Block title
Block content

“El-hakku yâ’lû” Bizzat, Hem Âkıbet Muraddır

İçerikler

  1. "Ataletin mücazatı sefalet. Öyle de sa'yin sevabı olur servet. Sebatta da galebedir mükâfat. Zehirin ikabı bir maraz, panzehirin sevabı bir sıhhattır." İzah eder misiniz?

  2. "Hak olan bir vesile, bâtıl vesileye galiptir. Dolayısıyla, bir hak bir bâtıla mağlûptur." Bu iki cümle birbirine zıt görünüyor, nasıl anlaşılabilir?

  3. "Hem, dünyada hayatın hakkı şâmil ve âmmdır. O rahmet-i âmmenin bir cilve-i mânidar, onun bir sırr-ı hikmeti var; küfür mâni değildir." ifadelerini izah eder misiniz?

  4. "Madem el-hakku ya'lû haktır. Neden kâfir Müslime, kuvvet hakka galiptir?" Bazı çevreler her vesileyle İslam aleminin bugünkü perişan haline İslam’ın sebep olduğunu iddia edip din aleyhinde bulunuyorlar. Bilgi verir misiniz?

  5. "O Zât-ı Zülcelâlin iki vasf-ı kemâlden iki şer´î tecellî, vasf-ı irâdeden gelen meşîetle takdirdir. O da şer´-i tekvinî. Vasf-ı kelâmdan gelen şeriat-ı meşhure." Lemeatta geçen bu pasajın tümünü izah eder misiniz?

  6. Geri kalmışlığımızın sebeplerini, Risale-i Nur penceresinden değerlendirir misiniz?

  7. Kafir sıfatlı bir Müslüman, cehennemde Müslüman sıfatlı bir kafirden daha ağır azap çeker mi? Risale-i Nur'daki "Bilvasıta, o kâfir dahi ona galiptir." ifadesini galibiyet tecellisi böyle midir? Yoksa başka bir galibiyet tecellisi daha var mıdır?

  8. "Bir bâtıla vesile olmuş olursa bir hak, vaktâ ki galip olsa; Bir bâtıla ki, olmuş o da vesile-i hak. Bilvasıta bir hakkın bir bâtıla mağlûptur. Fakat bizzat değildir." İzah eder misiniz?

  9. "Bir hak bilkuvve kalmış. Yahut kuvvetsiz kalmış. Ya mahlûttur, hem mahşûş. Ona da bir inkişaf, ya bir taze kuvvet vermek lâzım gelmiştir." Bu cümleleri devam ile birlikte izah eder misiniz?

Yükleniyor...