"Tevhid ve nübüvvetin ispatları, yalnız delil-i nakli ile sahih değildir. Çünkü devir lazım gelir... Nübüvvet de delil-i nakli ile ispat edilirse, muhal lazım gelir." İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
"Evet, tevhid ve nübüvvetin ispatları, yalnız delil-i naklî ile sahih değildir. Çünkü devir lâzım gelir."
"Evet, Kur'ân ve Hadisten ibaret olan naklî delillerin sıhhati, nübüvvetin sıhhat ve sıdkına bağlıdır. Eğer nübüvvet de delil-i naklî ile ispat edilirse, muhal lâzım gelir. Bunun için, Kur'ân-ı Kerim, tevhid ile nübüvveti delâil-i akliye ile ispat etmiştir. Amma haşir meselesinin hem aklî, hem naklî delillerle ispatı sahihtir." (1)
Bir şeyin bir şeye delil olabilmesi için, delil olduğu şeyin haricinde ve ondan müstakil olması lazımdır ki; ona kat’î ve aklî delil olabilsin. Şayet delil olan şey, delil olunan şeyle ayakta duruyor, onunla sabit oluyor ise, buna mantıkta devir denilir, ispatta kıymeti yoktur.
Meselâ; "Kur’an, Allah’ın kelamıdır" sözünde, "Delilin nedir?" denildiği zaman, "Allah, Kur'an'da böyle buyuruyor" demek ve ayetle ispat etmek "devir" şumulüne girer. Zira ayetin zaten Allah kelamı olmadığı iddia ediliyor, ayetin ayete delil olması devir olur. Öyle ise evvelâ, ayetin Allah kelamı olduğu, aklî ve naklî deliller ile ispat olunması gerekir. Ondan sonra ayet devreye girer.
Peygamber Efendimiz (asm)in sıdkı; Allah’ın varlığına haricî ve akli bir delildir; devir gibi bir delil değildir. Yani "O peygamberdir ve Allah vardır diyor ise, vardır" demek devir iken, Peygamber Efendimiz (asm)'in doğruluğu ve dürüstlüğü devir şumulüne girmez, zira sıdk haricî bir vasıftır ve herkes tarafından müşahede edilen bir haldir. "Ömründe yalana tenezzül etmemiş birisinin, en mühim bir meselede ve en büyük bir davada yalan söylemesi mümkün değildir, öyle ise Peygamber Efendimiz tevhid davasında da doğru ve dürüsttür" demek, gayet aklî ve haricî bir delildir, devir değildir.
Naklî deliller; Kur’an ve hadis-i şeriflerdir. Aklî deliller ise; Kur’an ve hadisleri doğrulayan ve akıl ve mantığın kabul edeceği delillerdir.
Mesela; "Hazret-i Muhammed (sav) ümmîdir, yani okuma ve yazması yoktur, Kur’an ise ilim dolu mu’cize bir kitaptır. Ümmi birisinin böyle eşsiz ve benzersiz bir kitabı telif etmesi mümkün değildir" demek; aklî ve mantıkî bir hüküm ve delildir.
Devir; kısır döngü bir şekilde delil getirilmesi istenen bir şeyin içinden delil getirmektir. Mesela; "Kur’an, Allah kelamı mıdır? sualine, Kur’an içinden naklî bir delil takdim etmek devir olur.
Yumurtayı kim yaptı?
Cevap: Tavuk.
Tavuğu kim yaptı?
Cevap: Yumurta.
O zaman tavuğu aradan çıkarırsanız yumurta, yumurtayı yapmış oluyor. Yahut yumurtayı aradan çıkarırsanız tavuk, tavuğu yapmış oluyor. Bu ise bir şeyin kendisini yapması demektir ve muhaldir.
Mümkün olan bir varlığı yine mümkün olan bir başka varlık yaratmış olamaz. Mümkünü ancak Vacib olan Allah yaratabilir.
Bir makale düşünelim. “Bunu kim yazdı?” diye sorduğumuzda yazı cinsinden olmayan bir varlık arayacağız ki o da insandır. Yani yazıyı insan yazmıştır. Yazının bir kelimesi diğerini yazmış olamaz, zira ikisi de aynı cinstendirler. Bir insanı anne ve babasının yaptığını söylemek, bir kelimeyi kendinden önce gelen kelimelerin yazdığını söylemek demektir.
“İnsanı kim yapmıştır?” sualine anne ve babası diye cevap veriyorlar. “Onları kim yaptı?” denildiğinde “onları da kendi anne ve babaları yaptı” deniliyor. İnsanlık ezelî olmadığına göre bu silsile ilk insana kadar gidecektir. İşte o ilk insanı kim yaratmışsa ondan doğan bütün torunlarını da O yaratmıştır. İlk atamızı Âdem ile Havva annemizden Habil ve Kabil’i yaratan Allah, bu insanlık silsilesini günümüze kadar getirmiş ve bütün insanlık âlemini de O yaratmıştır. Dünyanın ömrü oldukça gelecek yeni insanları da yine O yaratacaktır.
(1) İşârâtü'l-İ'câz, Bakara Sûresi, Âyet: 25 Tefsiri
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
Devir” lâzım gelmez. Zira, sıdkının delâili, Sâniin delâiline tevakkuf etmez.
Bu cümle daha farklı ve mealen anlayamadım
Nakli deliller; Kur’an ve Hadislerdir. Akli deliller ise; Kur’an ve Hadisleri harici bir şekilde doğrulayan ve akıl ve mantık çerçevesinde getirilen objektif önermelerdir.
Mesela; "Hazreti Muhammed (sav) ümmidir, yani okuma ve yazması yoktur, Kur’an ise kitabidir, yani ilmilik ve kitabilik isteyen bir kitaptır. Ümmi birisinin böyle eşsiz ve benzersiz bir kitabı telif etmesi mümkün değildir." demek; akli ve mantıki bir önerme ve delildir. Devir; kısır döngü bir şekilde delil getirilmesi istenen bir şeyin içinden delil getirmektir.
Mesela; "Kur’an, Allah kelamı mıdır? sorusuna, Kur’an içinden nakli bir delil takdim etmek devir olur.
Bu cümlenin açılımı burasıdır.