Block title
Block content

"Tevekkül, kanaat ve iktisat öyle bir hazine ve bir servettir ki, hiçbir şeyle değişilmez." cümlesini izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İnsanın elindeki mal, para, makam ve zenginlik gibi şeyler arizidir, yani her an elinden kayıp gitmeye namzettirler. Ama ahlak ve karakter halinde insanda bulunan tevekkül, kanaat ve iktisat gibi değerler insanın öz malı değişmez birer hazinesi gibidir. Bu üç haslet insanda var oldukça insan daima mutlu, huzurlu ve güven içinde olacak demektir.

Bu üç haslet yoksa dünyanın tapusu üzerinde de olsa yine insan korku, huzursuzluk ve endişe içinde olacak, çünkü bu malın garantisi bulunmuyor her an elinden kayıp gidebilir. Her an zillet ve fakirlik içine düşebilir. Bir kriz bir kıtlık bir savaş bir musibet malını mülkünü bir anda telef edebilir, ama yerleşik ahlaki değerlerini asla alamaz.  O zaman senin gerçek zenginliğin ve gücün sahip olmuş olduğun ahlaki değerlerdir. Onları ne sel alır ne yel alır.

Kanaat; sebeplere müracaat ettikten sonra, Allah’ın ihsan etmiş olduğu neticeye razı olmak anlamına gelirken, iktisat ise; verilen bu neticeyi yani ihsanı, tutumlu ve yerinde kullanmak anlamındadır. Dikkat edilirse burada para miktarından mal çokluğu ya da azlığından bahsedilmiyor.

Allah’a tevekkül etmeyen birisi kainatın hadiseleri altında ezilir, dolayısı ile bundan en çok insanın vicdanı etkilenir. Çünkü vicdan insanın en hassas ve en kırılgan cihazıdır, en küçük bir hata ve yanlışta bile sızlar ve inler.

Mesela, mümin, her şeyin tedbir ve dizgininin Allah’ın kudret elinde bildiği için, hiçbir şeyden endişe ve telaş etmez. Mümin bilir ki Allah bir musibeti alnına yazmış ise bundan kurtuluş yok, teslim olur. Aynı şekilde musibeti alnına yazmamış ise, hiçbir güç o musibeti başına bela edemez. Bu tevekkül ve düşüncesi mümini rahatlatır ve cesur kılar. İşte bu düşünce bir nevi psikolojik yükün, yani hadiseler karşısında endişe ve telaş etmenin, tevekkül vasıtası ile kadere atılması demektir ki vicdan burada huzura ve rahata kavuşur.

Ama kafir Allah’a ve onun kainattaki tedbir ve iradesine inanmadığı için her şeyi tesadüfe veriyor. O zaman başına her an bir iş bir musibet gelmesi muhtemeldir. Bu yüzden her şeyde bir endişe bir telaş duyar. Her hadise karşısında korkar ve titrer. Acaba bu musibet bana dokunur mu der hayatı zehir olur. Tevekkül bu anlamı ile sonsuz bir servet bir zenginlik gibidir, olanı zengin olmayanı perişan eder.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...