Su ve bereket mucizeleri bahsinde; yerinde görmek maksadıyla hem tevatür hem manen tevatür olan, hem sükûti hem de haber-i vahide ayrı ayrı misal verebilir misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Peygamber Efendimiz (asm)'in bereket hususunda gösterdiği bütün mucizelerine bereket mucizesi diyoruz. Bereket mucizesinin cüzleri ve fertleri çoktur. Bu cüz ve fertlerin bazılarının rivayet kuvveti haber-i vahid iken, bazıları da mütevatir şeklindedir.

İşte rivayet kuvveti mütevatir olan bir mucize, haber-i vahid olan diğer mucizeye hariçten destek verip umumi olan bereket çatısına kuvvet bahşediyor. Yani aynı maksada hizmet edip, aynı gayede fani oluyorlar. Âdeta kuvvetli olan zayıfta temessül edip, onu da kuvvetli yapıyor.

Mühim olan, bereket mucizesinin sağlam ve ayakta kalması olduğuna göre, her bir fert ve cüz’ (mucize) birbirlerine yardım edip kuvvet veriyorlar. Şayet bereket mucizesi bir cüz’ ve fert üzerinde bina olsa idi, insanlar bu hususta şek ve şüpheye düşebilirdi. Birçok cüz’ ve fertler (farklı farklı mucizeler) üstüne bina olması bu şek ve şüpheyi bertaraf ediyor. On sağlam cüz’ün yanında bir zayıf cüz’ sağlam olarak addedilir.

"ON ÜÇÜNCÜ MİSAL: Ebu Davud ve Ahmed ibni Hanbel ve İmam-ı Beyhakî gibi sadûk imamlar, Dükeynü'l-Ahmes ibni Saidi'l-Müzeyn'den, hem altı kardeşle beraber sohbete müşerref ve sahabelerden olan Numan ibni Mukarrini'l-Ahmesiyyi'l-Müzeyn'den, hem Cerir'den naklederek, müteaddit tariklerle Hazreti Ömer ibnü'l-Hattab'dan naklediyorlar ki:"

"Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm Hazret-i Ömer'e emretti: 'Ahmesî kabilesinden gelen dört yüz atlıya yolculuk için zâd ü zahîre ver.' Hazret-i Ömer dedi: 'Ya Resulallah, mevcut zahîre birkaç sâ'dır. Kümesi, oturmuş bir deve yavrusu kadardır.' Ferman etti: 'Git, ver.' O da gitti, yarım yük hurmadan, dört yüz süvariye kifayet derecesinde zâd ü zahîre verdi. Ve dedi: Hiç noksan olmamış gibi eski halinde kaldı."

"İşte şu mucize-i bereket, dört yüz adamla ve bahusus Hazret-i Ömer ile münasebettar bir surette vukua gelmiştir. Rivayetlerin arkasında bunlar var. Bunların sükûtu, tasdiktir; iki üç haber-i vahid deyip geçme. Böyle hadiseler haber-i vahid dahi olsa, tevatür-ü mânevî hükmünde kanaat verir." (Mektubat, On Dokuzuncu Mektup, Yedinci Nükteli İşaret)

Manevi tevatür; bir hâdiseye veya mucizeye şahidlik edenlerin bir kısmının rivayetini diğer bir kısmının susmak yolu ile teyid etmelerine deniyor. Mesela, Peygamber Efendimiz (asm)'ın bir mucizesine dört yüz kişi şahid oldu. Bu şahid olanlardan bir tanesi bu mucizeyi şahid olmayanlara nakledip rivayet ediyor; diğer üç yüz doksan dokuz kişi ise buna itiraz etmeyip sükût ediyor. Bu sükût, o bir kişiyi manen tasdik etmek ve desteklemek demektir. Şayet bu bir kişi vak’aya zıt bir şey ilave etse, diğer üç yüz doksan dokuz kişi sükût etmeyip itiraz edecekler. Bu rivayet ve nakil zahirde bir kişi olsa bile, manen dört yüz kişilik bir rivayet ve nakil kuvvetindedir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...