Kur’an’ın mu’cize olan vecihlerinden birisi de veciz olmasıdır. Bediüzzaman Hazretleri Yûsuf Sûresi’nin 45 ve 46. ayetlerini bu mânâya misal veriyor; açıklar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Hz. Yusuf zindanda iken, beraber olduğu iki zindan arkadaşının rüyasını tabir etmiş ve tabiri aynen çıkmıştı. Hz. Yusuf zindan hayatına devam ederken, Mısır hükümdarı acib bir rüya gördü, etrafındakilerden rüyayı tabir etmelerini istedi. Ancak kimse rüyayı tabir edemedi.

Bunun üzerine, hükümdarın yakın çevresinde olan ve daha önce zindanda iken Hz. Yusuf'un rüya tabirinde maharetini fiilen gören hükümdarın şarapçısı “Beni Ona gönderin.” dedi. Kur'an-ı Kerîm, bu meâldeki ibarenin hemen peşinde bu kişinin Hz. Yusuf'la konuşmasına yer verir: “Yusuf, ey sıddık kişi!” deyip Ona rüyayı anlatır ve tabirini ister.(1)

Bu durumda bu iki cümle arasında bağlantıyı kuracak bazı başka cümleler vardır. Yani “'Beni bu rüyayı tabir etmesi için Yusuf'a gönderin.' dedi. Onlar da gönderdiler. O da zindana vardı ve 'Yusuf, ey sıddık kişi!' dedi.”

İşte Kur'an, bu beş cümleyi bir cümlede hulasa edip veciz olarak ifade etmiştir. Bu vecizlik mânânın anlaşılmasını ihlal etmemiş, anlamayı zorlaştırmamıştır.

(1) bk. Yusuf Suresi, 12/45-46.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...