"Temasül tezadın sebebidir. Tenasüp tesanüdün esasıdır. Sıgar-ı nefis tekebbürün menbaıdır. Zaaf gururun madenidir. Acz muhalefetin menşeidir. Merak ilmin hocasıdır." Bu ifadeleri açıklar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"97. Temasül tezadın sebebidir. Tenasüp tesanüdün esasıdır. Sıgar-ı nefis tekebbürün menbaıdır. Zaaf gururun madenidir. Acz muhalefetin menşeidir. Merak ilmin hocasıdır."(1)

"Sıgar-ı nefis tekebbürün menbaıdır." Sıgar, zelil ve hakir olma hali, küçüklük ve kıymetsizlik gibi manalara geliyor.

Sığar olan, yani ham ve terbiye edilmemiş nefisten kibir ve gurur gibi manevi hastalıklar türer. Nasıl mikroplu bir ortam hastalık üretmeye müsait ise, ıslah ve terbiye edilmemiş kıymetsiz bir nefis formunda da kibir ve benzeri hastalıklar türemeye müsaittir. Nefis mikrop yuvası olduğu için bütün manevi hastalıkların membaı ve kaynağı hükmündedir. Bu yüzden nefsi iman ve ibadet ile sterilize etmek gerekir.

"Zaaf gururun madenidir." Zayıf ve güçsüz bir adam, bu zayıflığını ve güçsüzlüğünü gurur perdesi ile örtmeye çalışır. Kuvvetli ve güçlü bir adam ise gurur perdesine muhtaç değildir. Yani kim gurur ve kibre tenezzül ediyor ise, o kimse gayet zavallı ve çelimsiz biri demektir ki, bu noksanlıklarını gurur ile örtmeye çalışıyor. Mezarlıktan geçen birisi nasıl korku yüzünden ıslık çalıyor ise, gayet zayıf ve zavallı bir adam da korkusu ve zaafı yüzünden gurur türküsüne asılıyor.

"Acz muhalefetin menşeidir." Aciz adam elinden bir şey gelmediği için sadece kuru muhalefet yapar. Kuvvetli adam ise muhalefet değil icraat yapar. Yani kuvvetli birisi ortada bir haksızlık varsa, ona sadece fikri bir muhalefet yapmaz, onu kuvveti ile düzeltir ya da düzeltmek için mücadele eder. Ama zayıf ve aciz adam, sadece ağlar sızlar, ortalığı velveleye verir.

"Merak ilmin hocasıdır." İnsandaki merak duygusu, insanı öğrenmeye ve talime teşvik eder. Bu da ilme ve alim olmaya bir dinamik, bir teşvikçidir. Merakı olmayan birisi alim olamaz.

"Temasül tezadın sebebidir." Temasül, birbirine benzemek, birbirine müsavi ve müşabih olmak demektir ki, makam ve kabiliyetleri birbirine yakın veya denk olan insanlar birbiri ile ahenk içinde olamaz, birbirine zıt hareket ederler. Mesela bir yerde rütbesi aynı olan on asker bulunsa, orada ihtilaf vuku bulabilir, bir ahenk ve düzen kurulamayabilir. Çünkü makamları temasül içinde olduğu için, birbirine hükmedemeyeceklerinden zıt hareket edebilirler.

"Tenasüp tesanüdün esasıdır." Mizaç ve meşrepleri ya da kafa ve ruh yapıları birbirine uygun ve mütenasip insanlar dayanışma içinde olurlarken, mizaç ve meşrebi muhalif olanlar ihtilaf ve niza içinde olurlar. Bunu pratik hayatta çoklukla görmemiz mümkündür. Evet, dayanışma ve kucaklaşma uyum ve ahenkten çıkar.

(1) bk. Mektubat, Hakikat Çekirdekleri: 97.

"Sığar-ı nefs tekebbürün menbaıdır. Zaaf gururun madenidir." cümlelerindeki zaiflik ve küçüklük, niçin gurura yol açıyor?

Büyük olmak ayrı, büyüklenmek ayrıdır. Gerçekten büyük olanlar büyüklenme ihtiyacı hissetmezler. Küçük olanlar ise, kendilerini olduklarından büyük göstermeye çalışırlar.

Anlatılır ki, dede ile torun kırlara çıkmışlar. Buğday tarlalarının yanından geçerken, torun dedesine sormuş:

"Dedeciğim, bazı başaklar dimdik, bazıları ise başlarını eğmişler, acaba neden?"

Dede şu cevabı vermiş:

"Yavrum, o dimdik olanlar içi boş başaklar. Başını eğenler ise, dolgun başaklar!"

Meyve ağacı, meyvesi çok olduğunda dalları yere eğilir; meyvesiz olduğunda ise, dalları diktir.

Pencereden dışarıya bakmak isteyen iki insandan boyu kısa olan uzanarak, boyu uzun olan ise, eğilerek bakar.

İşte, büyüklüğün gereği tevazu ve mahviyettir, yoksa büyüklenmek ve tahakküm değildir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...