"Takvâ-yı hakikî ise, gurur ve enâniyetle içtima edemiyor." cümlesini izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İslâmiyet, tevhid-i hakikî dinidir ki, vasıtaları, esbabları iskat ediyor, enâniyeti kırıyor, ubûdiyet-i hâlisa tesis ediyor. Nefsin rububiyetinden tut, tâ her nevi rububiyet-i bâtılayı kat ediyor, reddediyor.

Bu sır içindir ki, havastan bir büyük insan tam dindar olsa, enâniyeti terk etmeye mecbur olur. Enâniyeti terk etmeyen, salâbet-i diniyeyi ve kısmen de dinini terk eder.

Şimdiki Hıristiyanlık dini ise, velediyet akidesini kabul ettiği için, vesait ve esbaba tesir-i hakikî verir. Din namına enâniyeti kırmaz; belki “Hazret-i İsâ Aleyhisselâmın bir mukaddes vekili” diye, o enâniyete bir kudsiyet verir. Onun için, dünyaca en büyük makam işgal eden Hıristiyan havasları tam dindar olabilirler.

Hattâ Amerika’nın esbak Reisicumhuru Wilson ve İngilizin esbak Reis-i Vükelâsı Lloyd George gibi çoklar var ki, mutaassıp birer papaz hükmünde dindar oldular. Müslümanlarda ise, öyle makamlara girenler, nadiren tam dindar ve salâbetli kalırlar. Çünkü gururu ve enâniyeti bırakamıyorlar. Takvâ-yı hakikî ise, gurur ve enâniyetle içtima edemiyor." (Mektubat, Yirmi Dokuzuncu Mektup, Yedinci Kısım)

Takva; Allah'tan korkup, isyandan ve her türlü günahlardan uzak durmaktır.

Gurur, kibir ve enaniyet hastalığı ile yaralanmış birisinin takva dairesinde olması pek mümkün değildir. Çünkü iki zıddın aynı anda olması mümkün değildir. Bir insanın aynı anda hem akıllı hem de aptal olması mantıken nasıl mümkün değilse, bir insanın hem hakikî takva sahibi olup hem de gurur ve tekebbür içinde olması da aynı şekilde mümkün değildir. Kısaca gurur ve kibir hastalığı tedavi edilmeden hakikî takva dairesine girilemez.

Şayet birisi takva gözündüğü halde gurur ve enaniyet yapıyorsa, takvasının içi boş demektir. Takvanın en son derecesi kalbi bu gibi manevî hastalıklardan temizlemektir. Gurur ve enaniyet kalpte diri bir şekilde duruyorsa, henüz takva tamamlanmamış demektir.

Gururlu ve kibirli bir insanın Allah’ın sevgili bir kulu olması ve O’nun rızasını kazanması asla mümkün değildir. Nitekim bir hadis-i şerifte şöyle buyurulur:

“Zerre miskal kalbinde kibir bulunan cennete girmez / giremez.” (Ebû Dâvud, Libâs, 26)

Tabiî buradaki kibir Allah'a karşı gösterilen ve inkâra götüren kibirdir. Âlimlerimiz buradan yola çıkarak; insanlara karşı da kibir göstermenin de doğru olmadığını ve cezayı gerektiren bir fiil olduğunu ifade etmişlerdir. Bundan dolayı hakikî takva sahipleri bu hastalıktan kurtulmak için ciddi bir şekilde gayret etmiş ve nefisleriyle mücadele etmişlerdir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...