"Sûre-i Yusuf’ta ... Yedi sekiz cümle, îcaz ile tayyedilmiş; hiç fehmi ihlal etmiyor, selasetine zarar vermiyor." Ne demektir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bediüzzaman Hazretleri şöyle buyurur:

"Sûre-i Yusuf'ta فَاَرْسِلُونِ kelimesinden يُوسُفُ اَيُّهَا الصِّدِّيقُ ortasında yedi sekiz cümle, îcaz ile tayyedilmiş; hiç fehmi ihlâl etmiyor, selâsetine zarar vermiyor. Bu çeşit mucizâne îcazlar Kur'ân'da pek çoktur. Hem pek güzeldir." (Mektubat, 26. Mektup)

Burada Üstadın kastettiği husus, Kur'ân'da gerçekten söylenmiş ve sonradan çıkarılmış yedi sekiz cümlenin bulunması değildir. Kastedilen, olayın tabiî akışı içerisinde zihnin kendiliğinden tamamladığı bazı safhaların Kur'ân tarafından zikredilmeyip kısa geçilmesidir. Buna belâgatta îcaz denir. Yani az sözle çok mana ifade etmek.

Yusuf Sûresi'nde kurtulan mahpus:

"Ben size bunun yorumunu haber veririm, beni gönderin." (فَاَرْسِلُونِ)

dedikten hemen sonra âyet:

"Ey Yusuf, ey sıddîk..." (يُوسُفُ اَيُّهَا الصِّدِّيقُ)

ifadesine geçmektedir.

Normalde olay örgüsünde şu tür ara safhaların bulunması beklenir:

  • Kral onun talebini kabul etti.
  • Zindana gitmesine izin verildi.
  • O kişi saraydan ayrıldı.
  • Zindana doğru yol aldı.
  • Zindana ulaştı.
  • Yusuf Aleyhisselâm'ın yanına girdi.
  • Selam verdi ve hâl hatır sordu.
  • Sonra rüyayı anlatmak üzere söze başladı.

Bütün bu aşamalar olayın tabiatı gereği zihinde zaten tamamlanmaktadır. Kur'ân ise bunları uzun uzun anlatmak yerine doğrudan neticeye geçerek:

"Ey Yusuf, ey sıddîk..."

buyurur. Böylece hem mana eksik kalmaz hem de anlatım son derece canlı ve akıcı olur. Fehim bu ara sözlerin söylenmemesi ile manayı anlamada zorlanmadığı açıkça görülmektedir.

Ancak bu ara cümlelerin tam olarak nasıl ifade edileceğini kesin şekilde söylemek mümkün değildir. Çünkü Kur'ân bunları özellikle zikretmemiştir. Bunlar ancak olayın akışından anlaşılan mukadder safhalardır. Üstadın "yedi sekiz cümle tayyedilmiş" ifadesi de bu tür ara merhalelere işaret etmektedir.

Bazı müfessirler bu boşlukları İsrailiyat kaynaklarından gelen rivayetlerle doldurmaya çalışmışlardır. Fakat çoğu zaman bu rivayetler Kur'ân'ın vermek istediği asıl mesajı gölgeleyebilmekte ve gereksiz ayrıntılara kapı açabilmektedir. Bu sebeple en sağlıklı yol, Kur'ân'ın îcazındaki belâgata dikkat etmek ve zikredilmeyen ayrıntıları zorlamadan, olayın tabii akışı içerisinde anlamaktır.

Çünkü Kur'ân'ın maksadı tarihî ayrıntıları eksiksiz nakletmek değil; kıssalar vasıtasıyla hidayet, ibret ve hikmet dersleri vermektir. Bu sebeple Kur'ân kıssalarında asıl gaye kıssa değil, hissedir. Kur'ân'ın zikretmediği ayrıntılar çoğu zaman mesaj açısından gerekli görülmediği için îcaz yoluyla geçilmiştir. İşte bu da Kur'ân'ın eşsiz belâgat ve i'câz yönlerinden biridir.

1 : Âyetin tamamı şöyle: وَقَالَ الَّذِى نَجَا مِنْهُمَا وَادَّكَرَ بَعْدَ اُمَّةٍ اَنَا اُنَبِّئُكُمْ بِتَاْوِيلِهِ فَاَرْسِلُونِ (O iki gençten kurtulmuş olanı, bir hayli zaman sonra Yusuf’u hatırladı ve “Ben size bu rüyanın tâbirini bildiririm, beni zindana gönderin” dedi. Yûsuf Sûresi 12:45.)
2 : Âyetin tamamı şöyle: يُوسُفُ اَيُّهَا الصِّدِّيقُ اَفْتِنَا فِى سَبْعِ بَقَرَاتٍ سِمَانٍ يَاْكُلُهُنَّ سَبْعٌ عِجَافٌ وَسَبْعِ سُنْبُلاَتٍ خُضْرٍ وَاُخَرَ يَابِسَاتٍ لَعَلِّىۤ اَرْجِعُ اِلَى النَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَعْلَمُونَ (Zindana varınca, “Ey Yûsuf, ey doğru sözlü kişi,” dedi. “Yedi zayıf ineğin yediği yedi semiz ineği ve kurularla karışık yedi yeşil başağı bize tâbir et ki o insanların yanına bu haberle döneyim; belki böylece senin kadrini bilirler.” Yûsuf Sûresi, 12:46.)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 3.892
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...