"Tevafukla işaretler, eğer münasebât-ı mâneviyeye istinad etmezse, ehemmiyeti azdır." Münasebât-ı mâneviye ne demektir?
Değerli Kardeşimiz;
"Tevafukla işaretler, eğer münasebât-ı mâneviyeye istinad etmezse, ehemmiyeti azdır. Eğer münasebet-i mâneviyesi kuvvetli ise, bu onun bir ferdi, bir mâsadakı hükmünde olsa ve müstesna bir liyakati bulunsa, o vakit tevafuk ehemmiyetlidir."
Münasebet-i manevî, burada Risale-i Nur'a olan tevafukat ve işaretin, ayetlerin metninde lügat açısından bir dayanağının olması manasındadır. Yani; Kur’an ayetlerinden Risale-i Nur'a işaret eden beşaretlerdir. Yoksa Üstad ayetin mana dairesinde olmayan, kuvvetsiz ve zayıf şeyleri tevafuk ve işaret diye bize sunmuyor.
Bahsi geçen paragrafta Üstad şu ibareler ile meseleye işaret ediyor:
"Ve o kelâmdan bunun iradesine bir emâre olur. Ve ondan o ferdin hususî bir surette dahil olduğuna ya remiz ya işaret ya delâlet hükmünde onu gösterir."(1)
Yani tevafuk ile ayet arasında remiz, işaret ve delalet kuvvetinde bir münasebet ve bir alaka var denmek isteniyor.
(1) bk. Şualar, Birinci Şua.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
Burada bahsedilen tevafuk meselesinde, bir meselenin nasıl manevi bir münasebeti olduğunu anlayabiliriz? Ne olursa tevafuk değerli ehemmiyetli olur? Ebced hesabı bilinemediği durumlar veya bu konuda ismimizin yeterli olmadığı durumlar oluyor. Ama hayatlarımızda bazı tevafuklar yaşayabiliyoruz, bazısı neden tekrar ediyor, bu bir imtihan mı , bir iltifat-ı rahmani bir mesaj mı?
Risale-i Nur’un bu derin hakikati, tevafuku sadece bir "rastlantı" veya "tesadüf" olmaktan çıkarıp, onu bir kaderî imza ve ilahî bir mektup seviyesine taşır. Bir tevafukun değerli ve ehemmiyetli olması, dış görünüşünden ziyade içindeki "manevî bağın" kuvvetine bakmaktadır.
Ebced hesabı veya isimlerin sırrına vakıf olmasak da, hayatımızdaki işaretleri doğru okumak için şu kriterlere bakabiliriz:
Manevî Münasebet Nasıl Anlaşılır?
Bir hadisenin manevî münasebeti, o hadisenin senin o anki ruhu halin, niyetin, ihtiyacın veya hakikat arayışınla olan uyumudur. Eğer yaşadığın tevafuk;
Zihnini meşgul eden bir soruya cevap oluyorsa,
İçinde bulunduğun bir çıkmazda sana bir çıkış yolu fısıldıyorsa,
Veya imanî bir hakikati kalbinde tasdik ettiriyorsa, orada kuvvetli bir manevî münasebet vardır. Yani mana (iç), maddeye (dış) galip gelmiş demektir.
Tevafuku Ne Değerli Kılar?
Üstad’ın ifadesiyle, tevafukun ehemmiyetli olması için "müstesna bir liyakat" veya "mâsadak" (doğrulayıcı) olma vasfı gerekir. Bir tevafuk şu durumlarda ehemmiyet kazanır:
İhlas ve İhtiyaç: Tam bir çaresizlik anında veya samimi bir dua neticesinde gelmesi.
Hizmet ve Hakikat: Şahsi menfaatlerden ziyade, bir hakikatin anlaşılmasına veya bir hayra vesile olması.
Küllîlik: Küçük bir olayın, kâinattaki büyük bir düzenin (örneğin İsm-i Hakîm'in veya İsm-i Adl'in) küçük bir numunesi olduğunu hissettirmesi.
Tekrar Eden Tevafuklar: İmtihan mı, İltifat mı?
Hayatımızda tekrarlanan bu ritmik işaretler genellikle tek bir amaç gütmez; durumuna göre farklı anlamlar taşır:
İltifat-ı Rahmanî: Eğer bu işaretler senin şevkini artırıyor, seni şükre sevk ediyor ve kalbine huzur veriyorsa, bu bir ilahî okşamadır. "Yalnız değilsin, seni görüyorum ve işitiyorum" mesajıdır.
İkaz ve İrşad: Eğer tevafuk seni bir yanlıştan döndürüyor veya bir eksiğini hatırlatıyorsa, bu bir rahmetli ikazdır.
İmtihan: "Bak, ben sana bu kadar işaret gönderiyorum; sen bu işaretlerin arkasındaki Müsebbibü'l-Esbab'ı (Sebeplerin Yaratıcısı) görecek misin, yoksa sadece işaretin kendisine mi takılıp kalacaksın?" sorusudur.
Özetle: Ebced veya cifir gibi teknik ilimler, bu işin matematiksel ispatıdır; ancak asıl olan kalbî duyarlılıktır. Eğer bir olay seni Allah’a yaklaştırıyor, esmasını hatırlatıyor ve hayretini artırıyorsa, o tevafuk senin için çok "ehemmiyetli" ve "mübarek" bir mesajdır. İşaretin kendisine (sebebe) değil, o işareti oraya koyana (Müessir'e) odaklanmak, tevafuku gerçek manasına kavuşturur.
Hizmete uzaktan yakından taalluk eden bir husus varsa, muhakkak manevi münasebet barındırır. "Çendan gözükmüyor fakat bir cihetle var" gibi ifadeler takip ediyor bu hükmü. Zuhurata tabi olarak gayr-ı şuuri yani farkında olmadan cereyan eden umur, maksada en çok hizmet ediyor ve mukaddemat-ı ihzariye hükmüne geçiyor. Sonrasının başka kodlarla teçhiz olması, ona halel getirmez. Hikaye yarım kalmadı, hikaye buraya kadardı. Bundan sonrası farklı. Üstadın hayatı ihtiyar ve tedbirinin haricinde öyle bir tarzda geçmiş ki, risaleleri intac etmiş. Bu bağlamda naçizane bir örnek; işimiz icabı borsa ve ekonomi ile ilgili görüştüğümüz bir yatırım danışmanı vardı. Kısa olarak tanımlanamayacak bir süre kadar temas halinde kalmış ve fikir teatisinde bulunmuştuk. Makro ve mikro bir çok mesele ele alındı sosyal alanlarda. O dönemde kazancı hizmete tasadduk etmek nedeniyle yatırım imkânı yoktu. Aradan zaman geçti ve o arkadaşın faaliyet alanı haricinde yatırım kısmet oldu. Aradım ve teşekkür ettim. Neden kendisi ile çalışmadığımı sorunca, farklı tercihin anlık geliştiğini ifade ettim. Nasip dağın altında da olsa seni bulur. Aklımda yokken umulmadık yerden ticari hisse terettüp etti. Farkında olarak veya olmayarak o dönemde açığa çıkan ilişkiler, elbette rol almıştır bu süreçte. Hem de bizim tahmin ettiklerimizden çok daha fazla. Bu nedenle, netice itibarıyla bakmak gerek hadiseye. Münasebet az veya zayıf denen husus, açıkça boy göstermese de, en büyük etkiye sahiptir izn-i İlahi ile. Üstelik anlık gelişen durumun ötesinde. Devam ve külliyet, ulviyet ve intizama delildir