Süfyanın övülmesi, mahiyetinin pek bilinmemesinin sebebi ne olabilir? Bu sistemin kurbanı olanların akıbeti ne olacak? Bize düşen nedir?

Soru Detayı

- Bu nasıl bir imtihandır ki heryerde süfyan övülüyor, onun asıl mahiyetini herkes bilmiyor. Televizyonlarda dışarda okul da profesörler uzmanlar deli gibi put gibi ilah gibi yapıyorlar.
- Üstad bu adamın asıl mahiyetinin bilinecegini söylemiş midir ben göremedim veya çıkaramadım bu adamın neden herkes sarahat derecesinde ne zaman asıl mahiyetini görecekler aldatma ile iş yaptigini bilecekler neden bilemiyorlar öyle adamlar var ki bilse hakikatini belki sevmeyecek.
- Bizim neyimiz farklı bizde seviyorduk, başta ama değiştik mahiyetini gördük kimseye düzgün eğitim verilmiyor. Mehdi'nin kitapları okutulmuyor okullarda ve gerçek mahiyetini görmüyorlar. Görmedikleri ve araştırmadıkları için de o eğitim sisteminin kurbanları oluyorlar.
- Herkes bilmeyecek mi bu kişilerin hakikatini açık bı sekilde. Yok mu belgeler yok mu deliller sanki birgün var ise o belgeler çıkmayacak mı ortaya. Anlasalar bile onların zamanında bu zaman kadar bu sistemin kurbanı olanlar ne olacak? 

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Deccal ve süfyan gibi dehşetli şahıslar, münafıkane ve alametleri teşbihi hadislerle geldiğinden, ancak tahkiki iman nuru ile bilinebilirler. Risale-i Nur'un tahkiki iman dersleri süfyanın mahiyetini anlamada bir projektör görevi görüyor. Bu sebeple Risale-i Nuru tahkik edenler süfyanın mahiyetini idrak edip zararlarından korunabiliyorlar. Risale-i Nur deccal ve süfyan gibi dehşetli şahısların şerlerinden emin olma konusunda en muteber en muhkem bir kale gibidir.

Bunun dışında diğer tarikat ve cemaatler, İslam ve imanın mihenk ve hükümleri sayesinde süfyanı süfyan olarak olmasa da zararlı ve tehlikeli bir şahıs olarak görüp ondan uzak kalabiliyorlar. Süfyanın icraatları dinin mihenk ve hükümlerine uymadığı için, dini hassasiyeti olanlar ondan bir derece kendini koruyabiliyorlar.

Toplumun bir kısmı da süfyana bilerek ve severek tabi oluyor, onun inkılap ve icraatlarına tam teslim oluyorlar ve hatta tamimine (yayılmasına) çalışıyorlar. Bunlar süfyanın gönüllü askerleri niteliğindedir.

Toplumun kahir ekseriyetini oluşturan avam tabakası ise bu konuda bir derece mazur sayılabilirler. Süfyanın kanun baskısı ile uyguladığı birtakım icraatlardan sorumlu olmazlar. Mesela;

"İKİNCİ MESELE: Rivayette var ki, 'Âhir zamanın dehşetli bir şahsı sabah kalkar, alnında هٰذَاكَافِر yazılmış bulunur.' "

"اَللّٰهُاَعْلَمُبِالصَّوَابِ‌, bunun te’vili şudur ki: O Süfyan, kendi başına frenklerin serpuşunu koyup herkese de giydirir. Fakat cebir ve kanunla tâmim ettiğinden, o serpuş dahi secdeye gittiği için, inşaallah ihtida eder; daha herkes -yalnız istemeyerek- onu giymekle kâfir olmaz."(1)

Avam ekseriyet genellikle toplumun ileri gelen münevverlerini takip eder bu münevverler istikamet içinde olursa avam ekseriyette istikamet içinde olur. Bu durumda yapılacak en güzel hizmet, toplumu sevk ve idare eden aydın tabakasının iman hizmetleri ile aydınlatılmasıdır ki bu da zaman, emek ve gayret ile olur. Risale-i Nur hizmetleri ne kadar inkişaf edip öğretmen, doktor, mühendis, asker vesaire halkla bütünleşmiş ve model kişilerin sayısı artarsa, toplum kendiliğinden istikamete girmeye başlar.

Zaten süfyanın gücü zamanla azalacak toplum üzerindeki tesiri gün geçtikçe zayıflayacak bu husus hadiste şu şekilde ifade edilmektedir:

"ON İKİNCİ MESELE: Rivayetlerde var ki: 'Deccal’ın birinci günü bir senedir, ikinci günü bir ay, üçüncü günü bir hafta, dördüncü günü bir gündür.'"

لَا يَعْلَمُالْغَيْبَاِلَّا اللّٰهُ bunun iki tevili vardır:

"Birisi: ..."

"İkinci tevili ise: Hem büyük Deccal’ın hem İslâm Deccalı’nın üç devre-i istibdatları manasında üç eyyam var. 'Bir günü, yani bir devre-i hükûmetinde öyle büyük icraat yapar ki üç yüz senede yapılmaz. İkinci günü, yani ikinci devresi, bir senede otuz senede yapılmayan işleri yaptırır. Üçüncü günü ve devresi, bir senede yaptığı tebdiller on senede yapılmaz. Dördüncü günü ve devresi âdileşir, bir şey yapmaz, yalnız vaziyeti muhafazaya çalışır.' diye gayet yüksek bir belâgatla ümmetine haber vermiş."(2)

Bu nedenle bu şahısların maskesi zamanla düşecek ve kimin ne olduğu gün gibi ortaya çıkacaktır.

Bize düşen bu sürecin hızlanması için Risale-i Nur hizmetlerinde daha gayretle daha şevkle çalışmaktır. Hiçbir şey durup dururken kendiliğinden değişmez; çaba, gayret ve mücadele ister.

Dipnotlar:

1) bk. Beşinci Şua, İkinci Makam.

2) bk. age.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...