"Şöyle düşünün; siz kafanızda bir kainat ortaya çıkardınız. O kafanızda yarattığınız dünya ve üzerindeki insanlar, kendi başlarına müstakil bir varlığa sahip midirler? Hayır!.." Böyle düşünmek vahdetü'l-vücuda götürmüyor mu?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bu ibarelerden vahdet-i vücut fikrini çıkarmak zorlama bir tevil olur. Biz bu ibarelerden daha ziyade kayyumiyet fikrini anladık. Evet kainat ve mahlukat İlahi irade ve kudret ile ayakta duran, ama varlığı da sabit olan İlahi birer eserdirler. Ayrıca eşyanın hakikatini, yani varlığını inkar etmek Ehl-i sünnet inancına aykırıdır. Bütün İslam alimleri vacibü'l-vücut olan Allah’ın varlığından başka ve ayrı olarak, eşyanın varlığı hususunda söz birliği etmişlerdir.

Bu yüzden İlahi irade ve kudrete bağımlı ve İlahi kudret tarafından sonradan icat edilmiş de olsa, eşyanın harici ve sabit bir vücudu vardır. Eşyaya hayal ve adem nazarı ile bakmak yanlış ve hatalı bir düşüncedir. Veya eşyayı, sanatkarı olan Allah’ın bir cüzü ve parçası şeklinde kabul etmek şirk ve küfür olur. İslam bu tarz panteist fikirleri kabul etmez. Bizdeki vahdet-i vücut ile felsefedeki panteizm, görünüşte birbirine benzese de, aralarında sera ile Süreyya kadar fark vardır. Bu konu hakkında sitemizde yeterince cevap bulunmaktadır, tafsil için o cevaplara bakılabilir.

Ayrıca insanı kaderin elinde bir kukla şeklinde tasvir etmek sapkın cebriye mezhebine sapmak demek olur. Ehl-i sünnet ne kaderi ne de insan iradesini inkar etmez, ikisi arasında ince ve latif bir telifatta bulunur. Zaten kaderin en zor ve en anlaşılmayan kısmı irade ve kaderin uyumu meselesidir. İrade ve kader meselesi Risale-i Nur'da tam halledildiği ve sitemizde bu hususta çok cevaplar olduğu için bu kısmı da kısa kesiyoruz.

Eski hükemanın çürük ve batıl bir iddiası olan “Birden bir sudur eder.” fikri, anlaşılan, müellifin kafasında bir müddet ciddi bir tahkik konusu olarak belirmiş. Bir ve tek olan Allah’ın sonsuz ilim, irade ve kudreti ile kesret alemini yaratması “Kün fe yekün.” emrine bakar. Yani Onun bu çokluk alemini yaratması gayet basit ve kolaydır.

Üstad Hazretleri bu hususa şöyle işaret ediyor:

" 'Birden bir sudur eder.'; yani 'Bir zattan bizzat bir tek sudur edebilir. Sair şeyler, vasıtalar vasıtasıyla ondan sudur eder.' diye, Ganiyy-i ale'l-Itlak ve Kadîr-i Mutlakı âciz vesaite muhtaç göstererek, bütün esbaba ve vesaite, rububiyette bir nevi şirket verip, Hâlık-ı Zülcelâle 'akl-ı evvel' namında bir mahlûku verip âdeta sair mülkünü esbaba ve vesaite taksim ederek bir şirk-i azîme yol açan şirk-âlûd ve dalâlet-pîşe o felsefenin düsturu nerede? Hükemanın yüksek kısmı olan işrakıyyun böyle halt etseler, maddiyyun, tabiiyyun gibi aşağı kısımları ne kadar halt edeceklerini kıyas edebilirsin."(1)

(1) bk. Sözler, Otuzuncu Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...