıyla her ne sual edilirse -velev ki fasık da olsun- Cenab-ı Hak o latifeye hürmeten o matlubu yerine getirir. Cümlesini açar mısınız?

  26. "Nasıl ki arş-ı rahmet su üzerindedir; arş-ı hayat ve ihya da toprak üstündedir." cümlesinde dört unsurdan; hava ve ateş için arş kavramından bahsedilmemiş, konuyu açıklar mısınız?

  27. "Arkadaş, topraktan ve toprağa inkılâp etmekten, kabirden ve kabre girip yatmaktan tevahhuş etme!" cümlesinin geçtiği yer ile ilgisi ne olabilir?

  28. "Fakat toprak ayinesi, çiçeklerinin renkleriyle, şemsin ziyasındaki yedi rengi de gösterir." Bunu açıklar mısınız ve neden toprakla çiçek iki ayrı varlık iken, sanki aynı şeymiş gibi söylüyor Üstad Hazretleri?

  29. "Kesif bir şeyin âyinesi ne kadar latif olursa, o nisbette suretini vâzıh gösterir. Ve nuranî ve latif bir şeyin de âyinesi ne kadar kesif olursa, o nisbette esmanın cilvelerini cilâlı gösterir." Kesifinki anlaşılıyor da, nuraniyi nasıl anlayacağız?

  30. Bu sır, daire-i vücub, tecerrüd ve ıtlak hasâisindendir. Ve fâil-i aslînin mâhiyetiyle, zıllî olan münfail arasındaki mübâyenet-i lâzimesidir... Diye devam eden kısmı açıklar mısınız?

Yükleniyor...